Ömer Faruk Sorak’la son filmi 8 Saniye’yi inanç sistemlerini, rüyaları ve kadın olmayı konuştuk… İlginç bir röportaj oldu…

Banu Bozdemir

Bu hikayeye nasıl ulaştınız, böyle bir hikayeden film çekmeye nasıl karar verdiniz?

Aşk Tesadüfleri Sever’i çektiğimiz zaman bu filmi beğenen olduğu kadar bu kadar tesadüf olur mu diyen de oldu. Biz de onlara bu kadarı olmaz daha çoğu da olur hayatta dedik. İkinci hikayeyi rüyalar üzerinden kurguluyorduk. Rüyasındaki adama aşık olan ve daha çok uyumayı tercih eden bir kızın hikayesi olarak yen bir film tasarlıyorduk. Yılmaz Erdoğan’ın evinde bize yeni film var mı diye soran birine bunu anlattık. O da bize benim eski kız arkadaşımı anlatıyorsunuz dedi. Onlara rüya ustası, rüyacı deniyor ve bu konuda kendisi workshoplar yapıyor dedi. Biz kalktık Almanya’ya gittik. Bizi bir konser organizasyonuna davet etti. Ortalıkta civa gibi kıpır kıpır dolaşan biri herhalde bu Esra olmalı dedik. Tavrından yıllardır görmediğimiz arkadaşımızla karşılaşmışız hissi aldık. O bir gün boyunca anlattı, biz film yapmak istediğimizi söyledik hayatından ve başrolü de sen oynuyorsun dedik. O da tabii ki dedi. Bu hissiyatı aldım ve bunun olabileceğine eminim dedim projemizle ilgili bu ani gelişmeyi soranlara. Etrafta bize deli diyenler çoğaldı böyle bir karardan sonra. (Gülüşme)

Sonra bizim iki yıllık bir senaryo sürecimiz oldu, bu hayat hikayesinin nerelerini, hangi durumlarını ekleyelim ki bu iyi bir film olsun diye epey çalıştık. Bu film Yılmaz Erdoğan’ın evinde şekillenmişti sağolsun BKM’de proje ortağımız oldu. Yüksek bütçeli bir iş çünkü.

Ne kadar bütçesi?

Yaklaşık 16-17 milyonu buldu Türkiye ve Almanya bütçesi. Almanya’da da bir ortak bulduk kendimize, Almanya’da büyük bir şirket. Onlar da inandılar bize. Bu artık uluslar arası arenada bu işe inanan ve bu işin olabileceği duygusunu bize geçiren insanların çoğalması bizim de heyecanımızı arttırdı. Diğer rollerde de Esra’nın kendisini oynuyor olmasını taşıyan oyuncular olması gerekiyordu ki bunu da başardığımızı düşünüyorum.

Ne kadarı gerçek hikayenin?

Gerçeklik payı çok yüksek. Yüzde yetmişine yakını gerçek ama bazı hassasiyetlerden dolayı, yani biz hassas davranarak bazı durumları çevirmek zorunda kaldık. Gerçek hikaye demememizin önündeki nedenlerden biri de rüyalardı. Gerçekten bu kız bu rüyayı gördü denmez. Gerçek hayat hikayesinden esinlenilmiştir demeyi uygun bulduk ve öyle yaptık.

Sizi etkileyen ne oldu bu hikayede?

Her şeye kurban edilmiş hissiyle yaşayan bir genç kadının bir gün kendi ayakları üzerinde nasıl duracağının kararlı son cümlesini söyleme noktasıydı. Her kadının ve insanın hayat uzun olduğunu hissetmeksizin bu kısacık dilimde ve evrende kendini önemli hissetme ve bu önem yüzünden savaşların, kinlerin olduğu ve kanların aktığı bir yerde biraz farkına varma ve bu hayatın kalıcı olmadığını ve insanın insanın kurdu olmadan yaşacağını anlatmak için iyi bir fırsattı.

Hikayenin tasavvufi bir yanı da var, siz mi kattınız yoksa var mıydı?

Vardı ama biz de kattık. Dünyada inanç sistemleri insanları iyiye yönelten, iyi olmaya yönelten şeylerken yıllarca din savaşları yüzünden dünya birbirini yemiş. O yüzden verdiği mesajlarla dünyayı etkilemiş bir değeri Mevlana’yı es geçemezdik. İnsanın birbirine söyleyeceği güzel cümlelere ulaşabilmek adına bunu yaptık.

Din son zamanlarda kadın meselesi oldun başka meselelerde olsun sorun teşkil eden bir şey haline geldi. İnsanların yorumlamasında sıkıntı yaratan bir şey olduğu için iyi bir şey olarak işlenmesi pek inandırıcı gelmiyor.

Ben böyle bir ailede büyüdüm. Ağzındaki duayı hayır dışında başka bir şey için kullanmamış bir annenin çocuğu olarak o iyi niyetli duaların gücüne inanan ve başına gelen her iyi şeyi o duaların gücüne yoran bir kültürün içinde büyüdüm. Bunun günümüzde gerçekliğini yitirmiş olması bunun olmadığı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla ben de şöyle bakıyorum vardı, dönüp kendi içimizde ararsak onu tekrar bulabiliriz diyorum. İnanılan şey birinin hayrına olunca bunu desteklemek gerekiyor. Filmin misyonlarından biri de bunu tekrar hatırlatmak.

Sevgi üzerine bir film ama son sahnelerde affetme de ön planda. Kadının dünyasından işlemişsiniz, kadın yeterince affedici değil miydi peki?

Bu döneme denk gelen ve ne diyeceğimi bilemediğim Özgecan cinayeti var ya. Onun babasının söylediği sözün takipçisiyim açıkçası. ‘Allah onun anne babasına da yardım etsin’ cümlesini kurduran o yürek. Bundan sonra bir başka olayda o acıyı yaşayanın içindeki sebebi ortadan kaldırarak iyi niyetle bakmak zorunda olduğunu düşünüyorum. İyi niyet çağrısı yapmak yerine insanların yetiştiriliş biçiminde yeniden şekillenmesini sağlayacak şekilde nesil yenilemesine ihtiyacımız var.

Kız neden kendisine şiddet uygulayan eniştesiyle yalamaya devam ediyor?

Başında annenin bu yaştan sonra nasıl çocuk yaparım, bakarım serzenişi var. Kardeşlerinin biz bakarız demesiyle şekillendi. Annenin hastalığı da eklenince işin içine ablaların verdikleri söze karşı duydukları sorumluluk aslında. Gerçek hayatta Esra’nın ailesi Türkiye’ye gitmek zorunda kalmış, ablalar bu durumda emanet alma durumuna gitmişler. Ablalar evlenmeden önce mutlu bir biçimde yaşanmış, onlar evden ayrılınca da biraz istek biraz mecburiyet diyebiliriz. Eniştenin koruma güdüsü saçma sapan baskıcı bir yönteme yöneltmiş.

Kaç yerde çekildi film?

Türkiye’de Tuz Gölü ve Mardin. Beykoz Kundura fabrikası. Hastane ve kızın çalıştığı bar gibi yerleri Türkiye’de .ektik. Bütün dış mekanları, bir tane hastaneyi ve kumarhaneyi yaptık. Hiçbir kumarhane bir kız rahatsızlanınca sevgilisi oynamaya devam etmez dedi, bunu kabul etmedi. Biz de bu yüzden mi ocaklar batıyor, insanlar iflas ediyor diyerek inşa ettik orayı.

Kadere inanıyor musunuz peki?

Evet inanıyorum tabii ama insanı kader deyip bir kenara çekilmemesi gerektiğini düşünüyorum. O yüzden kaderi insanın kendi çabasına bağlıdır diye başlıyor bizim filmimiz. Biraz bunun altını çizmek istedik.

Filmle beraber değişen bir bakış açınız oldu mu?

Oldu tabii. Ama dine bakış açım hiçbir zaman değişmedi her ne kadar değiştirmeye çalışanların sayısı her geçen gün artsa da. Ben çok inançlı bir ailenin içinde büyüdüm, inanmanı kendisi için, kendi hayatını düzenlemekle ilgili bir karşılığının olduğunu düşünüyorum. Aslında ben kendi inanç sistemimi yansıttım biraz da filme. Babanın söylediği her şeyin altına imzamı atarım, Yılmaz’ın derviş karakterinin ve finalde babanın şükrettiği ne varsa hepsinin altına imzamı atarım. Filme beraber dikkate almaya başladığım şey rüyalar oldu diyebilirim.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.