İnsanlık tarihinin en büyük medeniyetlerinden biri olan Mısır uygarlığı ve mitolojisi, Antik Yunan’dan sonra sinemanın rağbet ettiği mitlerin başında geliyor. Bugün bile gizemini korumaya devam eden dünya harikası piramitleri, firavunları ve uçsuz bucaksız hazineleri ve efsaneleriyle Mısır uygarlığı, ne yazık ki daha çok fantastik ve korku sinemasına hizmet ediyor ve döneme ilişkin film bulmak zorlaşıyor. Lanetli Mumyalar, Akrep Krallar ya da Indiana Jones gibi serilerde karşımıza çıkan Antik Mısır hikâyelerinden yalnızca ikisi öne çıkıyor: Mısır Kraliçesi Cleopatra’nın meşhur aşkları ve Musa’nın peygamber olma öyküsü… Hâlbuki yüzyıllarca ayakta kalmış, pek çok uygarlıkla iletişim kurmuş, hatta tarihin ilk yazılı anlaşmasını yapmış, papirüsü, mumyalamayı icat etmiş, çok önemli bir mitolojiye ve bugün bile hayranlık duyduğumuz bir bilgi birikimine sahip bir uygarlıktan kayda değer bir film çıkmaması oldukça enteresan bir durum. Üstelik yapılanların da, son dönemde karşımıza çıkan Gods of Egypty gibi efektten ibaret, özensiz filmler olmasına diyecek pek bir şey yok…

İşte meraklısı için, mumyalı fantastik filmlerin dışında kalan Antik Mısır filmleri…

1.Caesar and Cleopatra (1945)

Gabriel Pascal’ın, Major Barbara’dan (1941) sonra yine bir Bernard Shaw eserinden uyarladığı Caesar and Cleopatra, yönetmenin ikinci uzun metraj filmi… Cleopatra ve Caesar’ın meşhur aşklarından yola çıkan film, Roma İmparatorluğu’nun Mısır’a hâkim olduğu yıllara dönüş yapıyor ve dönemi tüm detaylarıyla canlandırmayı başarıyor. Dekorları ve kostümleriyle En İyi Sanat Yönetimi dalında Oscar’a aday olan film, Claude Rains, Vivien Leigh ve Stewart Granger gibi önemli isimlerin yer aldığı kadrosuyla da öne çıkan filmler arasında…

 

2.The Egyptian (1954)

Casablanca (1942), The Adventures of Robin Hood (1938) ve Angels with Dirty Faces (1938) gibi filmleriyle bilinen Michael Curtiz’in yönettiği The Egyptian, putperest bir Mısırlı ile Firavunun mücadelesinden yola çıkıyor. Filmin kadrosunda, Jean Simmons, Victor Mature ve Gene Tierney gibi isimler var…

 

3.Ten Commandments (1956)

Hz. Musa’nın, çocukluktan itibaren firavunun sarayında yetişip daha sonra kavmiyle birlikte Mısır’ı terk etmesini anlatan Ten Commandments, devasa setleriyle zamanın çok ötesinde duran ve ses getiren filmlerden… Cecil B. DeMille’in yönettiği ve Charlton Heston, Yul Brynner ve Anne Baxter’ı gördüğümüz film, teatral oyunculuklarıyla eleştirilse de beğeni toplamış…

4.Cleopatra (1963)

Elizabeth Taylor, Richard Burton, Rex Harrison, Roddy McDowall ve Martin Landau’nun yer aldığı dev kadrosuyla, üç yılda, oldukça büyük bir bütçeyle çekilen Cleopatra, tıpkı Caesar and Cleopatra (1945) gibi efsanevi kraliçenin önce Caesar ardından da Marcus Antonius’la yaşadığı aşkları konu alıyor. Dokuz dalda Oscar’a aday gösterilen film, teknik dallarda dört ödül birden kazanmış…

 

5.Exodus: Gods and Kings (2014)

Ridley Scott’ın, Kitab-ı Mukaddes’ten esinlenerek yarattığı Exodus: Gods and Kings, Ten Commandments gibi Mısır firavunu Ramses ile Peygamber Musa’nın kesişen hayatlarını konu alıyor. İbranileri özgürleştirmek için vaat edilen topraklara doğru yola çıkan Musa ile Ramses’in mücadelesi filmin ana hatlarını oluştururken, film başrollerinde Christian Bale, Joel Edgerton, John Turturro, Aaron Paul, Sigourney Weaver ve Ben Kingsley var.

 

6.The Prince of Egypty (1998)

En İyi Özgün Şarkı dalında Oscar ödüllü bu animasyon film, yine benzer bir hikâyeyi merkezine alıyor: Musa’nın peygamber olma süreci… Brenda Chapman, Steve Hickner ve Simon Wells’in birlikte yönettiği film, döneme ilişkin en iyi animasyonlardan biri…

 

  1. Astérix & Obélix: Mission Cléopâtre (2002)

1999 yılında çekilen Astérix & Obélix contre César filminin devamı niteliğindeki Mission Cléopâtre, Albert Uderzo’nun Asteriks ve Kleopatra isimli çizgi romanından beyazperdeye aktarıldı. Claude Zidi’nin yerine Frédéric Forestier, Lee Payant ikilisi geçerken film; Asteriks ve Oburiks’in Kraliçe Cleopatra’nın emrinde çalışması ve Sezar’la iddiaya girmeleri üzerine kuruluyor. Mission Cléopâtre’ın başrollerinde, Gérard Depardieu, Christian Clavier ve Monica Bellucci var.

 

Başak Bıçak –[email protected]

 

Başak Bıçak
1987, İzmir doğumlu… Sinemayla olan aşkı henüz ilkokuldayken gittiği Aslan Kral filmiyle başladı. Öylesine sevmişti ki bu filmi, yıllar sonra tekrar izlediğinde kaybettiği bir oyuncağını bulmuş gibi mutlu oldu. Lisede okuduğu Fransız koleji ise her şeyin başlangıcı oldu. Dans tutkusunun sadece halk oyunlarıyla sınırlı olmadığını anlayıp o günden bugüne hep dans etti, bu sayede bir çok ülke gezdi, hala da dans ediyor. Üniversitede Tarih bölümüne girerek yaşam enerjisiyle hiç ilgisi olmayan bir meslek tercih etti. Bir de üzerine Avrupa Tarihi Yüksek Lisansı yaptı ki hayatın ne kadar çekilmez olur görebilsin diye… Bunların üzerine tarihi çok sevdiğini söylemek biraz tuhaf olur sanırım, ama gerçekten seviyor. Üniversitede tarihe gömüldüğü zamanlarda, yüksek lisansta da tezini bitirmeye çalıştığı şu günlerde sinema her zaman onun için kaçış noktası oldu. Bitmek bilmeyen izlenmesi gereken filmler listesiyle uğraşırken tezini ihmal etti ama bu sayede Öteki Sinema’da yazarlığa ilk adımımı attı. Ve sinema yazarlığının onu ifade eden en güzel yollardan biri olduğunu keşfetti. Tarih, dans ve sinema tutkusuna bir de şarap sevgisini ekledi ve sanırım bu gidişle yine bambaşka bir iş yapacak. Hayat onu sürprizleriyle karşılarken, o da tutkularına yenilerini eklemeye kararlı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.