Muhtemeldir ki, Terrence Malick, Paolo Sorrentino’nun “Youth”unu izledikten sonra “işte tam da çekmek istediğim film, ama bir türlü beceremiyorum” demiştir. Zira Malick, yaşam, ölüm, aşk, ilişki, dostluk arasında bolca bocaladığı film tonunu “Youth”ta görmüştür.

2011 yapımı Sean Penn’li “Olmak İstediğim Yer” ve muhteşem ötesi 2013 yapımı “Muhteşem Güzellik”ten sonra heyecanla beklediğimiz “Youth” yeni yılın ilk iyi örneği kuşkusuz. Filmin konusuna gelince… Fred ve Mick iki eski arkadaştır. İki kafadar, yılların yorgunluğunu atabilmek için Alplerin kalbine doğru yolculuğa çıkarlar. Fred artık emekli olmuş bir besteci, Mick ise halihazırda projeler üretmeye devam eden bir yönetmendir. İkili, toplumun karmaşasından uzaklaşmak için adeta “sığındıkları” bu konforlu otelde hem kendi çocukları hem de yeni jenerasyonun eğilimlerine dair yeni bakış açıları edinirler. Özellikle Mick, bu otelde tanıdığı yeni insanları, yeni filminin öyküsüne taşımayı hedeflemektedir. Mick üretirken, birileri de Fred’in yeniden müzik kariyerine dönüş yapmasını beklemektedir. Michael Caine, Harvey Keitel, Rachel Weisz, Paul Dano, Jane Fonda gibi önemli oyuncuların rol aldığı filmin yazanı ve yöneteni ise Paolo Sorrentino.

“Youth” enfes bir hayat filmi… Bir rüya tabiri, bir şiir, bir masal. Eski uygarlıklardan kalma bir yazıtın henüz gün yüzüne çıkması… Gençlik, yaşlılık, erdem, aşk, dostluk, kader ve geçmiş üzerine söylenmiş en güzel sözlerden biri… Sorrentino’nun “Muhteşem Güzellik”te bizleri mest ettiği duyguların devamı niteliğinde akıllarda uzun süre kalacak olan “Youth” iki yaşlı dünür üzerinden derdini anlatıyor. Bu anda, karısı alzheimer hastası olan dünyaca ünlü bir besteciyi canlandıran Michael Caine ve son altın vuruşunu yapacak olan Hollywood yönetmenini canlandıran Harvey Keitel ikilisinin kimyasını tebrik etmek gerek. Onca yılın deneyimi, rahatlığı kesinlikle rollerine yansıyor. İkili geçmişi yani yaşanmışlığı/ihtiyarlığı temsil ederken, etraflarındaki genç ya da orta yaşlı insanlar geleceği yani tecrübesizliği/gençliği betimliyor. Film, yaşanılan olayların anılarımızda bıraktığı izlerden tutun da, pişmanlıkların memnuniyetlerle savaşmasına dek insana dair çoğu olguyu sorgulatıyor bizlere. Kişisel olarak beni tatmin eden bir başka olay ise yönetmenin sanata, sanatçıya ve pop kültürüne olan eleştirel bakış açısı. ‘Ego’nun ölçülü kullanılmaması durumunda sanatın/sanatçının nasıl durumlara düşebileceğinin altını başarıyla çizmiş.

Filmlerinde görüntü yönetmeni Luca Bigazzi’yle çalışmayı tercih eden Sorrentino yaptığı bu doğru tercihle seyirciyi görüntüleriyle de can evinden vurmayı başarıyor. Hareketli kamera ile öylesine başarılı anlar yakalıyor ki (Örneğin Fred’in gördüğü rüya sahnesini hatırlayın) Bigazzi, yer yer Mallick’in vazgeçemediği görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki’nin stilini hatırlatıyor bizlere. Statik bir durum içinde bile dinamizmi hissettiren Bigazzi’nin dünya çapında daha da büyük işler ortaya koyacağı artık aşikar.

Sorrentino, sinemanın son modern romantiklerinden kanımca. Onun değerini iyi bilmek, yaptığı her işi sıkıca takip edip yalnız bırakmamak gerek. Sinemayı zaten gözü açık şekilde rüya görmek olarak kabulleniyorsak, Sorrentino’nun rüyaların efendisi olacağını da şimdiden kabullenelim. Tıpkı kendisinden bolca ilham aldığı Fellini usta gibi…

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.