Altınsoylar ile karşımıza çıkan Sami Aksu ile Cine Dergi için konuştuk. Ali Kundilli serisi ile beyazperde seyircisi tarafından tanınan Aksu, Altınsoylar’ın kısa ekran macerasında bile dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Komedideki iddiası yer aldığı projelerle tasdiklenen Sami Aksu’nun kariyer hedefinde ise sadece komedi yok, drama da göz kırpıyor. Başarılı oyuncu, oyunculuğun yanı sıra fotoğrafçılıkta da adından söz ettireceğe benziyor.

Daha çok komedi projelerinde gördük sizi, bilinçli bir tercih mi?

Evet daha çok komedi projelerinde yer aldım ama bu demek değil ki sadece komedi yapabiliyorum oyunculuk çok büyük bir okyanus ve derinlikleri var komedi, dram, oyuncunun beş parmağında beş marifet olmalı.

Komediye daha teşne bir oyuncu olduğunuza katılır mısınız?

Tiyatro yaptığım yıllarda son derece ciddi oyunlar ve ciddi rollerde de roller aldım ama TV sektöründe insanlar sizi hangi rol ile tanırsa, artık rolün adamı oluyorsunuz.

Bundan şikayetçi misiniz?

Tabii ki komedi yapmayı çok seviyorum insanları güldürebilmek çok güzel bu durumdan hiç şikayetçi değilim.

Drama da komediye de kapıları kapatmıyorsunuz yani?

Benim de tipim yapım ve yeteneğim daha çok komediye yatkın ama gelecek olan herhangi bir dram işinin de altından başarı ile kalkabileceğimi iyi biliyorum.

ALİ KUNDİLLİ BENİ DAHA DUYARLU BİR HALE GETİRDİ

Ali Kundilli serisi hayatınıza neler kattı?

Pek çok projede yer almama rağmen insanlar beni Ali Kundilli’deki Vedat karakteri ile tanıdı. Benim çıkış noktalarımdan biri oldu, filmin bende ayrı bir yeri var. Ayrıca canlandırdığım Vedat karakteri neredeyse filmin tamamında tekerlekli sandalyedeydi bu durum beni engelilere karşı daha duyarlı bir hale getirdi, yaklaşık iki ay süren çekimlerde empati kurmamı sağladı.

Filmin 3.’sü gelecek mi?

Olabilir, seyirci filmi ve karakterleri sevdi, devamı gelebilir.

Türkiye izleyicisinin komediden beklentisi ne sizce, nelere gülüyoruz, ne istiyoruz?

Artık çok daha bilinçli bir izleyici var, yaptığınız iş sıcacık, içten, doğal ve samimi olmalı. Seyirci durum komedisi ve zekice yapılan esprilere gülüyor artık.

SON SÖZÜ SEYİRCİ SÖYLEDİ, ALTINSOYLAR BİTTİ

Altınsoylar neden beklenen ilgiyi görmedi?

Mükemmel kadrosu olan ve işini severek yapan insanları buluşturan bir projeydi. Günümüzde pek çok dizi başlıyor, pek çok dizi bitirme kararı alıyor bu gayet normal işleyen bir süreç ve bittiğine üzülen seyircisi de vardı ama izleyici sayımız yeterli değildi. Ne dersek diyelim son sözü seyirci söyler.

Oyunculuk sizin kişiliğinize neler kazandırdı? Meslek seçiminizin artıları neler oldu?

Oyunculuğun en büyük artısı farkındalığınızın artması ve empatinizin güçlenmesi, hiç tanımadığınız bir insanla bile çok rahat iletişim kurabiliyorsunuz. Oyuncuğun benim hayatımda çok fazla artısı oldu mesela ilk ve orta okul, lise yıllarım dahil çok asosyal bir çocuktum, oyunculuk ilk başta iletişimimi kuvvetlendirdi, sonra kendimi daha iyi ifade edebilmemi. Sürekli bir şeyler öğreniyorum hem de her meslek hakkında, çünkü bir sonraki projede hangi rolde olacağınızı bilemiyorsunuz belki polis, belki pilot, belki de işportacı, bu durumda bilgilerinizi sürekli güncel tutuyorsunuz ve öğrenmeye açık oluyorsunuz.

Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?

Hayatımın ilk rolü, rahmetli Turgut Özakman’ın yazdığı “Bir şehnaz oyun” adlı tiyatro eserinde Müştak karakterini canlandırmıştım. 2006 senesiydi İzmir’de üniversite öğrencisiydim, oyunu sergileyeceğimiz salon 500 kişilikti ama salonda yaklaşık 650 kişi vardı, tıklım tıklım doluydu. Heyecandan ölüyordum neredeyse, Her şeye rağmen mükemmel bir oyun geçmişti ve izleyen herkes çok gülmüştü, eğlenmişti sonunda çok güzel alkış almıştık ve işte o gün solondaki her bir izleyicinin alkışı benim oyuncu olmaya, karar vermeme sebep olmuştu.

Fotoğrafa ve yönetmenliğe de merakınız var diye duydum. Kariyer hedefinizde kendinizi nerede görüyorsunuz?

Oyunculuk gibi fotoğrafçılığın da bende ayrı bir önemi var, hatta B planım bile diyebilirim, ilk başlarda hobi olarak başlayıp önünü alamadığım bir tutku ve ardından kendimi içinde bulduğum bir meslek haline geldi. Oyunculuk, fikirlerimi geliştirdi, fotoğrafçılık ise bakış açımı bu iki etki beni yönetmenliğe karşı tetikledi. Kendi çapımda kısa filmler, skeçler ve şarkıcı arkadaşlarıma klipler çektim, ama tabi ki yönetmenlik de yapıyorum diyemem, demem de. Kariyer planımda öncelik oyunculuk ve fotoğrafçılıkta.

İNSANLAR AYNI ESPRİYE İKİ KEZ GÜLMÜYOR

Komedide köşe başlarının tutulduğu ve yer edinmenin daha zor olduğu görüşüne katılır mısınız?

Bence herkes dönemini yaşar, artık her şeyi fazlasıyla tüketir bir hale geldik, insanlar aynı espriye iki defa gülmüyor ve artık o köşeler çok kalmadı her geçen gün yeni komedyenler türüyor ama çok çabuk tükeniyorlar. Her yerde görüyoruz diziler, filmler, reklamlar ve sonrasında insanlar artık görmekten sıkılıyor ve yeni komedyenler keşfediyor.

Oyuncu olarak fark yaratmak için sizin yol haritanız nedir?

Fark yaratmak gibi bir iddiam yok ama komedi sulandırılmadan abartıdan uzak doğal oyunculukla da yapılabileceğini göstermek en büyük amacım ve her projede yer almak yerine seçici olup kaliteli projelerde yer almak beni doğru yola götüreceğini düşünüyorum.

Mesleki idolünüz var mı? Kim, neden?

İdol olarak gördüğüm bir oyuncu var diyemem ama oyunculuklarına hayranlık duyduğum oyuncular var ülkemizde, başlıca Şener Şen, Fikret Kuşkan, Halit Ergenç, Cengiz Bozkurt, Ertan Saban gibi isimler ve aklıma gelmen birkaç kişi daha…

“Şöyle bir rol oynamak isterim” dediğiniz bir karakter tarif edebilir misiniz?

Şehrin kalabalığı içinde kaybolmuş, saygı ve sevgisinden dolayı eşine ve çocuklarına karşı otorite sağlayamamış, iş yerinde popülaritesi olmayan dürüst ve namuslu bir adamı canlandırmak isterdim, bu sadece biri daha birçok derinliği olan roller de oynamak isterdim dram ya da komedi.

Yeni projeler var mı?

Tabii ki birçok yeni projeler ve görüşmeler var ama sürpriz.

Röportaj: Gizem Merve Kaboğlu

Gizem Merve Kaboğlu
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldum. atv haber merkezi’nde ve Radyo Marmara’da yaptığım stajlarla deneyim kazandım. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda “Eleştirel haber okuryazarlığı” eğitimi, İstanbul Film Akademi’de Filmlerle Psikoloji Sinematerapi Atölyesi ve Gümüşlük Akademi’de Ümit Ünal’la Senaryo Bakışı atölyelerine katıldım. One Dergi’de başlayan yazın kariyerime Televizyon Gazetesi.com’da ve Dipnot.tv’de muhabir, yazar ve editör olarak devam ettim. 2008 yılından bu yana televizyon üzerine yazılar yazıyor ve röportajlar gerçekleştiriyorum. Süre zarfında 2. ve 3. Antalya Televizyon Ödülleri’nde “önjüri üyesi” sıfatıyla görev üstlendim. 4 yıl boyunca Dipnot Tablet Dergi’de okurla buluştum, şimdilerde Cine Dergi’de yazı ve röportajlarımla yer almaya devam ediyorum. Kariyerimin bir diğer ayağı olan e-ticaret alanında sektörün lider şirketlerinden birinde 3 seneyi aşkın süre Editör ve Pazarlama İletişim Uzmanı olarak çalıştım. 2016 yılında atv ekranlarına gelen Kaçın Kurası adlı dizinin senaryo ekibinde yer aldım, dizi ve film senaryoları yazmaya devam ediyorum. Gizem Kaboğlu yazıları www.gizemkaboglu.com adresinde arşivlenmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.