Ünlü oyun firması Blizzard Entertainment tarafından 1994 yılında çıkarılan “Warcraft: Orcs and Humans” daha sonra seri haline dönüşmüş ve bilgisayar oyunu hayranlarını mest edecek bir serüven sunmuştu. Hayranların bu yoğun ilgisine kayıtsız kalamayan yapımcılar ise bu fantastik seriyi beyazperdeye taşımaya karar verdiler. Şimdi ise 3 Haziran’da seyirci ile bulaşacak olan filmin detaylarına değinelim.

 Lord Of The Rings, Dungeons & Dragons gibi fantastik diyarlara yakın olanlara oldukça tanıdık gelecek olan bu maceranın temelleri 1994 yılına dayanıyor. Öyle ki gerçek zamanlı strateji türünde olan bu oyunun daha sonra Warcraft II: Tides of Darkness, Warcraft III: Reign of Chaos ve World of Warcraft da ekleniyor ve efsane bir seri halini alıyor. Bu fantastik dünyadan uyarlanacak filmin konusu ise ülkeleri yok edilen Ork savaşçılarının Azeroth krallığı eteklerine gelerek burada yeni bir koloni kurmak istemelerine dayanıyor. Azeroth krallığı ile Orc savaşçılarını elbette amansız bir çatışma beklemektedir. Özünde iki tarafın da amacı halklarını korumak istemesidir. İki dünyayı birleştiren kapı açılır ve amansız sona doğru geri sayım başlar. Taraflardan hangisi kazanacaktır?

Bildiğiniz üzere popüler bilgisayar oyunlarının beyazperdeye uyarlanması genellikle hüsran ile sonuçlanıyor. Bunun altında senaryodan tutun da prodüksiyon sorunlarına, yanlış oyuncu seçiminden yönetmenin farklı denemelere gitmesine kadar pek çok sebep yatıyor. Örnek vermek gerekirse; tüm dünyada deyim yerindeyse yediden yetmişe herkesin bildiği Street Fighter 1994 senesinde, Steven E. de Souza yönetmenliğinde zamanın aksiyon yıldızı Jean Claude Van Damme başrolünde beyazperdeye uyarlanmıştı. Filmin hikayesinin iyi oluşturulamaması, hayranların bilgisayarda keyifle oynadıkları bu oyunun uyarlamasından tatmin olamamalarına sebep olmuştu. Örnekleri çoğaltmak gerekirse, herkesin keyifle oynadığı bir başka bilgisayar oyunu olan Super Mario Bros. ve Double Dragon filmlerini sıralayabiliriz. Bunun gibi günümüze varana kadar pek çok örneği mevcut. Ancak nedendir bilinmez, bilgisayar oyunlarını beyazperdeye uyarlarken hep birşeyler atlanıyor ve o istenen o etki yaratılamıyor. Belki de oyun olarak kalması gereken serüvenlerin beyazperdeye uyarlanması başlı başına bir hatadır kim bilir.

Warcraft ise yukarıda verdiğim örneklerden biraz daha farklı bir konumda. Öncelikle film Lord Of The Rings’ten aşina olduğumuz fantastik bir evreni mesken tutuyor. Yani salt aksiyondan ziyade bir miti barındırıyor. Irklar, çatışmalar, efsaneler birleşince durum biraz daha farklı bir hal alıyor. Yönetmen koltuğuna bir de Duncan Jones gibi, Moon, Source Code filmlerinde harikalar yaratmış bir yönetmen olunca ister istemez beklentiler de artıyor.

Zaten Warcraft’ın en büyük artısı da fantastik bir evrene, bir mite dayandırılması. Yani seyircilerin bu tür mitlere serüvenlere ne kadar aç olduğunu göz önünde bulundurursak sanırım yapımın önemi bir nebze daha net görülebilir.

Senaryo ekibinde ise kamera arkasında yer alan Jones hariç bir diğer dikkat çeken isim ise K-Pax, Blood Diamond gibi filmleri kaleme almış Charles Leavitt var. Her ne kadar Leavitt, 2014 yılında gösterime giren ve istenen başarıyı elde edememiş bir başka fantastik film Seventh Son’ın senaryo ekibinde olsa da sanıyorum hikayedeki eksiklikleri ve sıkıntıları iyi gözlemlemiş, ve Warcraft’ı kaleme alırken ona göre hareket etmiştir.

Uyarlamanın cast seçimi de oldukça yerinde gözüküyor. Vikings dizisi ile ününe ün katan başarılı aktör Travis Fimmel filmin başrolünü üstleniyor. Ben Foster, Dominic Cooper, Paula Patton, Toby Kebbell filmde öne çıkan diğer isimler. Yönetmen, senaryo ve oyuncu kadrosuna bakınca insan elbette ister istemez hecana kapılıyor. Ancak itiraf etmeliyim ki fragmanlarda CGI’lar pek tatmin edici değildi açımdan. Elbette bir Lord Of The Rings beklememeli kimse ancak yine de efekt bakımından gelinen bu noktada beklenti bir tık daha artıyor ister istemez. Yine de içerisinde insanlar, orklar, elfler gibi çeşitli ırkları barındıran, amansız savaşları ile kitleleri peşinden sürüklemiş oyunun uyarlamasını heyecanla bekliyoruz. Fantastik film müptelası sinefillere şimdiden iyi seyirler.

 

Egemen Tokatlıoğlu
1981 İzmit doğumlu. Filmlere olan ilgisi 80’lerde eve video girmesi ile başladı. 80-90’ların akla kazınan kült filmlerini repliklerine kadar ezberledi. Korku, bilim kurgu ve fantastik türüne ayrı bir ilgisi vardı. 8 yaşında beyazperde ile ilk tanışmasından sonra sinema vazgeçilmez tutkusu oldu. Aynı zamanda bilgisayar, atari oyunları ve çizgi romanlarla içli dışlıydı. Commodore 64’ü ile sabahlara kadar oyunlar oynadı.Taşınmalar nedeniyle İzmit, Ankara ve Isparta’da farklı okullarda ilköğretim ve liseyi tamamladı. Üniversitede Turist Rehberliği bölümünü bitirdikten sonra çok istediği Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı. Korku sinemasına olan düşkünlüğü nedeniyle yüksek lisans tezini “1960-1990 Yılları Arasında Amerikan Korku Sinemasındaki Muhafazakârlık” üzerine yazdı. Amerikan korku sinemasının dönemin toplumunun psikolojik,ahlâki ve siyasi yapısına nasıl ayna tuttuğunu inceledi. Pek çok kurumsal firma, haber sitesi, dergide içerik yazarlığı ve editörlük yaptı. Şu anda hala metin yazarlığı ve editörlük yaparken aynı zamanda bazı online platformlarda, basılı dergilerde sinema yazıları, eleştiriler yazıyor, özel dosyalar hazırlıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.