Gerçek adı James Eugene Carrey olan Kanadalı komedyen Jim Carrey, kariyerine tv dizilerinde ufak rollerle başladı. Mimikleri ve esprileri ile bir kesimin gönlünü hemen çelmeyi başaran Carrey 80’lerde belli başlı sinema ve televizyon filmlerinde rol alsa da asıl olarak ilk çıkışını 1994 yapımı Ace Ventura ile yapmıştır. Yüz yapısı ve tarzı nedeniyle Amerikalı ünlü komedyen Jerry Lewis’e benzetilen oyuncu bir kesim tarafından günümüzün Lewis’i olarak anılmaktadır.

Ace Ventura Pet Detective
Jim Carrey
©Morgan Creek Productions

Bu ay, yine 1994 senesinde vizyona giren ve onu büyük kitlelere ulaştıran komedi filmi Salak ile Avanak (Dumb & Dumber)’ın devam filmi Salak ile Avanak 2, 20 yıl aradan sonra seyircisi ile buluşuyor. Bu vesileyle Hollywood’un güldüren yüzü Jim Carrey’in belli başlı filmlerine şöyle bir değinelim istedim.

Ace Ventura : Pet Detective (1994)

İlk ciddi çıkışını yaptığı Hayvan Dedektifi için Carrey’in kariyerindeki dönüm noktası demek yanlış olmaz sanıyorum. Her ne kadar Maske (1994) ile esas çıkışını yaptığı düşünülse de oyuncunun ilk kilometre taşını Hayvan Dedektifi olarak görmekteyim. Keza canlandırdığı bu tipleme ile hatırı sayılır bir hayran kitlesi eden oyuncu bir de devam filmi ile kamera karşısına geçmiştir. Film hayvanlara düşkün, evinde birbirinden farklı hayvan besleyen komik mi komik bir hayvan dedektifinin başından geçen olayları anlatmaktadır. Yönetmenliğini Tom Shadyac’in yaptığı filmde Carrey’e Courteney Cox, Sean Young gibi isimler eşlik etmişti.

The Mask (1994)

Maske, Jim Carrey’in resmen bir yıldız haline geldiği filmdir. Yine 1994 senesinde çekilen film Carrey’in koşar adımlarla kariyerinde ilerleyeceğinin habercisidir adeta. Rol arkadaşı Cameron Diaz’ın da kariyerindeki ilk film olma özelliğini taşıyan film genel olarak dünyada büyük bir beğeni kazanmıştır. Her ne kadar Carrey’in de rol alacağı ikinci film için büyük bir uğraş verilse de bu gerçekleşmemiştir. 2005 senesinde Jamie Kennedy’nin başrolünü üstlendiği ‘Son Of The Mask’ adlı bir devam filmi çekilse de film, ilk filmin yanına dahi yaklaşamamıştır.

Film hayatta silik bir karakter olan, şansı bir türlü yaver gitmeyen bankacı Stanley Ipkiss’in bir gün deniz kıyısından bulduğu bir maske ile hayatının değişmesini konu almaktadır. Bu maskeyi takan Ipkıss farklı bir kişiliğe bürünmekle beraber yaşadığı hayatın tam aksine kavuşur ve birbirinden komik olayların habercisi olur. Film dünya çapında büyük bir başarı elde eder ve Jim Carrey bu başarılı yapım ile aranılan oyuncular listesine girmeye hak kazanır.

 

 

Dumb & Dumber (1994)

Jim Carrey’in hızlı ilerleyişine katkıda bulunan bir diğer film Salak ile Avanak… 1994 senesi oldukça verimli geçen Carrey’i komedi arenasında tartışmasız üstlere çıkaran bu filmde Carrey’e yetenekli oyuncu Jeff Daniels eşlik ediyor ve bizi muazzam bir komedinin içine bırakıyordu. Film, Lloyd ve Harry adlı IQ’su yerlerde sürünen iki arkadaşın başından geçen olayları konu almaktaydı. Lloyd’un bir kadına aşık olması ile Harry’i de yanına alarak Aspen’e aşık olduğu bu kadını bulmak için yola çıkması ve bu yolculuk esnasında başlarından geçen komik olaylara tanık oluyorduk. Film 1995 senesinde MTV Film Ödülleri’nde Carrey’e en iyi komedi performansı dalında ödül getirmişti.

Batman Forever (1995)

Kariyer basamaklarını hızlı adımlarla çıkan Jim Carrey bu sefer karşımıza bir çizgi roman uyarlaması olan Batman serisinin üçüncü filmi Batman Daima ile çıkıyordu. Filmde Batman’in azılı düşmanlarından ‘Bilmececi’ karakterine hayat veren Carrey’e birbirinden usta oyuncular eşlik ediyordu. Val Kilmer, Tommy Lee Jones, Nicole Kidman gibi oyuncuların yer aldığı film Tim Burton’ın koltuğunu devralan Joel Schumacher’in ilk Batman denemesiydi. Bir kesim koyu Batman hayranı tarafından olumsuz bir şekilde eleştirilen film aynı sene teknik dallarda 3 Oscar adaylığına layık görülmüştür.

The Truman Show (1998)

Arada The Cable Guy, Liar Liar gibi filmler için kamera karşısına geçen Carrey’in bir diğer önemli ataklarından biri kuşkusuz Andrew Niccol’un senaryosunu yazdığı ve bazı kesimler tarafından başyapıt ilan edilen The Truman Show olmuştur. Film, medya ve sistem eleştirisi ile birlikte türlü okumalara açık alt metinleri ile oldukça başarılı bulunmuş, aynı sene En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo dallarında Oscar’a aday olmuştur. Jim Carrey’in yanı sıra filmde Ed Harris, Laura Linney, Natascha McElhone gibi isimler yer alıyordu. Film Truman Burbank’ın gerçek sandığı yaşamının aslında 24 saat boyunca tüm insanlar tarafından izlenilen bir stüdyo oyunu olduğunu ortaya koyuyordu. Bununla beraber annesi ve babası da dahil olmak üzere tüm yaşamının sahte bir kurmaca olması, bundan habersiz olan Truman’ın bu reyting çılgınlığı içinde nasıl yer aldığı ortaya konmaktaydı. Truman bu olağan gibi gözüken yaşamdan bir şekilde şüphelenecek ve gerçeği öğrenmek için uğraşacaktır.

Film gösterildiği sene oldukça büyük beğeni toplamış, televizyonların reyting uğruna ne kadar ileri gidebileceğini ve bunun için insan hayatına nasıl müdahale edebileceğini kara mizah bir dille eleştirmiştir.   Jim Carrey’in filmografisinde yıldız gibi parlayan bu film, yıllar geçse de değerinden bir şey kaybetmeyecek, medya ve sistem eleştirisi bir yana hikaye örgüsü ve sinematogrofisi ile her daim izlenecek bir yapım olma özelliğindedir.

 

Man On The Moon (1999)

Man On The Moon Milos Forman yönetmenliğinde çekilen Jim Carrey’in filmografisinde ilginç denebilecek filmlerden birisidir. Bunun nedeni ise Truman Show ile salt aksiyondan drama doğru başladığı yolculuğun ikinci adımıdır. 1 Altın Küre sahibi olan bu filmde Carrey, ünlü komedyen Andy Kaufman’ı beyaz perdeye taşımıştır. 70’lerde yaşamış ünlü komedyen Kaufman’ın gerçek öyküsünün aktarıldığı film Carrey’in kilometre taşına bir yenisi eklerken ünlü oyuncuya 2000 yılında Altın Küre’yi kucaklama şansı vermiştir.

The Majestic (2001)

2001 yılında dram dalında devam etmeye karar veren Carrey, senaryosunu Michael Sloane’nin yazdığı, yönetmenliğinde Frank Darabont’un olduğu The Majestic ile boy göstermiştir. 1950’lerin başında geçen hikayede komünistlik ile suçlanan Hollywood senaristi Peter Appleton’ın geçirdiği bir trafik kazası sonra değişen hayatına odaklanmıştır. Kaza sonrası yeni girdiği ortamda istem dışı aldığı yeni kimlik ile hayata bakış açısı yeniden değişen Peter’in hikayesi dramatik bir yönde ilerleyecektir.

Politik yönüyle de öne çıkan film eleştirmenler tarafından pek beğenilmese de Jim Carrey’in dram türündeki yolculuğunda önemli bir projedir. Carrey’nin komedyen kimliğinden çıkıp git gide dram türündeki yapımlarda boy göstermesi eleştirilere maruz kalmasına da neden olur. Ancak Carrey’nin farklı türler deneme isteği burada noktalanmayacaktır.

Bruce Almighty (2003)

Ülkemizde ‘Aman Tanrım!’ Olarak vizyona giren Bruce Almighty, Carrey’in komedi tarzına döndüğü film özelliğini taşır. Morgan Freeman’ın Tanrı’yı oynadığı film bazı ülkelerden tepki alsa da genel manada oldukça beğenilir ve eleştirmenlerden övgü alır. Jim Carrey bu filmde işleri yolunda gitmediği için Tanrı’ya isyan eden ve günün birinde Tanrı ile karşı karşıya gelen televizyon muhabiri Bruce Nolan’ı canlandırmıştır. Bir de devam filmi çekilen filmin ikincisi ‘Evan Almighty’de Steve Carell başrolde oynamıştır.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

Jim Carrey’nin ismini sinema tarihine yazacak filmlerden birisi de kuşkusuz 2004’te başrolünü üstlendiği ‘Sil Baştan’dır. Michel Gondry yönetmenliğindeki filmde Carrey’in yanı sıra, Kate Winslet, Elijah Wood, Mark Ruffalo, Kirsten Dunst, Tom Wilkinson gibi birbirinden ünlü isimler yer almaktaydı. Filmde Clementine ve Joel çiftinin aşkına tanık olmakla beraber geçen süre içerisinde Clementine’in ilişkiden memnuniyetsizliklerinin başlaması, Joel’i terk edip onu unutmak için bir tıp laboratuarında hafızasını sildirmek istemesi ile birlikte gelişen olaylar aktarılıyordu. Bu durum karşısında oldukça üzülen Joel’de aynı yöntemle hafızasını sildirmek ister ancak sonrasında yaşadıkları güzel anıların hafızasında canlanması ile bu fikrinden vazgeçer. Clementine’i unutmak istemeyen Joel bu işlemi durdurmaya çabalar, ancak uyku halinde olduğu için hafızası içerisinde tamamen yalnızdır ve zamana karşı yarışmaktadır.

En iyi senaryo dalında Charlie Kaufman, Michael Gondry ve Pierre Bismuth’a Oscar kazandıran film aynı zamanda Kate Winslet’a da En iyi Kadın Oyuncu adaylığı getirir.

Lemony Snicket’s A Series of Unfortunate Events (2004)

Beyazperdeye kitap serisi uyarlaması olan ‘Talihsiz Serüvenler Dizisi’ ile dönen Carrey, karanlık konsepti ve pastel renkleri ile adeta göz kamaştıran bir dünya ile karşımıza çıkar. 14 ve 12 yaşındaki iki kardeşin yangında ailelerini kaybetmelerinden sonra uzak bir akrabaları olan Kont Olaf’a emanet edilmesiyle başlayan film, Olaf’ın çocukların ebeveynlerinin mirasına konmak için yaptığı hınzırlıkları konu alıyordu. Olaf karakteriyle karşımıza çıkan carrey’e bu filmde Emily Browning, Meryl Streep, Jude Law gibi isimler eşlik ediyordu. Özellikle makyaj ve sanat yönetimi ile oldukça başarılı kotarılmış olan filmin bu dalda Oscar’ı da bulunmaktadır.

The Number 23 (2007)

2005 yılında, 1977 tarihli orijinal ‘Fun with Dick and Jane’in modern versiyonu ile karşımıza çıkan Carrey bu film ile pek ses getirmese de ardından 2007 senesinde rol arlığı yönetmenliğini Joel Schumacher’in üstlendiği ‘23 Numara’ ile yine bir tarz değişikliğine gider ve bu sefer gerilim türünde boy gösterir. 23 sayısını takıntı haline getirmiş olan Walter Sparrow’un hikayesine odaklanan filmde, 23 Numara adlı kitaptan etkilenerek 23 sayısının gizemini çözmeye çalışan bir adamın, bu saplantısının ailesini ve geleceğini tehlikeye atacak bir raddeye gelmesini konu alıyordu. Bu sefer gerilim sularında yüzmek isteyen Carrey bir kesim tarafından beğeni ile karşılanmış olsa da bazı eleştirmenlerin hışmına da uğramıştır. Carrey’in bu performansı ile 2008 Altın Ahududu Ödülleri’nde en kötü oyuncu adaylığı bulunmaktadır.

Yes Man (2008)

2008 yılında yeniden bir komedi ile karşımıza çıkan Carrey, ‘Bay Evet’ ile sinema salonlarında özellikle kendisini komedi türünde özleyen hayranları ile buluştu. Peyton Reed yönetmenliğindeki film, asosyal yaşantısı olan Carl’ın bir gün arkadaşının tavsiyesi üzerine bir terapiste gitmesi ve terapistin öğüdünü dinleyerek her şeye evet demesi ile başlayan komik ve eğlenceli olayları konu alıyordu. Carl her hayır dediğinde başına kötü bir olay gelmektedir ve her şeye evet demek durumundadır. Bu durum onu komik olayların içine atmaktadır.

Komedi türüne yeniden dönen Carrey bu film ile eski hayranlarını oldukça memnun etmiştir. Eleştirmenler tarafından da oldukça olumlu eleştiriler alan film Carrey’in ikinci parlak dönemini yaşamasına neden olmuştur.

Mr. Popper’s Penguins (2011)

2009 senesinde Ewan McGregor ile kamera karşısına geçen Carrey ‘I Love You Phillip Morris’ ile komedi türünde devam etmiştir. 2011 senesinde yine başka bir komedi ‘Babamın Penguenleri’ ile yeniden seyircisi ile buluşmuştur. Bu filmde Tom Popper karakterini canlandıran Carrey, hediye olarak gönderilen penguenlere bakmak zorundadır. Apartman dairesinde penguenleri ile ne yapacağını şaşıran Popper kendisini komedi dolu olaylar zinciri içerisinde bulur.

Filmin yönetmenliğini ‘Just Like Heaven’, ‘Mean Girls’ gibi filmlerden tanıdığımız Mark Waters üstlenmiştir. Pek fazla ses getirmeyen film, Carrey’nin komedi türünü seven sadık hayranları tarafından beğeni ile karşılanmıştır.

Kick-Ass 2 (2013)

2013 senesinde Jim Carrey bir çizgi roman uyarlaması olan Kick-Ass (Göster Gününü) filminin devamı için kamera karşısına geçer. İlk filmin başarısı üzerine çekilen bu ikinci film genç ve zengin oyuncu kadrosu ile dikkat çekmektedir. Aaron Taylor-Johnson, Chloe Grace Moretz, Christopher Mintz-Plasse gibi isimlerle rol aldığı filmde Carrey karşımıza Colonel Stars and Stripes karakterini canlandırmıştır. Filmde kötülüklere karşı savaşan süper kahraman Kick-Ass ve Hit-Girl’ün ekibine katılan Colonel Stars’a başarılı ile hayat veren Carrey, çekimlerden sonra filmin çok şiddet içerdiğine ve zararlı olduğunu düşündüğüne dair açıklamalarda bulunmuş, bu nedenle oyuncuların ve yapım ekibinin tepkisini çekmişti. Daha çok komedi filmlerinde görmeye alışık olduğumuz Carrey’in çizgi roman uyarlama macerası da bu şekilde noktalanıyordu.

Jim Carrey şüphesiz dönemin en iyi komedyenlerinden biri. Kariyeri boyunca arada farklı türlerde de karşımıza çıkan Carrey, dram türünde de kendisini ispatlamış bir oyuncu. Geçen onca yıla rağmen performansından bir şey kaybetmeyen, hala hayranlarını aynı oranda güldürmeyi başaran yetenekli bir aktör.

En son ‘Çılgın Haber Ekibi’ (Anchorman 2: The Legend Continues)’e konunk olan oyuncuyu bu ay Salak İle Avanak’ın 20 yıl aradan sonra çekilen ikinci filmi Salak ile Avanak 2’de izleyeceğiz.

Egemen tokatlıoğlu

 

 

 

Egemen Tokatlıoğlu
1981 İzmit doğumlu. Filmlere olan ilgisi 80’lerde eve video girmesi ile başladı. 80-90’ların akla kazınan kült filmlerini repliklerine kadar ezberledi. Korku, bilim kurgu ve fantastik türüne ayrı bir ilgisi vardı. 8 yaşında beyazperde ile ilk tanışmasından sonra sinema vazgeçilmez tutkusu oldu. Aynı zamanda bilgisayar, atari oyunları ve çizgi romanlarla içli dışlıydı. Commodore 64’ü ile sabahlara kadar oyunlar oynadı.Taşınmalar nedeniyle İzmit, Ankara ve Isparta’da farklı okullarda ilköğretim ve liseyi tamamladı. Üniversitede Turist Rehberliği bölümünü bitirdikten sonra çok istediği Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı. Korku sinemasına olan düşkünlüğü nedeniyle yüksek lisans tezini “1960-1990 Yılları Arasında Amerikan Korku Sinemasındaki Muhafazakârlık” üzerine yazdı. Amerikan korku sinemasının dönemin toplumunun psikolojik,ahlâki ve siyasi yapısına nasıl ayna tuttuğunu inceledi. Pek çok kurumsal firma, haber sitesi, dergide içerik yazarlığı ve editörlük yaptı. Şu anda hala metin yazarlığı ve editörlük yaparken aynı zamanda bazı online platformlarda, basılı dergilerde sinema yazıları, eleştiriler yazıyor, özel dosyalar hazırlıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.