Black Mirror 2 sezondan oluşan farklı oyuncu, konu ve işleyişle adeta 6 mini bağımsız film tadında başarılı, özgün, zeki ve şok edici bir İngiliz yapımı.

Hemen unutulan, kolay tüketilen, çabuk hazmedilen yani iz bırakmayan 300 bölümlük dizilerden değil. Sırayla izlemenizi bile gerektirmeyen başka türlü bir ortaklıkla aynı başlık altında toplanan sağlı sollu 6 ağır tokat tadında güçlü ve yenilik dolu bir metin. Birbiriyle devamlılık sağlamaya çalışmak yerine ortak tema, motif ve kodlar kullanarak teknolojinin insan ruhunu teslim almasını işleyen yapım unutulmayacak kadar sarsıyor, şaşırtıyor ve uzun uzun düşündürüyor. Seyirciyle özdeşleşme sağlayacak kahramanlar/anti-kahramanlar yaratsa da en azından mutlu sonla bitirerek katharsis sağlamak gibi kolaylıklara yanaşmıyor. Geleneksel yaşamı ilkesiz, parçalı, aykırı, belirsiz ve uyumsuz bir postmodern sonrası estetikle birleştirerek çaresizliğin, çıkışsızlığın altı çiziliyor. Tanrısallık mertebesinde baskın ve dayatmacı teknolojinin ezici yol haritasında hiçleşen ve bireyleşemeyen yalnız insanlar sağa sola savruluyor, parçalanıyor ve yok oluyorlar. Dizi kuşatmacı teknolojinin ortaçağ karanlığını andıran ve gitgide acımasızlaşan zor koşullarını kanıksayan insanın da insan kalmasının imkansızlığını alarm veriyor. Uyku kaçırıyor, tedirgin ediyor dahası içinde olduğumuz ileri teknolojik donanımla insan olmaktan iğrendiren, iğneleyen, en azından irdeleyen bir dizi.

Dizinin odağında Tanrı’nın her şeyi görmesi gibi insanoğlunun aklının, midesinin ve ruhunun kaldırabileceğinden çok fazlasını görmesi ve çok görmenin de bir çeşit körlük yarattığı ya da yaşamı körleştirdiği söyleniyor sanki. Sürekli bir takım araçlar aracılığıyla ve kendi bedeni de araca dönüşerek yaşayan karakterler özneden çok nesneye dönüşmüştür. Kendi kendisini kullanan hayalet gibi ve saydam, sert, soğuk yüzeyler içerisinde ama yine de etten kemikten olmanın acısıyla çaresiz kukla, köle, robot karışımı yeni bir türdür denilebilir. Aletlerle, yüzeylerle ve yüzeylere bakmak için kullanılan çeşitli ileri görme biçimleriyle izole edilen insan, hayatı yaşayan değil izleyen seyirciye dönmenin acısı içinde her aksiyona yeltenme sonrası ileri donanımları yüzünden beş duyunun verdiğinden fazlasını hisseder ve gördüğü kadar dahil olunamayan yaşam acı verir. Çok görmenin kuşatması sonsuz bir girdap gibi içine çeker ve karakterler bu hortumda yaşamlarının oyuncusu değil figüranları olarak yetilerinin dışında boğulmalarla soluklanmaya çalışırlar. Farklı düzlemler ve yüzeyler görüşlerini esir ederken her karakterin mahremi diğerine temas etmeden nüfus eder. Dolayısıyla etkin, aktif ve daimi bir soyutlanmayla görme eylemi körleştiren ve körelten bir hayatı dayatır. Görmenin yansıma ve yanılsamayı çoğaltması ancak yaşamı daraltması da kendiliğinden oluştuğu için normalleşir. Metinler arası okumalara açık anlatılar gibi iletişim çağının insanları arasındaki yeni dilin kelimeleri azalır ve aynalar, camlar dünyasında karakterlerin benlikleri erir. Özellikle 2. Sezonun 2. Bölümü yaşama dahil olmanın sadece izleyici olmaktan geçtiği yeni düzene çok değerli göndermeler yapar. Artık başkalarının acılarını izleyerek hayatı taze, renkli ve canlı kılan insanoğlu eksik ya da yanlış bir şey mi yaptığı sorgulamasını yapmayı düşünmez bile. İleri teknolojik işgal altındaki insanın sosyal medyanın dayatmacı demokrasi şaşırtmacasından yararlandığı mı yoksa kaybolduğu mu sorunsalı yapımın nüvesine oturan merkez sorunsallardan biridir.

Örneğin ilk bölümde hayat kurtarmak için bir domuzla cinsellik yaşaması gereken bir siyasi liderin trajikomik çıkmazı cidden afallatır. Kimin aklına gelir, bu derece absürtlükle inandırıcılık nasıl korunabilir, bu bir trajedi midir komedi midir, kimse bilmeyince mi herkes bilince mi bu sapık birleşme daha affedilir/affedilemez kronik bir sorun olur? Eğer canlı yayında birlikte olmazsa bir yaşam göz göre göre son bulacak ve suçlu, acımasız hatta katil ilan edilecek bir siyasi ne yapar? Canlı yayında domuzla beraber olarak kurtarıcı bir kahramana mı iğrenç midesiz bir insana mı dönüştürecektir? İngiltere Başbakanı bir domuzla cinsel ilişkiye girerek insanoğlunun imaj için neler yapabildiğini ve bazen en iğrenç aksiyonlara toplumca kahramanlık süsü verildiğini, eğer gizli ve sözsüz bir toplumsal onaylama sağlanırsa en iğrenç aksiyonların kutsallaştırılabileceğini gösteriyor. Herhangi bir kayıtla gündeme çıktıktan sonra geri dönüşü olmayan teknolojik ağın tüm birimleri bireyin esaretini katlayarak çoğaltıyor. Oyunu medya organlarının kurallarına göre oynamaktan başka çare kalmıyor. İnsanoğlunun teknolojiyi kullandığından çok daha fazla teknolojiye esir olduğu ve artık aletler tarafından sömürüldüğü, hiçleştirildiği zerre teknoloji kelimesi kullanmadan ancak bu kadar net ve direkt anlatılabilir herhalde.

Akıllı telefonlar, donanımlı evler, otomatik arabalar, kendinden ayarlı ocaklar, uzaktan kumandalı fırınlar, dokunmatik bilgisayarlar, sese ayarlı televizyonlar gibi her eyleme dönük yüzlerce akıllı ve işlevsel aletin içinde insanoğlu giderek daha aptal, gerzek, çaresiz ve yetersiz görünüyor. Artık kullanmıyor, kullanılıyor. Birinci sezonun 2. bölümü teknolojinin esaretini en fazla açıktan anlatan ve klostrofobik uzaysal mekanlarla içeriği destekleyen bölümdür. Artık robota dönmüş, duygularından vazgeçmiş, kuşatıldığı teknolojiye adaptasyon sağlayarak mutluluk isteyen insanların karanlık dünyası tamamen sanaldır. Hatta insanlar dünyanın biten enerji kaynaklarına katkı sunmak ve temel ihtiyaçlarını sağlamak adına pedal çevirmek zorundadır. Tüm yüzeylerin cam ve ekranlarla dolu olduğu mekanik dünyanın gri insanları iletişim kurmazlar, sadece önlerindeki ekranlara bakarlar. Her yerde bakılacak ekran seçenekleri boldur ve yaşam bundan ibarettir. Pek fazla duygu ve düşünce belirtisi göstermezler, bütün gelişmişliğin içinde neredeyse güdüleriyle yaşayan ilkel ve çaresiz zavallılardır. Artık insan özne değil kendi kendilerini tüketen nesnelere dönüşmüştür. Sonuçta teller, kablolar, manyetik kuşatıcılar ve duyarlı alıcılar insanoğluna kumanda etmekte ve insanlar teknolojinin basit uzuvları gibi emir almaktadır. Seçme, karar verme ya da her hangi bir şekilde düşünme gibi yetileri çevrelendikleri yapı karşısında imkansızdır. Ne yazık ki insan olabilecek kadar insanlık alanı kalmamıştır. İnsanoğlu teknolojinin aksesuarına dönüşmüştür. Kasvetli, çıkışsız ve ileri düzey teknolojik yapı içinde yaşayan insanın duyguları sadece başına bela açacak tehlikeli bir hastalık olmuştur.

Üçüncü bölümde ise insanoğlu kendisine yerleştirilen chipler sayesinde hafızasındaki her saniyeye geri dönebilir, istediği bölümü odağa alabilir ve tekrar tekrar her istediği ekranda hatıra defterini açabilir. En masum kişinin bile utanacağı, sıkılacağı, saklamak isteyeceği çirkin, utanç verici ayıp anları vardır değil mi? Diziye göre hafızanızı silmekte mümkündür, ancak oluşan boşluk çok daha şüphe uyandırıcı soru işaretlerini getirir elbette. Burada teknolojinin insanoğlunun kendisinin ve yakınlarının en acımasız polislerine dönüşü ve anımsamanın dahası anımsadığını saklayamamanın kişinin insiyatifinden çıkıp teknolojiye emanet edilmesi halinde ikili basit ilişkilerin bile imkansızlaşacağına işaret ediliyor. Sadece telefon aplikasyonlarının sağladığı kontrol mekanizması nedeniyle başlamadan biten ya da hapishaneye çevrilen ilişki örneklerine bakınca dizinin hiçte abartmadığı ortadır.

İkinci sezonun tüm bölümleri özellikle ‘White Bear’ şimdiden kültleşmeye yakın duran sansasyonel, seyir zevkinin ötesinde geleceğin yaklaşan karanlık ve maalesef çok gerçekçi gelişmeleri açısından adeta izleyiciyi ikaz ediyor. Örneğin alarmlarla ve korkutan bir mizansenle seyirciye elinde tuttuğu telefona olan bağımlılığının uyuşturucudan farklı olmadığını, giderek daha yüksek doz teknoloji/uyuşturucu kullanmak zorunda kalarak insanın artık deneyimleyen değil sadece izleyen ve izlemeye bağımlı olan organizmalara döndüğünü örneklerle anlatıyor. Bu açıdan gelecekle ilgili pesimist distopik bir eser olarak değerlendirilebilir ancak kurmaca ve gerçek iç içe geçirilirken bilim kurgu öğelerden çok drama yakın durması Black Mirror’ı çok daha hakiki hissettiriyor. Kahramanların kahramanlık yapamayacağı teması daha doğrusu kimsenin artık kahraman ya da karakter olamayacağı düzen uyarısı tüm bölümlerde farklı tonlarda ve güçte veriliyor. Distopya kahramanları kaybetmeye mahkum dev bir organizmanın içinde virüs gibi kalırlar. Böylece tüm aksiyonlar acınası boş çırpınışlara dönüşür. Ne var ki kahramanların çıkışsızlığı Black Mirror’u sabit bir ideolojiye ya da muhalif bir akıma bağlamaya yetmez. Dizi inatla bir fikre tutunmuş ya da karşısında bir iddia da bulunmuş değildir. Belki de en çekici ve yeni tarafı tüm bölümlerdeki değişken yapıdır.

Black Mirror ‘Ortam mesajdır’ diyen Mc Luhan kitaplarını anımsatan pek çok ortak mesajla ve metaforik anlatım biçimi ile farklı okumalara elbette açıktır. Sonuçta toplumsal sistemde birçok bireysel kavramın artık bittiği, insanların kazandıklarını sandıkları ileri gelişmiş izleme biçim ve yolların tüm çıkışları tıkadığı, hatta durumun ayırdında olmayan teknoloji bağımlısı toplumun hezeyanlar içinde kıvrandığı, dahası bundan zevk aldığını sandığı, farkındalık yetilerinin korkunç bir duyarsızlığa dönüştüğü, yani böyle giderse tehlikenin yakın ve büyük olduğu müthiş sarsıcı bir dille anlatılıyor. Hem de eleştirdiği sistemi, sistemin aygıtlarını kullanarak kendi çıkışsızlığını ve determinist yapıyı bir kez daha inşa ederek. Mc Luhan’ın “kıyıya vurmadıkları sürece balıklar suyun farkında değildirler” sözünü hatırlatması ise neredeyse mesajlarını ispat ediyor.

Dizinin 3. Sezonu için değişen birkaç müjdeli tarih olsa da pek yakında yeni bölümler geleceğini bilmek sevindiriyor. Kesin olmamakla birlikte 2014 Aralık’ta yılbaşı hediyesi niyetine en az 2 bölümlük yeni bir sezon geleceği farklı kaynaklarda anons ediliyor. Diyenlerin yalancısı olmamak ve ortamın mesaj olduğu bilgisiyle ortamlardaki telefonlara, rezidanslara, avm’lere, ekranlara, gökdelenlere, notebooklara ve komple sosyal ve asosyal meydaya ara verip kırlara bayırlara koşmak dileğiyle!

ŞENAY TANRIVERMİŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.