Jean Reno’yu çok severim. Leon filminden beri (daha sonra Leon’dan önceki filmlerini de izleyerek) hiç bir filmini kaçırmadım. Dünyanın en sinematografik yüzlerinden biri olduğunu düşünürüm. Luc Besson’la çektiği başyapıtlardan sonra dünyaya açılan Reno’nun iyi olduğu kadar kötü filmleri de var kabul. Ancak bu ona olan sevgimize engel değil. Bu ay gösterime giren Antigang’i ise minik bütçeli ama Paris’te çekilmiş bir Hollywood aksiyonu olarak tanımlayabiliriz.

Usta polis Serge Buren ve ona bağlı ekibi Paris’te suçluların her zaman ensesindedir. Ancak zaman zaman polis teşkilatı ve basından suçluları durdurma yöntemleri yüzünden tepki görmektedirler. Zira 8 kişilik bu iş bitirici ekip, otoriteyi atlatarak suçluları kendi şiddetli yöntemleri ile durdurmaktadırlar. Paris’in önemli mücevheratçılarına dadanan bir çeteyi durdurmak için yola çıktıklarında karşılarına üç temel sorun çıkacaktır; üstlerine atanan polis müdürü Becker, Serge’ün gizlediği polis sevgilisi Margaux ve çete lideri Kasper… Jean Reno, Alban Lenoir, Caterina Murino, Thierry Neuvic ve Jakob Cedergren’in yer aldığı filmin yönetmeni ise Benjamin Rocher.

Hemen belirteyim, film pop corn liginde. Çok şey beklemeden, 90 dk keyifle izleyebileceğiniz bir yapım. Çok karmaşık bir hikayesi yok. Ultra lüks kaçma kovalamaca sahneleri yok. Ancak aksiyon sahnelerinin hakkını veren bir yapım. Özellikle de ikili dövüşlerde street fight dediğimiz stili tercih etmişler. Kısa da olsa araba takip sahneleri adrenalini bir nebze de olsa arttırmaya yetiyor. Filmin yönetmeni Benjamin Rocher’in çok geniş bir filmografisi yok. Bundan önce iki tane zombi filmi çekmiş; “La Horde” ve “Goal of the Dead”. Henüz izlemedim ama fragmanları bile oldukça yetkin zombi filmleri olduklarını müjdeliyor.

Filmin en büyük artısı castı. Öyle yerinde bir cast yapılmış ki, birbirine sıkı sıkıya bağlı bu özel ekibin yıllardır birlikte olduğu hissine filmin henüz ilk dakikalarında bile giriyorsunuz. Jean Reno’nun elinde büyüyen polis memuru Cartier’i canlandıran Alban Lenoir’e ise özel dikkat çekmek isterim. Lenoir filmi başından sona Reno’yla birlikte sırtlayan adam. Rahat ve kendine has bir tavrı var. Seyircinin kendi rolünden hoşlanacağını adı gibi biliyor ve bu durum oyununa yansıyor Lenoir’in. Kısa sürede Hollywood’a transfer olma kapasitesi yüksek. Tabi böyle bir derdi varsa eğer… Genel anlamda bu tarz filmlerin merkezinde pek kadın karakter olmaz. Bu filmde Serge’ün gizli polis sevgilisi Margaux çıkıyor karşımıza. Baskın bir karakter değil ancak Serge’ün antigonist karakteri olan polis müdürü Becker’la Serge arasında her an yıkılacak (ya da her an tamir edilebilecek) bir köprüyü simgeliyor.

Başta da söylediğim gibi, hoş vakit geçirtecek, eğlencelik bir çıtır çerez Antigang. Jean Reno’yu bol sakallı ve biraz kilolu olarak izlemek de eğlenceli

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.