Murat Şeker’in Çakallarla Dans projesi belli ki tesadüfi bir fikir değil. Benim hala en sevdiğim işi olan İlk filmi “2 Süper Film Birden”in bir sahnesinde, yönetmen olmak isteyen başkarakter Necati’nin (Tim Seyfi) bir not defterine şunu yazdığını görürüz: Çakallarla Dans…

İlk dansa 1. Malatya Uluslararası Film Festivali’nde kalkmıştık. Filmin seyircili gösterimindeki olumlu tepkiler üzerine Murat Şeker ile havaalanında, dönüş yolunda bir röportaj yapmış ve sormuştum;

“Çakallarla Dans, diğer filmlerinize nazaran daha fazla devam filmi potansiyeli barındırıyor. Gişede başarılı olduğu takdirde devam filmi çeker misiniz”?

Murat Şeker, seyircinin filmi sevmesi halinde devam edebileceklerini, filmin gişesi 500.000 seyirciye ulaşırsa bunu böyle anlayacağını belirtmişti. Çakallarla Dans, gösterimde kaldığı 18 haftanın sonunda 244.000 seyirciye ulaştı. Bu rakam her ne kadar yönetmenin kafasındakinin yarısına denk gelse de, bir devam filmi için heveslendiriciydi ve öyle de oldu. Çakallarla Dans: Hastasıyız Dede bana göre ilk film kadar iyi değildi ancak seyirci bu şaşkın çeteyi sevmişti ve film 14 haftalık vizyon macerasını 930.000 seyirci ile tamamladı.

Bu kez seyirci Murat Şeker’e “bir daha çek” diyordu ve beklenen sonuç: Çakallarla Dans: Sıfır Sıkıntı yılın son ayında gösterime girdi. Pek beklemediğimiz ise şu oldu sanırım; film 3 haftada 1.378.000 seyirciye ulaştı!

Bu ilk kez olmuyor, Recep İvedik serisinin son filmi de tüm zamanların gişe rekorunu kırdı ancak çok sık rastladığımız bir durum değil, genellikle devam filmleri giderek daha az seyirci toplar ve en sonunda yakıtı tamamen tükenir. Oysa Çakallar her macerada daha fazla insanı sinemaya çekmeyi başardı.

İyi ama nasıl?

Öncelikle çok değerli snob eleştirmen arkadaşlarımdan bir gişe komedisini yazarak sayfa işgal ettiğim için özür dilerim (elbette bu bir şaka, ne özrü!) ancak ortada hepimizin üzerine eğilmesi, deşmesi gereken durumlar var.

İstatistikler burada da işimize yarayacak, tahtaya yazıyorum; festivallerde yarışan ve bu yıl gösterime giren 26 filmin toplam gişesi: 700.000, bunun 440.000 adeti Kış Uykusu ve İtirazım Var seyircisi… Yani bu filmleri vizyonda kimse izlememiş, Kültür bakanlığının paraları yeni bir sinemacı yaratamamış, yine bakanlığın fonladığı festivaller olmasa bu insanlar film yapamaz! En çok sorulması gereken soru şu: Her festivalin seçkisinde ağırlıklı olarak ilk filmler yarışıyor, peki bu sinemacıların 2. filmi nerede?

‘Festival filmleri’ seyircisi ilgisini festivallerde tüketiyor. Festival organizasyonları gösterilen filme para kazandıracak yollar bulmalı… Festival filmi seyircisi filmi festivalde izlemek istiyor, vizyonda yüz vermiyor. Bu bir statü göstergesi adeta… Oysa, Çakallarla Dans seyircisinin böyle kompleksleri yok, “ben gülücem aga” deyip giriyor salona… Film de bu vaadi yerine getiriyor, işin içinde bilet satmak varsa ticareti görmezden gelemezsiniz ve bu gayet adil bir alışveriş. Oysa ben 15 filmin yarıştığı bir festivalden ruhen çökmüş olarak ayrılabiliyorum!

Nerede destek-fon varsa oraya koşturan bu sinemacılara yanlış bir tanımlama ile ‘bağımsız sinemacı’ diyoruz, halbuki kendi parasıyla, onu da sinemadan kazanarak üstelik, film çeken Murat Şeker çok daha ‘bağımsız’ değil mi?

Hala asıl sorunun cevabını vermediğimi biliyorum ve yazının sonuna saklıyorum, işte şimdi oraya geldik.

Bu bir mucize değil, biraz insanını tanımakla ilgili bir şey… Bakın Arzu Film işlerine, o hikayeler, o oyuncularla ve o yönetmenle (Ertem Eğilmez) çekilmeseydi şimdi kimse hatırlamazdı. Şeker’in çok sağlam bir sinemacı kumaşı var, 2 Süper Film Birden’i izleyen hiç kimse buna itiraz etmez, çok da sağlam bir kadro topladı ve bu kadroyu oluşturanlarla bir aile hukuku kurmayı başardı. Bu tespiti Milliyet Cadde yazarı Sina Koloğlu da yapmış ve çok haklı. İlk filmden sonra çakallar’ı oynayanlar giderek ünlendi (Şevket Çoruh zaten ünlüydü) ama gemiyi terk etmediler. Asıl kadro korunup bir de her filmde yeni oyuncularla güçlendirilince ortaya insanların afişine bakıp gitmek istediği bir film çıktı. Murat Şeker de projesine inanıp sosyal medyada da güçlü bir şekilde duyurunca 4 haftada 1.5 milyon seyirci geliyor işte…

Gişe komedilerinin ‘All Star’ kadrosuna artık bu ekibi de yazın. İsteyen eleştirmen filmlerini doya doya eleştirsin ama bu insanlar sayesinde sinema salonları açık kalacak, onların sattığı biletlerden kesilen paralarla ‘festival filmleri’ fonlanacak. Hani arılar olmasa Dünyadaki hayat 3 yılda sona erermiş ya, sinema sektörünün arıları da Murat Şeker gibi sinemacılar… Bu insanlara ve filmlerine ihtiyacımız var, bunu da 80’lerde kömür deposuna dönüşen sinemaları görmüş biri olarak yazıyorum.

Hepinize sinemayla dolu mutlu bir 2015 diliyorum.

Murat Tolga Şen / [email protected]

 

Murat Tolga Şen
2005 yılında "Öteki Sinema" sitesini açtı. Rahmetli sinema yazarı Metin Demirhan ve Ali Murat Güven’in verdiği güçlü destekle başlayan bu kişisel macera şimdilerde Türk sinema bloglarının amiral gemisi haline geldi. Murat Tolga Şen, Sinema yazarlığı ve blogculuğuna önem vermeye devam ederek katıldığı platformlarda sinemanın farklı taraflarını konuşmaya devam etti. Blogculuktan profesyonel sinema yazarlığına geçişi ise 2010 başlarında sinema sitesi Beyazperde kadrosuna katılmasıyla oldu. Ayrıca online sinema dergisi Cinedergi, Fotografya, Gölge, Yeni Harman, Modern Zamanlar, Film Arası gibi yayınlara da katkı sağlıyor. 2012 Ocak ayından bu yana Medyaradar sitesinin sinema ve televizyon yazıları da yine Murat Tolga Şen’in kaleminden çıkma.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.