Gerçek bir hayat hikâyesinden senaryolaştırılan İstanbullu Gelin Star TV ekranlarından Cuma akşamları izleyiciyle buluşmaya başladı. Dizinin başrollerinde Aslı Enver (Süreyya), Özcan Deniz (Faruk) yer alırken ikiliye İpek Bilgin (Esma), Salih Bademci (Fikret), Dilara Aksüyek (İpek) ve Fırat Tanış (Adem) gibi daha bir çok oyuncu eşlik ediyor.

Dizi Bursa’da yaşayan zengin ve güçlü aile Boran’ların gözde bekârı Faruk ile anne ve babasını kaybettikten sonra hayatta teyzesinden başka kimsesi kalmayan Süreyya’nın ışık hızıyla başlayan, yıldırım nikâhıyla taçlanan ve hemen arkasından çatlaklar oluşmaya başlayan tutkulu aşklarının öyküsü etrafında şekilleniyor. Zengin, gösterişli konak hayatı, kapı dinleyen hizmetçileri, Boran ailesi ile hesaplaşmak için geçmişten çıkıp gelen Adem, Faruk’un gölgesinde kalmaktan sıkılmış ve daha önemlisi çocukluğundan beri aşık olduğu ancak Faruk’a aşık olan İpek ile evlenen Fikret, ilk görüşte daha kim olduğunu bilmeden Süreyya’ya gönlünü kaptırmış fakat ağabeyinin aşkı olduğunu öğrenince susup köşesine çekilmiş ailenin entelektüel oğlu Osman, evin hizmetçilerinden biriyle sarhoş olduğu bir gece yakınlaşan evin bitirim oğlu Murat ve büyük aşkını Süreyya’ya kaptırmış olsa da Boran konağına gelin gitmek için Fikret ile evlenen İpek düşünüldüğünde dizinin bol olaylı, çatışmalı ve entrikalı olacağını söylemek hiç yanlış olmaz.

Kaynanayı ne yapmalı?

Yüzyıllardır süregelen ve hatta bir rivayete göre ilk örneklerine Sümer tabletlerinde rastlanan gelin kaynana çatışması gündelik hayatımızın gerçeği olması ve hatta kronik sorunu olması sebebiyle bu güne kadar türkülerde, romanlarda, televizyon programlarında, filmlerde ve dizilerde sıklıkla işlendi durdu. Kimi zaman kaynanaların takıntılıları veya zulmü, kimi zaman da gelinlerin davranışları, yaşam tarzı vs. izleyicileri kızdırdı, eğlendirdi, taraf tutturdu. Ama çoğunlukla çok çok izlendi, konuşuldu. İstanbullu Gelin’de de daha ilk bölümden dizinin ana çatışma noktalarından bir tanesi gelin kaynana çatışması üzerine kuruldu. Boran ailesinin ve konağın sultanı dört erkek çocuk annesi Esma Hanım ailesinin geleneklerini ve en çokta konaktaki hâkimiyetini sürdürmek için gözdesi olan oğlu Faruk’u aile dostlarının kızı İpek ile evlendirmek istiyordu. İpek ise buna dünden razı. Ama Faruk annesinin geçmişteki gibi bir kez daha aşkının önüne barikat kurmasını istemediği için yıldırım nikâhıyla evlendi Süreyya ile ve Süreyya evin büyük gelini olarak konağa yerleşti. Faruk her ne kadar bildiğini okumuş gibi görünse de ailesinden, ailesinin geleneklerinden ve tabii ki annesinden vazgeçmiş değildi. Annesine karşı Süreyya’yı korumaya çalışsa da kimi zamanda o kurallarla yoğrulan karakterinin etkisiyle tam da Esma Sultan’ın dediği gibi Süreyya ile kırılma noktasına geldi.

Faruk ve Süreyya evliliğini bir yenilgi değil savaş olarak kabul eden Esma sultanda savaş borularını öttürmeye başladı. Kartlarını saklamadan Süreyya’ya nefretini kustu, onu istemediğini defalarca belli etti. Konaktaki gücünü tekrar tekrar kanıtlamak için yapmadığını bırakmadı. Son olarak da Faruk’tan habersiz boşanma dilekçesi hazırlatıp Süreyya’nın önüne koydurdu. Diziyi izleyenlerin bir kısmı için kötü, itici olan Esma Sultan eminim bazı izleyiciler için yaptıklarıyla çoktan anti kahraman değil gerçek bir kahraman oldu. Zira bu topraklar ne kaynanalar gördü.

Aşk’a Düşmek…

Dizinin esas kızı Süreyya, kendi tarzı olan, zengin gözde bekâr Faruk’a başlarda rest çekecek kadar kendine güvenen, müziğe âşık ve şarkı söyleyerek, müzik yaparak hayatını kazanan bir karakter. İlk bakışta hiç fena değil aslında. Hem Aslı Enver’de hiç fena olmamış role. Faruk için bir şey demeyeceğim çünkü Seymen Ağa’nın yeni sürümü. Aşk’a düşüp evlenirler. Bizim kendi ayakları üzerinde duran kızımız Süreyya gider konakta kendilerine verilen oda içerisinde yaşamaya razı olur. Kendi hayalleri, kariyeri için pek bir plan yoktur şimdilik hem zaten o artık Faruk’un karısıdır ve yalnız ona şarkı söylemelidir. Önemli olan, öncelikli olan aşktır. Âşık olduğun adam için kaynanana banyo yaptırmaktır. İlk bölümde çizilen Süreyya karakterini düşününce bu hızlı dönüşüm biraz havada kalmakla birlikte ataerkil yapının hiç durmadan yeniden üretilen kodları dikkate alındığında olur, oldurulur. Ondan sonra ne mi olur??? İzleyip göreceğiz… Dizi tuttu gibi şimdilik devam eder mi bilmiyorum bekleyip göreceğiz ama benim asıl merak ettiğim önümüzdeki dönemde doğan kaç bebeğin adının Süreyya olacağı J

NERGİZ KARADAŞ

 

 

Nergiz Karadaş
Ankara doğumlu olan Nergiz Karadaş, 2007 yılında Başkent Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo TV ve Sinema bölümünü bitirdikten sonra Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Radyo TV ve Sinema Anabilim dalında “Türk Sinemasında Bir Oyunculuk Analizi: Şener Şen Örneği” başlıklı yüksek lisans tezini tamamladı. 2017 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sinema-TV Anabilim Dalı’nda “1980 Sonrası Türk Sineması’nda Zenginlik Temsilleri Üzerine Bir Alımlama Çalışması” başlıklı doktora tezini tamamlamıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümünde Dr Öğretim Üyesi olarak çalışmaktadır. İki yılı aşkın bir süredir Cinedergi’de dizi kritik yazarı olan Nergiz Karadaş’ın uluslar arası ve ulusal hakemli dergilerde, kitaplarda sinema ve kültürel çalışmalar ile ilgili yazılmış makaleleri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.