“One Flew Over The Cuckoo’s Nest” filmini bilmeyen yoktur. Ken Kesey’in ünlü romanı sinemaya uyarlanmış ve 1975 yılında yönetmen Milos Forman’ın bu eseri Oscar yağmuruna tutulmuştur. Bununla da kalmamış, kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir. Tabii filmde Mc Murphy rolünü oynayan gencecik Jack Nicholson’a da o yıllarda aşık olmayan kalmamıştır. “Guguk Kuşu – Kafesten Bir Kuş Uçtu” tiyatroya da adapte edilip defalarca sahnelenmiş, elbette her seferinde seyirciyi etkisi altında bırakmıştır… Ve bu eserin 2014’te Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu’nda sahneleneceğini duyunca bizim buralarda iştahı kabarmayan tiyatrocu yoktur sanırım.

Bugün, yönetmenimiz Şakir Gürzumar’ın bu işe neden soyunduğunu iliklerime kadar hissetmiş bulunuyorum… Çünkü oyunu izleyen herkesin fikir birliğine vardığı üzere kendisi tiyatro sahnesine daha önce görülmemiş, şaşırtıcı bir derinlik getirerek “oyun adeta sinemada izleniyor gibi” farklı bir lezzete varılmasını sağlıyor. Yani bu, kolay rastlanabilecek bir iş değil. Bu özel insanın sinemaya da el attığını görmeyi çok isterdim…

Üç ay boyunca oyuncularla prova yaparken Şakir Gürzumar’ın kafasının içinde ne hayal ettiğini ben bilmiyordum, sadece aktörlük adına bu standartlarda bir workshop’a katılmak istesek epey masraf edeceğimizi ve şanslı olduğumuzu düşünüyordum. Üç ayın sonunda bir gün prova salonuna müzik sistemi kurulmasını istedi ve provayı oyun için bestelenen müzikler eşliğinde yapacağımızı söyledi. Bu, sihirli şapkasından çıkardığı ilk sürprizdi. Tüylerimiz diken diken olup “alışılmışın dışında, başka bir şeye dönüşen” oyunu çalışmaya devam ettik. Sahneye dekorun kurulması, ışık tasarımına ve koreografiye tanık olmamız da, peşpeşe şapkadan çıkardığı diğer sürprizlerdi. Kendi adıma “ellerimin titrediğini, boğazımın düğümlendiğini” gönül rahatlığıyla söyleyebilirim, çünkü iddiası ne denli büyük bir işe kalkıştığımızı tam anlamıyla o zaman anladım. Oyuncu olarak sorumluluğumuz daha da artmıştı. Bu, sıranız gelince sahneye çıkacağınız, arada kulisinize dönüp kahve içebileceğiniz konforlu bir oyun olmayacaktı. Adımlarımızın ritminden, soluduğumuz sise, milimetrik olarak “tam” altında durmamız gereken lokal ışıklardan, o rahatsız, metal sandalyelerin çıkardığı çıtırtılara kadar her şey oyunun atmosferine hizmet edecekti. Her birimiz, işleyen bir saatin çarklarındaki dişlilerdik ve konsantrasyonumuzu bir an bile bozma şansımız yoktu.

Oktay Kaynarca (Mc Murphy), bendeniz (Hemşire Ratched) Galip Erdal (Şef Bromden), Kevork Türker (Cheswick), Levent Can (Harding), Engin Yüksel (Dr. Spivy) ve Kayhan Yıldızoğlu (General) veya Tuba Ünsal (Candy) gibi isimleri bu çapta bir oyunun kastında görmek şaşırtıcı sayılmaz aslında. Bence asıl şaşırtıcı olan, Guguk Kuşu için açılan seçmelere katılıp yüzlerce kişi arasından seçilen genç yetenekler.

Kuliste dönen “ünlüler ve gönüllüler” esprisine güldüğüm kadar çok az şeye gülmüşümdür herhalde. Burada aynı Hollywood ya da Broadway’de olduğu gibi sistem çift taraflı işliyor… Yıldızlar kendilerini parlatarak oyuna hizmet ederken, oyun da yeni yıldızlar yaratıyor.

Afişimizde yazan “yirmi kişilik dev kadro” cümlesinin önemli bir bölümünü oluşturan “seçilmiş” genç aktörleri, belki de hayatlarının dönüm noktasını oluşturacak olan Guguk Kuşu serüveni içinde tanımanızı (onların, sinemamıza kazandırılması gereken yeni değerler olduğunu düşündüğümden) gönülden istiyorum… Şöyle buyrun:

Yiğit Pakmen (Billy Bibbit)

Öncelikle Guguk Kuşu gibi bir film ne Türk sinemasında, ne Amerikan, Avrupa sinemasında, ne de Bollywood’da, hiçbir yerde kolay kolay üretilemiyor. Film 1975 yapımı fakat bugün bile bize anlattığı sistemin içindeyiz ne yazık ki. Anlatısı, anlatısındaki başarısı, yönetimi ve tabii ki oyunculuklarıyla benim vazgeçilmez filmlerimden biridir. Jack Nicholson, Christopher Lloyd, Vincent Schiavelli, Danny DeVito… Sanırım film hakkında benim daha fazla konuşmama gerek yok. Bizim oyunumuza gelince… Kendimizi övmek istemem ama şunu dürüstçe söyleyebilirim; Ben Çolpan İlhan – Sadri Alışık Tiyatrosunun Şakir Gürzümar yönetmenliğinde sahneye koyduğu Guguk Kuşu oyununu izlemeye giderdim. Benim açımdan oyunun prova süreci ve karakterin ilerleyişi çok keyifli fakat çok yorucu oldu. Kadir Has Üniversitesi Tiyatro bölümü lisans 4. sınıftayım ve hem provalara gitmek hem okulu aksatmamak oldukça zor oldu. Ama Billy Bibbit için çok daha fazla zorlukla uğraşabilirdim. Billy’nin annesiyle olan problemleri ve kekeme oluşu benim için çözülmesi gereken en önemli problemlerdi provalar zamanında. Özellikle anne meselesini çözmek gerekiyordu çünkü annemle benim aramda 18 yaş var ve biz gerçek dostuz. Bunların yanında bir de sahnede “deli olmak mı olmamak mı” sorularıyla boğuşuyordum. İpin ucunu kaçırdığım her an da Şakir hocanın uyarılarıyla toparladım kendimi. Sonuçta Şakir hocanın bana verdiği özgüven ve yönlendirmeleriyle elimden geleni en iyi şekilde yaptığımı düşünüyorum. Bugün çok mutlu ve içim rahat şekilde öğreniyorum ve çalışıyorum. Sonraki yıllarda önüme ne gelir, nelerle karşılaşırım bilmiyorum , fakat tiyatro, sinema, dizi, nerede çalışırsam, ne yaparsam yapayım, yine mutlu ve içim rahat şekilde yapmayı temenni ediyorum. 

***

Onur Yenidünya (Ruckly)

One Flew Over The Cuckoo’s Nest filmi bende güzel bir yer edinmiş. Oyunda yer alacağım kararlaştırılınca gerçekten çok mutlu oldum. Ruckly karakteri Milos Forman’ın gözünde daha silik ve tedavi edilemez bir kronik olarak beyaz perdeye aktarıldıysa da, tiyatro sahnesinde daha can alıcı bir şeyler olması gerekliydi. Şakir Gürzumar bunu çok iyi görerek ara ara karakterin içindeki “insanı” bitkisel bedeninden dışarı çıkarttı ve ona bambaşka bir yön çizerek imzasını benim canlandırdığım Ruckly karakteriyle tablosuna kazıdı. Müzik konusunda oyunculuğumuza katkı sağlayan Cenk Taşkan gerçekten yönetmenimizin kafasındaki “tiyatroda sinema bütünlüğünü” gerçekleştirdi. İzleyenler o kadar güzel tepkiler veriyorlar ki bu, orada nefes alan, beyninin ön lobları felç edilmiş karaktere ayrı bir enerji veriyor. En çok aldığım soruysa “kollarını o kadar zaman nasıl tutabiliyorsun”… Evet bu hiç kolay değil, özellikle ilk perde bitince kollarım parmak uçlarıma kadar uyuşuyor ve vücudumdan kanın çekildiğini hissedip üşüyorum, fakat bu kadar profesyonel ve disiplinli bir ekiple çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bu güzel insanların enerjileriyle üstesinden gelme gayretim daha da artıyor. Yönetmenimiz Şakir Gürzumar’a, değerli oyuncu kadromuza, Dekor-Kostüm Tasarım Şirin Dağtekin, Işık Tasarım Akın Yılmaz, Dramaturg Selen Korad Birkiye, Yönetmen Yardımcısı Utku Demikaya, Yönetmen Yardımcıları Yavuz Aytekin ve Deniz Kaya ile prömiyerde ayağı talihsiz bir şekilde kırılan Galip Erdal’ın yerine Şef Bromden karakteri için aramıza dahil olan Bahattin Doğan’a, hepsine minnetlerimi borç biliyorum.

***

Onur Kırat (Scanlon)

Guguk Kuşu filmi bugüne kadar izlediğim anlamı en büyük filmlerden biri. Filmin başarısı, verilen mesaj, karakterler, oynayan isimler düşünüldüğünde bize söyleyecek pek söz kalmıyor. Bizim oyunumuza gelince… Gerçekten iyi bir iş olduğunu düşünüyorum. Böyle bir proje içinde yer aldığım ve oynayan isimlerle yanyana olduğum için çok şanslı ve mutluyum. Oyundaki karakterim Scanlon, kendi dünyasında hayali bomba yapan ve dünyayı havaya uçurmak isteyen bir akıl hastası. Sonuç olarak oyunumuza gelin ve izleyin derim. Pişman olmayacaksınız.

***

Umut Avcı (Martini)

1995 yılında amatör olarak tiyatroya başladım, o günden sonra da bir daha ayrılamadım. Sadri Alışık Akademi’de oyunculuk eğitimi aldım ve sanat kadrosuna seçildim, halen de Haliç üniversitesinde oyunculuk üzerine yüksek lisans yapıyorum. ” Sürüden Ayrılan Geyikler ” isimli tek kişilik bir gösterim var, başta BKM Mutfak olmak üzere bir çok sahnede oynadım, oynamaya da büyük bir keyifle devam ediyorum. Guguk Kuşu’nun bu sezon tiyatromuzun repertuvarına alınacağını ilk duyduğumda çok heyecanlandım, çünkü inanılmaz derin bir metin olması ve çokça şikayetçi olduğum sistemi dibine kadar eleştirmesiyle çok sevdiğim bir oyundu, bir kaç yıl önce filmini de seyretmiş ve çok etkilenmiştim. Oyunun oyuncu seçmelerine davet edildiğimde heyecanım iki kart arttı, oldukça ince elenip sık dokunan bir seçmeden sonra kadronun içinde olmam, hele Martini gibi bana çok sıcak gelen bir rolü almam mutluluğumu perçinledi. Filmle oyun arasında bazı farklılıklar var tabii ki, ama yine de ben oyunda rol alacağım belli olduğu andan itibaren rolü çıkarırken herhangi bir şekilde etkilenmemek için filmi hiç izlemedim. Benim rolümü filmde Danny de Vito oynuyordu. Tek ortak noktamız ikimizin de sevimli olması. Yani en azından izleyenler öyle diyor. Yorucu ama iyi bir prova dönemi geçirdik. Bir özel tiyatronun yapabileceğinden daha büyük, daha pahalı bir prodüksiyonda, son derece usta oyuncularla ve Şakir Gürzumar gibi bir yönetmenle çalışmak benim için büyük bir şanstı ve bu şansı iyi kullandığımı düşünüyorum.

***

 

Gamze Uçar (Sandra)

Guguk Kuşu filmi benim unutamadığım ve sıkılmadan defalarca izleyebileceğim filmler arasındadır. 9 dalda Oscar alan, dünyada 12 sene boyunca vizyonda kalıp gösterim rekoru kıran tek film sanırım. Tiyatro oyununda da, filmde de, topluma ve sisteme getirilen eleştiri çok yerinde ve dozunda. Kurallar ve otoritenin insanlar üzerindeki etkisi, insanların kalıba nasıl sokulduğu ve herhangi bir kalıba girmeyen kişilerin sistemin dışına nasıl itildiği açık bir dille anlatılıyor. Aslında bu psikiyatri kliniği bir bakıma, küçük ölçüde de olsa, bizim yaşadığımız toplum değil mi? Prova süreci benim için harika bir dersti. Öncelikle böyle bir yönetmenle çalışmak ve böyle profesyonel bir kadroya dahil olmak dünyadaki en büyük şanslardan biri herhalde… Ben eğitimimi Ankara’da aldım, Ankara disiplininden geliyorum. Tobav’ın ilk öğrencilerinden sayılırım. 14 yaşında başladım ve sonrası hep çalışmakla, öğrenmekle geçti. 4 senedir İstanbul’dayım, bu süreçte çeşitli özel tiyatrolarla çalıştım ve şu an olabileceğim en güzel yerlerden birinde, Çolpan İlhan – Sadri Alışık Tiyatrosu’nda, Guguk Kuşu oyununda Sandra’yı oynuyorum. Şu an hayat çok güzel…

***

Melda Narin Güler (Hemşire Flynn)


“Denedim… hiç olmazsa denedim!” Guguk Kuşu filmini ilk izlediğimde aklımda kalan repliklerden biri buydu. Bu ekip harikası film -ki roman uyarlamaları hep can sıkar- nasıl olacaktı da tiyatro sahnesinde yine aynı ruhu yansıtabilecekti? Korkularım teksti elime alıp okumaya başladığımda biraz olsun azaldı. Ve yavaş yavaş sahne üzerinde yapılan provalar, dekor eskizi, pırıl pırıl oyunculuklar, rejinin zeka dolu oyunlarıyla kısa sürede akışını kendi kafamda yapabildiğim nadir oyunlardan biri çıktı karşıma. Dramaturji çalışmalarının sağlamlığı her replikte hissedilen, dimdik, zımba gibi bir iş oldu. Bu oyunu seyirci olarak seyredebilmeyi çok isterdim. Ama halimden memnunum.13 yıldır tiyatro yapıyorum. Son 7 yıldır Sadri Alışık Tiyatrosu’nda çok iyi oyunlarda, iyi rejisörlerle çalıştım. Ama yine de Guguk Kuşu ekibi ve yönetmeni en büyük şanslarımdan biri! Üç ayda hiçbir yerden alamayacağım oyunculuk, reji ve hayat dersini ben bu prova sürecinde aldım. Şansıma ve ekibime minnettarım.

***

 

Ali Deniz Çelik (Warren)

Karabük’te radyo programcılığı yaparken, Belediye Tiyatrosu’nda oyuncu arandığını öğrendim, bir deneyeyim dedim ve deyiş o deyiş… Guguk Kuşu, benim ilk büyük prodüksiyonlu profesyonel oyunum. Birçok aşamadan geçtikten sonra, böyle bir oyun, ekip ve yönetmenle yaşamak büyük bir şans. Oyunun prova süreci mükemmel bir ders niteliğindeydi. Sadece oyunculuk anlamında değil, insani olarak da müthiş bir deneyim oldu benim için. Oyunun yazarı Ken Kesey, beat kuşağın en iyi yazarlarından. Guguk Kuşu oyununda da, özgürlük isteyenler ve özgürlüğü kontrol altına almak, engellemek isteyenler arasındaki soğuk savaşı anlatıyor. Oyun, toplumdan ayıklanmış bireyleri ele alıyor. Toplumlar her zaman uyum ve düzen ister. Sizin her anınızı izlemek, bilmek, takip etmek ve kontol altına almaktan vahşice keyif alır. Bütün toplumlar, düzene ayak uydurmayan, zamanla belli nedenlerle topluma ayak uydurmaktan, uyum sağlamaktan uzaklaşmış bireyleri kendinden uzaklaştırır ve onları yola getirmeye çalışarak kendini ayakta tutmaya çalışır. Bunu yapmayanları cezalandırır, dışlar veya ötekileştirir. Warren karakteri de, bu sistemin işleyen çarklarının bir nevi “kayış”ı. Görünen bütünün, küçük ama önemli bir parçası. Kesinlikle sistem adamı. Daha doğrusu kendisine bu düzenin içerinde biçilen görevden gayet hoşnut. “Sistematik” olmayan herşeyin, ortadan kaldırılması gerektiğini düşünen, “küçük diktatör”. Filmi birçok Oscar almış bir oyunda olmak gurur verici. Ama şunu belirmeliyim ki, roman ve oyun bir çok açıdan birbirinden farklı. Filmi izleyenler, gelip oyunumuzu izledikten sonra bu farkı daha net anlayacaklardır.

***

Gürkan Ezer (Williams)

1994 yılında İstanbul’da, gelecekte başarılı bir oyuncu olmak isteyen bir erkek çocuk olarak dünyaya geldim. Tiyatroyla 12 yaşında tanıştım. Şu anda SAKM bünyesinde tiyatro oyunculuğu yapmaktayım ve aynı zamanda Konservatuar sınavlarına hazırlanıyorum.
Oyunda Williams adlı faşist bir hastabakıcı/gardiyan’ı canladırıyorum. Elinde olsa bütün hastaları ölesiye dövebilir ama Hemşire Ratched onun en büyük korkusu. Filmi ilk izlediğim zaman, ki üç yıl falan oluyor, bir gün böyle bir projede yer almayı hayal etmiştim. Böyle bir ekiple bu projede çalışabildiğim için çok mutlu oldum. 3 ay boyunca yoğun bir prova süreci geçirdik ve bence bütün emeklerimiz seyircilerin alkışıyla layığını buldu diye düşünüyorum. Bir kere ekibimiz çok tatlı, çok güzel bir ekip ve onlarla çalıştığım için çok mutluyum. Az önce belirttiğim gibi ileride başarılı bir oyuncu olmak istiyorum (Herkes gibi).

***

Engin Demircioğlu (Turkle)

Akademik eğitimimi Almanya’da tamamlayıp Türkiye’ye döndükten sonra mankenlik ve fotomodelliğe başladım. Daha sonra eğlence sektöründe çeşitli dans gruplarıyla çalıştım. Sahnenin hayatımın bir parçası olduğunu anladığımda istanbul’a yerleşmeye karar verdim. Çolpan İlhan – Sadri Alışık tiyatrosunda 2 yıl eğitim aldıktan sonra oyuncu kadrosuna dahil oldum. 3 yıldır profesyonel olarak bu tiyatroda oyunculuk yapıyorum. Bu sezonun yeni oyunu Guguk Kuşu’nda oynamak benim için büyük bir fırsat oldu… Ve eminim ki bir çok arkadaşım için de öyle oldu. Çok önemli usta ağbilerimiz ve ablalarımızla oynama fırsatı yakaladık. Ve tabii ki yönetmenimiz Şakir Gürzümar’ın 3 ay süren yoğun prova süresince bize ve kişisel bankamıza kattığı oyunculuk teknikleriyle… Deniz Uğur’un busüreçle ilgili çok güzel bir yorumu var, ona katılıyorum. ” 3 aylık bir workshop süreci” diyebiliriz… Ve bizi herzaman destekleyen değerli hocamız Kerem Alışık… Çolpan İlhan – Sadri Alışık Tiyatrosu çatısı altında, tam da içinde bulunduğumuz durumu, sistemi, bire bir anlatan ve eleştiren bu oyunda değerli oyuncu arkadaşlarımla birlikte olmanın keyfiyle… İyi ki varsın Tiyatro… Bu sene “Guguk Kuşu” size de konabilir! Sakın kaçırmayın… Uçar gider J

***

Dorukhan Kenger (Güvenlik-Lobotomi Cerrahı-Teknisyen)


Guguk Kuşu oyununda yer almak genç yaşımda benim için büyük bir tecrübeydi. Filminin bu kadar beğenilmesi haliyle izleyicide bir karşılaştırma yapma imkanı doğurdu, ancak oyun bitiminde sosyal medyada büyük övgüler okuduk, bu da bizi mutlu etti. Her provada tecrübeli oyuncu kadrosundan bir şeyler öğrendim, bu da benim için bir eğitim süreci gibi oldu. Ekranda gördüğüm, oyunculuğunu beğendiğim insanlarla aynı oyunda çalışmak harika! Bir gün ben de bir sinema filminde istediğim rolü oynarım belki. “Düşünsene şef, ne güzel olur!”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.