Dar Elbise ile beyazperdede boy gösteren Şeyda Terzioğlu ile Cine Dergi için konuştuk. Sinema ve tiyatro aşığı olan genç oyuncu ile yeni projelerinin yanı sıra yazım deneyiminden de söyleştik. Kalemi de oyunu kadar kuvvetli olan Terzioğlu’nun röportaj esnasındaki heyecanı satır aralarından okunabiliyor. İşini seven, anlatırken gözünün içi gülen genç oyuncuyla oyunculuğa, yazım tecrübesine, yeni proje ve hayallerine doğru keyifli bir söyleşiye sizleri davet ediyorum.

Dar elbise vizyona hazırlanıyor. Heyecan var mı? Neler bekliyor izleyiciyi?

Heyecanlıyım çünkü geçtiğimiz yıl çektik ve epeydir bekliyorum vizyona girmesini. Başarılı bir iş, iyi bir kadro, usta bir yönetmen. O nedenle mutluyum bu işin az da olsa içinde bulunmaktan…

Film hakkında eleştirilerde “Türkiye böyle bir ülke değil” serzenişlerine rastladım. Bu yorumları nasıl karşılıyorsun?

Neyi görmek istiyorsak onu görürüz, neye inanmak istiyorsak ona inanırız. Günümüzde hala 18 yaş altı kızların evlendirildiği gerçeği ile yaşıyorsak, modellik yapmak isteyen kızlara da ailelerin baskısını yaşıyoruzdur. Film de böyle bir gerçeğe, belki de görmek istemediğimiz o gerçeğe ışık tutuyor.

Dar elbise kadınların aileleri ve ataerkil düzen ile çatışmasını konu alıyor. Oyuncu olan bir kadın olarak sen ailen ile böyle bir çatışma yaşadın mı?

Tabii ailem özellikle babam oyuncu olmamı istemedi. Hobi olarak yap dedi. İnsanlarda böyle bir algı var ne yazık ki hala oyunculuğu bir meslek olarak göremiyorlar tabii bunda TV sektörünün de bir payı var, oyunculuk eğitimi almayan insanlara ekranda yer verilince, ailelerde başka bir mesleğin eğitimini alıp hobi olarak da TV’ye çıkarsın deme şansı doğuyor. Ama bu benim işim bu işini eğitimini alıp çok çalıştım. Şimdi ailemle böyle bir sorunumuz yok bana inanıyorlar.

OYUNCULUK HİKAYESİ HALİT ERGENÇ İLE BAŞLADI…

Müjdat Gezen mezunu olduğunu biliyorum. Oyuncu olmaya nasıl karar verdin?

Evet 2006/2010 mezunuyum. Sanatla ilgili bir çocuktum ben, çok roman okurdum, okuduğum romanlardaki kadınları canlandırmak isterdim. Evimizde özel günlerde kuzenlerimle skeçler hazırlardım derken bu büyüdü büyüdü yıllar sonra Halit Ergenç Mersin’de söyleşiye geldi orada 1.500 kişinin içinde söz aldım ve oyunculuk hayallerimden bahsettim. Halit Bey “Üstüne gitmelisin, aileni ikna etmelisin. Bu kadar insanın içinde çıkıp konuşabilmek zordur belli ki sende o yetenek var” dedi, derken şehir tiyatrosu müdürleri oradalarmış söz hakkı alıp beni konservatuara hazırlayacaklarını söylediler ve hikaye böyle başladı.11 yıl bile geçti üstünden… (Gülüyor)

Eyvah eyvah, Recep İvedik gibi komediler de filmografinde yer alıyor. Av mevsimi ve Dar elbise gibi filmler de… Sen en çok hangi türü oynamaktan keyif alıyorsun?

Seçtiğim öyle bir tür yok. İnandığım işlerde olmak istiyorum. Farklı farklı rolleri canlandırmak istiyorum. İnan her karakterden keyif alıyorum. İşime aşığım çünkü…

Geçtiğimiz yıl Siccin 2’nin başrolü olarak karşımızdaydın, 3 tane korku filminde izledik. Galiba korku kuşağına ara verdin? Korku filmleri devam edecek mi?

Devam etmeyi düşünmüyorum. Siccin 2 başarılı bir işti. Çok iyi dönüşler aldık, güzel bir gişe yaptık. Ben rolüme inanılmaz inandım ve sahiplendim. Yönetmen bana inandı, rahat bıraktı… Eğer tekrar oynayacaksam, ki bir süre kesinlikle farklı tarzlarda oynamak istiyorum, farklı bir korku türü çıkmalı karşıma o zaman neden olmasın.

BU OYUN SEYİRCİYİ ZORLAYACAK!

Tiyatro demişken oyunlardan biraz bahsedelim mi? Seni oyunlar için heyecanlandıran şeyler nedir?

Ben de ne zaman soracaksın diye bekliyordum (Gülüyor) Bu sezon birbirinde iddialı iki oyunla çıkacağım seyirci karşısına. Biri Yeni açılan tiyatro Sahne Uzay da oynayacağım Vala Thorsdottir’in ödüllü tek kişilik oyunu Çatıdaki Yarasa. Bipolar hastası bir kadının hayatını canlandıracağım zor bir tekst, uzun bir masa başı çalışması yaptık. Yönetmenimiz Aybüke Dereli ve dramaturgumuz Almira Seda İnce ile önce psikologla görüştük, bu hastalıkla ilgili kitaplar, tezler okuduk, tüm sahnelerdeki atak evrelerini oluşturduk ve sahnede prova almaya başladık. Çok önemli bir koreograf olan Alpaslan Karaduman’la çalışıyoruz çünkü bedensel hareketliliğin yoğunlukta olduğu deneysel bir oyun çıkacak ortaya. Diğer oyunumsa Asmalı Sahne’de olacak, seyircinin karşısına dört farklı karakterle çıkacağım sürpriz bir oyun.

Ne zaman izleyiciyle buluşacak ve nerelerde izleyebileceğiz?

Kasım ayının ikinci haftasından itibaren iki oyunumda seyirciyle buluşacak. Incognito Asmalı Sahne’de Taksim’de. Çatıdaki yarasa ise yeni kurulan bir tiyatro olan Sahne Uzay’da sahnelenecek.Kadıköy Yeldeğirmeni’nde.

HAYALİM SADECE SAHNEDE VE BEYAZPERDEDE OLMAK

Günümüz genç oyuncuları dizilerde boy gösterirken seni daha çok sinema ve tiyatro ile anıyoruz. Bu bilinçli bir tercih mi?

Kesinlikle bilinçli bir tercih çünkü ben bu yola adım attığımda hayalim sadece tiyatro sahnesi ve beyazperdede olmaktı. Ve şükür ki bu yolda gittim. Tabii TV’de reklamlarda oynuyorum o da ayakta durabilmek için şart

Şeyda için hedef nedir, ünlü olmak, çok para kazanmak, iyi bir oyuncu olarak anılmak veya içine sinen işlere imza atmak?

Hedef başarılı sanatçı olabilmek… İçime sinen işlerde yer almak, tabii yaşamak için para kazanıyor olmak şart ama hedefinden sapmadan.

Kadın oyuncu olarak üzerinde güzellik baskısı hissediyor musun? Zayıf olacaksın, sürekli bakımlı olacaksın, yaşlanmayacaksın… Artık dizilerde 35 yaşında kadınları yetişkin çocukları olan anneler olarak izliyoruz malum… Bu baskıyı nasıl yorumluyorsun peki, her oyuncu güzel olmalı mıdır?

Ben bile başladım anne rollerini oynamaya. (Gülüyor) şaka gibi… Doğallıktan çıkmadan kendine bakmakta yarar var. Sadece oyuncular için değil tüm kadınlar için… Ama rolünü canlandırman için güzel olman gerekmiyor, hissetmen gerekiyor. Sonra izliyoruz işte TV’de güzel kızları suratlarında donuk ifadelerle, vücutları kasılmış bir vaziyette oynamaya çalışıyorlar. Onları suçlamıyorum kesinlikle bu düzen böyle olmuş yapacak bir şey yok. Zayıflık hareket etmede zorlanmamak için önemli, kendini iyi hissetmeni de sağlar ama sağlıklı bir zayıflıktan bahsediyorum tabii kodlanmış olandan değil. Diğer soruna ise cevabım şöyle yaşı çok küçük kızlara genç kadın rolleri verdikleri için asıl ama o rolleri yansıtacak insanlara ise anne rolleri veriyorlar o nedenle böyle bir sıkıntı yaşanıyor.

TÜRKİYE SANAT YAPMAK İÇİN ZOR BİR ÜLKE

Senin de yazdığın bir oyun olduğunu biliyorum, bir dönem sahnelenmesi söz konusuydu ne oldu?

Bu oyunlarım söz konusu olunca ve bu yoğun çalışmada ona zaman veremiyorum. Birkaç kişiye oyunlarımı gönderdim şu an güzel tepkiler alıyorum belki ben hiç dokunmadan sahnelenebilir. Ya da diğer sezonda yazdığım oyunda sadece oyuncu olarak çıkabilirim.

Şiir kitabı yazdığını duydum. O proje ne aşamada?

Evet dosya olarak tamamlandı fakat ne yazık ki şöyle bir gerçekle karşılaştım. Birçok yayın evi şiir kitaplarına talep olmadığını sadece romanları bastıklarını söyledi. Buna çok üzüldüm. Sadece istisna durumlarda şiir kitabı basıyorlarmış bunun içinde satacağına emin olmaları için Şairin tanınmış bir isim olması gerektiğini söylediler. İşte bunlar da günümüzün gerçekleri. Sanat yapmak için zor bir ülke. Her şey ticari…

Hem yazan hem de oynayan bir sanatçı olarak bir idolün var mı?

Olmaz mı etkilendiğim insanlar var yazarlıkta. Murathan Mungan’ı çok severim. Romanlarını da şiirlerini de. Virginia Woolf kafasına hayranım. Ben de onun gibi günlük tutuyorum yıllardır, kim bilir ben de öldükten sonra basılır günlüğün onun ki gibi… Oyunculukta özgün olmaya çalışıyorum. Ne kimsenin yolundan gitmek ne de kimseden etkilenmek gibi bir hissim yok. Hayran olduğum çok oyuncu var ve onların hepsi de tiyatroyu asla bırakmamış isimler.

Röportaj: Gizem Merve Kaboğlu

 

 

 

Gizem Merve Kaboğlu
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldum. atv haber merkezi’nde ve Radyo Marmara’da yaptığım stajlarla deneyim kazandım. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda “Eleştirel haber okuryazarlığı” eğitimi, İstanbul Film Akademi’de Filmlerle Psikoloji Sinematerapi Atölyesi ve Gümüşlük Akademi’de Ümit Ünal’la Senaryo Bakışı atölyelerine katıldım. One Dergi’de başlayan yazın kariyerime Televizyon Gazetesi.com’da ve Dipnot.tv’de muhabir, yazar ve editör olarak devam ettim. 2008 yılından bu yana televizyon üzerine yazılar yazıyor ve röportajlar gerçekleştiriyorum. Süre zarfında 2. ve 3. Antalya Televizyon Ödülleri’nde “önjüri üyesi” sıfatıyla görev üstlendim. 4 yıl boyunca Dipnot Tablet Dergi’de okurla buluştum, şimdilerde Cine Dergi’de yazı ve röportajlarımla yer almaya devam ediyorum. Kariyerimin bir diğer ayağı olan e-ticaret alanında sektörün lider şirketlerinden birinde 3 seneyi aşkın süre Editör ve Pazarlama İletişim Uzmanı olarak çalıştım. 2016 yılında atv ekranlarına gelen Kaçın Kurası adlı dizinin senaryo ekibinde yer aldım, dizi ve film senaryoları yazmaya devam ediyorum. Gizem Kaboğlu yazıları www.gizemkaboglu.com adresinde arşivlenmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.