Bu hafta vizyona giren İntikam – The Salvation, kovboy filmlerini özlemiş olanlar için bulunmaz fırsat. Son dönemlerin en başarılı oyuncularından Mads Mikkelsen ile afet Eva Green başrolde…

Hep Türk sinemasının gelişiminden veya değişiminden bahsediyoruz. Gözümüzden kaçırdığımız ise Avrupa sinemasının geçirdiği değişim. Özellikle Avrupa Birliği’nden sonra sinemada ortak üretim fırtınası var Avrupa’da. Neredeyse sadece bir İngiliz veya Alman filmi seyredemez olduk. İnanılmaz bir atılım var bu konuda. Ülke sinemamızın bu gelişmeyi göstermemesi yıllar sonra yine sudan çıkmış balık misali ortada kalacağımızın bir göstergesi. Bu hafta vizyona giren The Salvation birçok özelliğinin yanında bu yanıyla da önemli bir yapım. The Salvation bir kovboy filmi ve hikaye 1870’lerde Amerika’da geçiyor. Yönetmeni ve senaristleri Danimarkalı, başrolde oynayan Mads Mikkelsen de öyle. Kadın oyuncu Eva Green Fransız, yan rollerde İngiliz, Güney Afrikalı ve İsveçli oyuncular yer alıyor. Kısacası Amerika’da geçen bir kovboy filminde neredeyse Amerikalı ne oyuncu ne de teknik ekipten kimse var. Hal böyle olunca filme şüpheyle yaklaşabilirsiniz. Ama muhteşem bir kovboy filmiyle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. 1870 yılında Avrupa’daki savaşta Danimarka yenilgiye uğrar. Bunun üzerine göçmenler Amerika’ya gelir. John kardeşi Peter ile birlikte vahşi topraklarda yaşam mücadelesi verir ve yedi yıl sonra işlerini düzene koyduğunda eşi ve oğlunu ülkeye getirir. Film John’un ailesini karşılamasıyla başlıyor. Evlerine gitmek için bindikleri posta arabasına iki kovboy da dahil olur. Adamların hal ve tavırları kaba ve serttir. Yolculuğun sonuna doğru olaylar tırmanır. Sonunda iki haydut tacizlerini arttırırlar ve John’un eşini, oğlunu silah zoruyla esir alıp John’u arabadan atarlar. John koşarak arabayı takip etmeye çalışır, yolda oğlunun atılmış cesediyle karşılaşır. Daha ilerdeyse şoförü öldürülmüş arabayı görür. Sonunda saldırganları gafil avlayan John ikisini de öldürür ama karısını kurtaramaz onun da cesedini bulur. Ailesinin cenazeleriyle eve giden John kardeşinin yardımıyla onları gömer. Bu artık onun için çok fazladır, kasabada arazisini satıp Batı’ya göç etmeye karar verir. Ama John’un bilmediği öldürdüğü saldırganlardan birisinin kasabanın zengin zorbası Delaure’nin kardeşi olduğudur. Artık bir ölüm kalım mücadelesine girmek zorundadır. Bu savaşta başka çıkar çatışmalarının da olduğu ve aslında bütün kasaba üstüne oynanan bir oyun olduğu da ortaya çıkacaktır. Film Western klişelerini çok iyi kullanıyor. Düello sahneleri, şerif, kızılderililer tarafından işkence görmüş ve dili kopartılmış bir kadının azmi; kısacası yan hikayelerde çok başarılı. Görüntü yönetimine ise ayrı bir parantez açmak lazım. Nuri Bilge Ceylan bu filmi seyretse çok kıskanırdı herhalde. İnanılmaz durağan ve geniş açıyla çekilmiş doğa manzaraları var. Filmin çekim yeri Amerika değil, çoğu sahne Güney Afrika’da çekilmiş. Görüntü yönetmenliği bu anlamda da birinci sınıf. Bölgeyi öyle kullanmışlar ki Amerika’da olmadığınızı asla anlamıyorsunuz. Filmin jenerik müziği dikkat çekici. Kovboy filmlerinin en önemli öğesi müziktir. İyi Kötü ve Çirkin’in, Birkaç Dolar İçin filminin müzikleri unutulur mu? İşte The Salvation – İntikam filminin jenerik müziği de böyle bir çizgide. Filmi seyrederken ABD’nin kuruluş aşamasında aslında nasıl Avrupa’nın kaybedenlerinin, haydutlarının ve tutunamayanlarının meskeni olduğunu da görüyoruz. Filmdeki iyi karakterler bile büyük kötülükler karşısında mücadele etmekten acizler. Yani kaba kuvvet herşeyin üstünde. Bugünden baktığımızda ABD’de çok şey değişmiş mi bilemedim. Doğru bir algı için Amerikalılar’ın ABD’ye bakış açısından daha çok Avrupa’nın hikaye anlatımı daha tatmin edici. Kesinlikle bu haftanın en iyi filmi İntikam – The Salvation diyebilirim.

FİLMİN KÜNYESİ
Filmin orijinal adı: The Salvation
Yönetmen: Kristian Levring
Senarist: Anders Thomas Jensen, Kristian Levring
Oyuncular: Mads Mikkelsen, Eva Green, Eric Cantona, Mikael Persbrandt
Yapım: 2014, Danimarka, İngiltere, Güney Afrika, 92 Dak.

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.