Jane Austen’in 1813’de basılan, 19. Yüzyıl İngiliz yaşamından kesitler sunduğu klasik romanı Pride And Prejudice (Gurur ve Ön yargı) nedense ülkemizde Aşk ve Gurur olarak bilinir. Tabi konusunda aşk da olsa ön yargı romanda daha büyük bir rol oynar. 2009 yılında artık public domain olmasının da yardımı ile bu klasik eseri zombi virüsü ekleyerek Seth Grahame-Smith yeniden yorumlar ve ortaya tam bir Best-Seller çıkar. Ülkemizde de yayımlanan Aşk ve Gurur ve Zombiler okuyucular tarafından hem mizahi yanı ile hem de zombi kültürüne kattığı yeni kavramlar ile pek sevilir. Tabi bu başarı sonrası sinema adaptasyonu da kaçınılmaz olur.

Senarist ve yönetmen Burr Steers’in elinden çıkan Aşk ve Gurur ve Zombiler, 2004 yapımı Shaun of the Dead’den beri süre gelen zombi komedisi geleneğini daha Gore ve aksiyona dayalı bir yere çekiyor.

  1. Yüzyıl İngilteresi zombi saldırısı altında son nefesini vermek üzeredir. Zombi orduları duvarlara dayanmış ana kara ile bağ tek bir köprüden sağlanmıştır. Bunun dışında elde kalan İngiltere’deki güvenli bölgede insanlar sanki hiç bir şey olmamış gibi partiler vermeye, eğlenmeye devam etmektedir.

Shaolin mektebinde yetişmiş Bennet kız kardeşler’e anneleri (Sally Phillips) uygun ve zengin bir koca adayı aramaktadır. İstediği aday ayaklarına gelir, zengin bir aileden gelen Bay Bingley (Douglas Booth) ile en büyük kızı Jane (Bella Heathcote) ile düzenlenen partide bir yakınlaşma olur. Diğer kardeş Elizabeth Bennet (Lily James) ile ise kılıç ustası ve İngiltere’nin en varlıklı ailelerinden birinden gelen Bay Darcy (Sam Riley) gururları ve önyargıları ile aşk ve nefret arasında geçen bir ilişki yaşamaya başlarlar.

Tüm bu aşk ve çatışmalar içinde zombiler de boş durmamakta ve hin planlar ile yaşayanların başına dert olmaktadırlar. Ancak Bay Darcy’nin akrabası olan en güçlü zombi avcısı Lady Catherine de Bourgh (Lena Headey) kendisine önerilen zombiler ile barış kurma girişimini desteklemez ve son büyük meydan muharebesine doğru Darcy’i göreve gönderir.

Filmin en büyük mizah unsuru, unutulmaz Dr. Who performansı ile iz bırakan Matt Smith’in kızlardan biri ile evlenmek isteyen Parson Collins rolüne yüklenmiş. Yeteneksiz, İngiliz Beyefendisi Peder Collins boşta olan her Bennet kızına yazmaya çalışırken, Elizabeth Bennet başka bir yol mümkün diyen ve zombiler ile anlaşmak isteyen Bay Darcy’nin ebedi düşmanı George Wickham (Jack Huston) ile yakınlaşmaya başlar.

İyi oyuncular, başarısı kanıtlanmış bir kitaptan uyarlama, parasal olarak sıkıntısı olmayan bir bütçe ile çekilen Aşk ve Gurur ve Zombiler ne yazık ki kitabın başarısını göstermekten çok uzak. Kitabı okuyalı görece uzun bir zaman geçmesine rağmen içindeki çizimlerden ve bölümlerden hatırladığım, örneğin tarlaya dadanıp karnıbaharları beyin sanıp yemeye çalışan zombiler gibi komik sahneleri filmde göremiyoruz.

Mizah öğesi çok düşük tutulunca film de özünden uzaklaşarak kendini çok ciddiye alan bir şekle bürünmüş. Oysa ki Kenneth Branagh’ın Cinderella’sında çok iyi bir iş çıkaran Lily James güçlü, kendinden ödün vermeyen kadın savaşçı Elizabeth Bennet rolünde gene çok başarılı. Ayrıca aşık olduğu adam rolündeki Sam Riley ile de kimyaları iyi uyuşuyor. Gene de karakterlere yoğunlaşmaktan uzak olan senaryo her konuyu çok havada bırakıp filmin içine girmemize engel oluyor.

Burr Steers’un aksiyon sahnelerindeki tek düze yönetimi, senaryonun kitabın çok gerisinde kalması, hikayenin çok hızlı ilerlemesi filmin aksayan yönleri. Ancak bilinen hikayenin gücü ve oyuncuların gayreti ile gene de yeteri kadar iyi olmasa da sıkmayan, vasat üstü bir zombi filmi ile karşı karşıyayız. Film, gerek klasik eseri sevenler, gerekse zombi tutkunları için sezonun nimetlerinden biri olabilir. Ancak sinema tarihinde yer eder mi tartışılır.

Zombi komedilerinde ilk beş film

Hazır konusu açılmışken zombi komedilerine girersek kısaca bir liste yapıp yazımı bitirmek isterim.

  1. Shaun of the Dead/Zombilerin Şafağı(2004)

Edgar Wright’ın yönetip Simon Pegg ve Nick Frost’un oynadığı Zombi kültürünü bir üst mertebeye taşıyan unutulmaz film üçlünün yaratacağı türler arası komedi üçlemesinin de ilk ayağını oluşturdu.

  1. Zombieland (2009)

Woody Harrelson, Jesse Eisenberg, Emma Stone, Abigail Breslin, Bill Murray gibi iyi oyuncular ile gişe filmi seyircisi diyebileceğimiz bir kitleye göz kırpan Zombieland komedi anlayışı ve zombi klişelerini iyi harmanlamayı başaran başarılı bir zombi komedisiydi.

  1. The Return of the Living Dead(1985)

Zombi komedilerinin ilk örneklerinden olan yapım Romero’nun yaşayan ölüler serisine komedi sosu katarken Gore’u da ihmal etmiyor. Kara komedi diyebileceğimiz yapımın yönetmenliğini Dan O’Bannon üstlenmişdir.

  1. Braindead(1992)

Peter Jackson’ın Yüzüklerin Efendisi ile kariyerinin başladığını sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Bad Taste (1987) ve Braindead ile birlikte tam bir çılgın olduğunu korkusever seyirciye göstermişti. Annesi bir maymun tarafından ısırılıp ölen, sonra geri gelen çocuğun yaşadıklarını konu alan film kesinlikle bir klasik.

  1. Re-Animator (1985)

Stuart Gordon’ın yönetip Jeffrey Combs’ın baş rolde olduğu kült film ölüler üzerinde deneyler yapıp onları canlandırmaya çalışan tıp öğrencisinin maceralarını anlatır. Gordon’ın klasikleşmiş “iğrenç” espiri anlayışının ilk gördüğümüz filmlerden biri olan Re-Animator sağlam mide gerektiren dehşetengiz bir komedi.

Bunlar dışında da Dead Snow (2009), Fido (2007), My Boyfriend’s Back (1993), Night of the Creeps (1986), Dance of the Dead (2008) gibi görece başarılı zombi komedi yapımlarından söz edebiliriz.

Masis Üşenmez

Obtüratör

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.