Gişe Memuru filmiyle iyi bir başlangıç yapan Tolga Karaçelik’in ikinci filmi Sarmaşık başarılı sayılabilecek bir festival macerasından sonra izleyiciyle buluşmak için vizyona girdi.

Türk sineması aksak bir şekilde yoluna devam ediyor. Tam bu kadar kötü film nereden çıkıyor derken ve umutsuzluğa düşmüşken bir film çıkıyor sizi şaşkınlığa uğratıyor. Yönetmen Tolga Karaçelik genç bir sinemacı olarak iyi bir başlangıç yapmıştı. Bu hafta ise ikinci filmi Sarmaşık vizyona giriyor. Bazı filmler vardır çok somut dertleri işlerler, tarzları da işledikleri konu kadar somuttur. Mesela Kürt veya Ermeni sorununu işleyen filmlerden bahsedebiliriz. Ben bu filmlerin işledikleri konunun önemini küçümsemem ama tarzını ve konunun evrenselliğini tartışırım. Bir de Sarmaşık gibi yapımlar vardır. Belki demin bahsettiğimiz bütün dertleri içinde barındırır ama öyle bir dil kullanırlar ki, evrensel olmayı başarırlar. Bütün dertlerin aslında insan olmanın yansımasında yattığını bize hatırlatırlar. Yani konuyu etnik olmaya veya başka bir kavrama indirgemezler. İşte bu tür filmler tadından yenmez. Bu filmleri çekmek ve böylesi geniş bir anlamda yorumlamak gerçekten kabiliyet ve yeterlilik gerektirir. Tolga Karaçelik’in Sarmaşık filmi tam da bu sınırda. O evrenselliği yakalamış, değerini bir yere kadar belirlemiş ama sonunu getirememiş bir film. İlk önce konuyu kısaca anlatayım. Sarmaşık gemisi yük aldıktan sonra tahliye limanı olan Angola’ya gidecektir. Sefer devam ederken geminin sahibi armatör iflas eder ve ortadan kaybolur. Gemi Mısır’a geldiğinde armatörün liman parasını ödemediği anlaşılır, geminin üstünde haciz vardır. Liman yetkilileri gemiyi kimsenin uğramadığı demirleme alanına çekerler. Mürettebattan gemiyi olası tehlikelere karşı hareket ettirebilecek sayıda kişinin kalması gerektiğini belirtirler. Beybaba diye hitap edilen geminin kaptanı, makineden Kürt, mutfaktan kamarot Nadir, gemicilerden Alper ve Cenk, usta gemici olarak da İsmail gemide kalır. Hepsinin kalmayı seçişindeki hikâye başkadır. Sarmaşık bu altı adamın yiyecek ve içecek kıtlığıyla gemide geçirdiği 120 günün hikâyesi. Her zaman söylerim bir yönetmenin filmiyle ilgili ilk başarısı yaptığı cast seçimidir. Sadece ünlü olduğu için bir oyuncuyu oynatmak risklidir. Yönetmen dilinden anladığı ve daha önemlisi onun dilinden anlayan oyuncularla çalışmalı. Tolga Karaçelik önce bunu başarmış. Kıbrıslı oyuncu Osman Alkaş kaptan rolünde bir harika. Hem babacan, hem otoriter, hem de iktidar olmanın verdiği ikiyüzlülüğü o kadar iyi üstünde taşıyabiliyor ki izleyici onu iyi veya kötü bir karakter olarak kategorize edemiyor. İşte bu da filme özel bir derinlik katıyor. Hemen arkasından Kadir Çermik’in canlandırdığı İsmail karakterini konuşmak gerekir. Kraldan çok kralcı ve iktidarın sopası İsmail toplumun bir sınıfını bazen karikatürize olsa bile izleyiciye hissettirebiliyor. Ve gelelim filmin ağır topu Nadir Sarıbacak’a, gemici Cenk rolünde neredeyse bir başyapıt oluşturuyor. Nadir Sarıbacak’ın Gişe Memuru, Yozgat Blues, Yük, Sen Aydınlatırsın Geceyi ve Kış Uykusunda çok başarılı performanslarını gördük ama bu filmde kariyerinin en iyi işini yapmış. Yani kendi açısından bir başyapıt yaratmış. Geminin ayak işlerini yapan Cenk tam bir lümpen. Karanlık bir geçmiş, otoriteyle uyuşamama, kötücül bir yapıyla zıvanadan çıkan ve gemide kalan küçük kalabalığı da zıvanadan çıkartan Cenk öykünün çatışmasının tetikleyicisi aslında. Yani işler yolunda gitmediği zaman bütün zayıflıkları ortaya dökülen kalabalığın temsilcisi. Peki bu kadar iyi oyunculuklar, altı kişi arasındaki ilişkilerle koskoca bir toplumu resmetmeye ve onların zayıflıklarını, ilişkilerinin altındaki bilmeceleri çözmeye çalışan bu filmin bizim gözümüzde bir başyapıt olmasını engelleyen ne? Tolga Karaçelik yüzmüş yüzmüş ama finalini bağlayamamış. Onun önermesi ne yazık ki yok. Birçok yönetmenin kaçtığı kolaycılığa o da kaçmış. Filme bir final verip bütün bu dramatik olaylarda kendi bakış açısıyla bir nokta koyamamış. Durumun arkasına saklanmış. Bunu da filmin başlangıcından finaline kadar kullandığı sinema dilini bozarak yapmış. Fantastik bir final yapıp hayalgücünün tartışılmama zırhını giymeye çalışmış. Böylece bir çuval inciri berbat etmiş. Bu film böyle büyük bir hataya rağmen, yaptığı işlere yüreğini koyma cesaretini gösterirse Tolga Karaçelik’in başyapıtlar yaratabileceğini müjdeliyor. Sarmaşık mutlaka seyredilmeli.

 

FİLMİN KÜNYESİ
Yönetmen: Tolga Karaçelik
Senarist: Tolga Karaçelik
Oyuncular: Nadir Sarıbacak, Kadir Çetin, Hakan Karsak, Osman Alkaş
Yapım: 2015, Türkiye

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.