Sezonlardır isim değiştirerek, formatta yenilemeler yaparak ekranda olan İşte Benim Stilim birbirinden ilginç yarışmacılarla ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Programın bu sezon en gözde yarışmacısı şüphesiz Bahar Candan. Garip bakışları, taşan rujları, geriye doğru eğilerek yürümesi, ilginç iç çekişleri, gırtlaktan yüklendiği tiz ses tonu ile bir ekran tipi olan Bahar’ın hipnotize eden varlığı sosyal medyada da ilgi odağı olmasına neden oluyor.

Konuk jüri üyesi Hakan Ural’ın konuk olduğunda Bahar ile tanıştıktan birkaç dakika sonra “bu gerçek mi” diye sorması veya “bundan sonra ne olacak” sorusu izlemeyenler için bile durumun vehametini anlatmaya yetecektir diye tahmin ediyorum. Program formatı gereği giyilen kıyafetle nereye gidildiği sorulduğunda verdiği cevaplarda bir o kadar ilginç… Dondurma fabrikasına veya enerji santraline gidebilecek kadar ilginç seçimleri olan yarışmacı kollarını dümdüz uzatarak, bilekleri hareket ettirmek ve kafayı sallamak suretiyle yaptığı dansla da fenomenleşmiş durumda. Hukuk fakültesi öğrencisi olduğunu sürekli vurgulayan ve elitist tavrıyla dikkat çeken Candan ile tanışmam bir arkadaşımın paylaştığı 2 dakikalık video üzerinden oldu. Ardından kendimi youtube’da 2 saattir bu genç kadını izlerken buldum.

İşte bu soruya cevap aradığımı fark ettim izlerken, “bir insan nasıl böyle olabilir?”. Programdaki tiplerin kurgu olup olmadığı tartışıladursun, bu genç kadının kendine bir tip yarattığından ve bu tipi giyindiğinden hiç şüphem yok. Zira kendisinin programa başladığı ilk videoyu da izledim ve şu anki tip ile ilgisi yok. Sıradan tiki bir kadın duruyor podyumda, konuşma tarzı da yürüyüşü de sıradan. Başlarda eleştirerek baktıktan sonra bu yaratıcılık ile kendisini takdir ettiğimi fark ediyorum. Banu Alkan’ın bir diğer versiyonu gibi… Şov yapıyor, yaptığı şov insanları eğlendirirken kendisi asıl onunla dalga geçenlerle eğleniyor. Trollük olarak adlandırabileceğiz duruşu ile programa renk katmaktan öte, programın önüne geçen bu “tip”, popüler kültür ikonlarından biri olarak nam salmış durumda.

Programı izlediğinizde fark edeceksinizdir, herkes yalnızca nasıl giyindiğini değil nasıl biri gibi göründüğünü de pazarlıyor. Örneğin yarışmacılardan biri elinde bir kitap ile otururken “okur gibi yapıp entelektüel görünmeye çalıştığının” altını çiziyor. Ders çalışmaya gideceğini belirten bir diğeri, ellerine kahve alıp fotoğraf çekilmek için ders çalışıyor gibi yapacağının altını çiziyor. Instagram’a bu fotoğrafı atmak için ders çalışmaya gittiğini söylüyor. Program zaten başlı başına bir “-mış gibi” yapma kurgusu. Bu nedenle Bahar Candan gibi tiplerin de bu programdan türemesi olağan. Ağlamış gibi yapan yarışmacılar, bayılmış gibi poz kesen kadınlar, moda konuşuyormuş gibi yapıp komedi şova imza atan jüri üyeleri ile ekran yeni canlı yayın kahramanları kazanıyor. Meriç, Banu Alkan, Taner Tarlacı, Ajdar, Kaynana Semra, Cicişler gibi tipler bugüne kadar ekranda yer aldı, almaya da devam edecek. Bahar Candan da onlardan biri… Umarım Bahar adlı genç kız bu şöhret macerasından en az hasarla kurtulur. Zira izleyici en azından bir konuda istikrarlıdır, bugün tanısa bile yarın unutur.

FAZİLET HANIM VE HIRSLARI

Sezonun en iyi dizisi Fazilet Hanım ve Kızları değil belki ancak en iyi karakterlerinden biri kesinlikle Fazilet. O herkesin oyuncu olarak köşeyi dönme hayali kurduğu günümüzde çok çok gerçekçi bir karakter çiziyor. Kendini hem sevdirip hem de nefret ettirmesiyle O Hayat Benim’in Efsun’unu hatırlatan Fazilet, sinir krizleri, isyanları, atasözleri alıntıları, yalanları, vicdan azapları, acıları, hırsları ile tek tip ve iyi başrol karakterlerden sıkılmış izleyiciye iyi bir alternatif sunuyor.

Hem ağlatan hem de güldüren özellikleri ile dikkat çeken Fazilet için elbette en büyük alkışı oyuncu Nazan Kesal, senarist Sırma Yanık ve yönetmen Murat Saraçoğlu hak ediyor. Bir İstanbul Masalı’na evrileceğini tahmin ettiği ana hikaye, eminim Fazilet’i de daha çok parlatacak ekranların unutulmazları arasına ekleyecektir. Özellikle 45+ izleyicinin, annelerin sevgilisi olacağına inandığım Fazilet, Cumartesi için iyi bir seyir alternatifi oluşturuyor. Bakın derim.

EVLİLİK PROGRAMLARI YASAKLANMADI AMA…

Kanun Hükmünde Kararname ile evlilik programlarnın yasaklanacağı söylendi, sonra bu kararın evlilik programlarını kapsamadığı ortaya çıktı. Konu ile ilgili birkaç cümle etmek istiyorum. Yayından kaldırılması konuşulan programlar ile ilgili haberleri okurken aklıma o meşhur ve trajik Türk filminin “Ahlaksızlığı yayma cemiyeti” sahneleri geldi. Durum bence bu kadar trajik… Belki henüz yasak gelmedi ama yaptırımların ağırlaştırıldığı açıklandı. Yasaklamak çözüm değildir, TV aynadır. Rahatsızlık duyulan her neyse bu şekilde yasaklarla yok edilemeyecek ancak halı altına süpürülecek. Bu olmasa ekrana başka versiyonda bu tür programlar çıkaracak. 90’larda flört programları vardı, 2000’lerin ilk yarısında gelin kaynana programları öne çıktı, devamında ise evlilik programları her kanala yayıldı. Evlilik programları kaldırılsın, yerine bir başkası gelir. Herkesin izlemediğini iddia ettiği, herkesin izlediği, elitist yorumcuların rahatsızlıklarını dile getirdiği, muhafazakarların ahlaksız ilan ettiği ve neticede yasaklanan TV ürünleri form değiştirecek var olmaya devam edecektir. TV panellerinin kurallarını değiştirmek çözüm olur ancak bu da eskisinden çok daha zor, zira sermayenin el değiştirmesi ile satın alma gücüne sahip olanların eğitim düzeyleri, tüketim alışkanlıkları geçmişe göre bir hayli değişti. Meseleyi uzatmanın alemi yok, yapılan yalnızca ahlak bekçiliğidir ve savunulacak bir yanı yoktur.

Gizem Merve Kaboğlu

Mayıs 2017 – Cinedergi

Gizem Merve Kaboğlu
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldum. atv haber merkezi’nde ve Radyo Marmara’da yaptığım stajlarla deneyim kazandım. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda “Eleştirel haber okuryazarlığı” eğitimi, İstanbul Film Akademi’de Filmlerle Psikoloji Sinematerapi Atölyesi ve Gümüşlük Akademi’de Ümit Ünal’la Senaryo Bakışı atölyelerine katıldım. One Dergi’de başlayan yazın kariyerime Televizyon Gazetesi.com’da ve Dipnot.tv’de muhabir, yazar ve editör olarak devam ettim. 2008 yılından bu yana televizyon üzerine yazılar yazıyor ve röportajlar gerçekleştiriyorum. Süre zarfında 2. ve 3. Antalya Televizyon Ödülleri’nde “önjüri üyesi” sıfatıyla görev üstlendim. 4 yıl boyunca Dipnot Tablet Dergi’de okurla buluştum, şimdilerde Cine Dergi’de yazı ve röportajlarımla yer almaya devam ediyorum. Kariyerimin bir diğer ayağı olan e-ticaret alanında sektörün lider şirketlerinden birinde 3 seneyi aşkın süre Editör ve Pazarlama İletişim Uzmanı olarak çalıştım. 2016 yılında atv ekranlarına gelen Kaçın Kurası adlı dizinin senaryo ekibinde yer aldım, dizi ve film senaryoları yazmaya devam ediyorum. Gizem Kaboğlu yazıları www.gizemkaboglu.com adresinde arşivlenmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.