İnsandır hata yapar. Oscar gibi sinemada dünyanın en büyük organizasyonu olsa bile En İyi Film ödülü yanlış açıklanabiliyor. İnsanların ellerindeki heykelcikler çekiştirilip alınabiliyor. Acaba tek hata bu mu?

Faye Dunaway e Warren Beatty annunciano per sbaglio che il miglior film è stato vinto da La La Land anziché Moonlight
(Kevin Winter/Getty Images)

ABD dünyayı ordusuyla ve silahlarıyla yönetiyor ama toplumları aslında sinemayla şekillendiriyor. Bir hafta önce 2017 Oscar ödülleri dağıtıldı. Bence son 10 yılın en zayıf seçkisinden ödüller çıktı. Yarışan filmler ve performanslar o kadar zayıftı ki bir sürpriz bile olmadı. Ben dahil herkes ödülleri tahmin etti. Ama tahmin etmediğimiz şey En İyi Film ödülü verilirken yaşanan skandaldı. Warren Beatty ile Faye Dunaway sahneye ellerinde zarfla geldiler. Warren Beatty zarfı açtı ve dona kaldı. büyük ihtimalle Moonlight’ın ödülü aldığını biliyordu ama zarfta La La Land’ın ismi vardı. Bir durdu, sola baktı, sağa baktı kimse birşey anlamadı. Faye Dunaway ise zorlayıp duruyordu Beatty’i. O da al o zaman sen oku der gibi kağıdı uzattı. Faye Dunaway büyük bir sabırsızlıkla “La La Landddd” diye çığlığı bastı. La La Land ekibi çıktı sahneye ödüller verildi. Teşekkür konuşmaları yapıldı. Tam o sırada gözlüklü bir adam milletin elindeki heykelcikleri çekiştirmeye başladı. Moonlight’ın yapımcısı sinir krizi geçirip Warren Beatty’in eline tutuşturulmuş gerçek zarfı çekip alıp kameralara gösterdi. Ve Oscar tarihinin en büyük rezaleti yaşandı. Özellikle izleyicilerin içindeki ünlü isimlerin şaşkınlığı görülmeye değerdi. Meryl Streep şaşkınlık çığlıkları atarken hemen arkasında Dwayne Johnson’ın gözlerindeki dehşet ve şaşkınlık inanılmazdı. Aslında bütün bu sahneler yalanlarla bezenmiş güzel bir kadının makyajının akıp çirkin gerçeğin görülmesinden ibaretti. Aylardır ABD Başkanı olan Trump ile Oscar organizasyonunun atışmalarını izliyoruz. Ödül töreninde Trump’a yapılan göndermeleri dinledik. Tabii ki Trump’ın elle tutulur bir tarafı yok. Ona sallamak ucuz kahramanlık. Peki Obama döneminde Hurt Locker gibi militarist ve neredeyse faşizan bir filme ödül verilmesini, Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da ve dünyanın birçok yöresinde Obama döneminde yapılan kıyımları niye Oscar ünlüleri es geçti? Bütün bunlar yaşanırken Oscar heykelciği Beyaz Saray’da verilmedi mi? Barack Obama’nın döneminde dış politika da hiç bir şey değişmemişken, Obama Bush’un finansörleriyle yoluna devam ederken o ünlü muhalif sinemacılar yönetmenler niye sustular. Michael Moore bile film yapmayıp Obama döneminin sonunda 2015’te en tartışmalı filmi Şimdi Nereyi İşgal Edelim’i çekmedi mi?

Geçen yıl Oscar organizasyonu siyahi oyuncuları, yönetmenleri ve toplumdaki siyahların dertleriyle ilgili filmlere sansür uyguluyor diye eleştirildi. Bir baktık ki bu yıl hak eden, etmeyen bir sürü Afro Amerikan sineması örneği adaylar arasında. Fence, Hidden Figures, Moonlight, Loving, belgesellerde O.J: Made in America, I Am Not Your Negro gibi filmler seçkiyi doldurmuştu. Ama nedense Moonlight’ın muhteşem performansları En İyi Kadın ve Erkek’te değil Yardımcı Kadın ve Erkek’te adaydı. Halbuki erkek performansında Moonlight filminde Ashton Sanders o filmin en iyisiydi. Hadi onu geçtik Fences filminden Denzel Washington’un performansı Casey Affleck’ten kat ve kat iyiydi. Yani seçimleri göz önüne aldığımızda yine Afro Amerikan filmleri gizli bir sansürün kurbanı oldu. Asıl sorulması gereken soru şu. Geçen yılki tartışmalar olmasaydı bu kadar çok Afro Amerikan filmi aday olabilir miydi? Eğer cevabımız olamazdı ise Oscar organizasyonu adına bir suçluluk hissinin ortada olduğu gerçek. Amerika’da Oscar’da yaşanan skandal sıkıntı yarattı. Ama asıl sıkıntı Hisseli Harikalar Kumpanyasının maskesinin düşmesiydi.

 

 

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.