Son yıllarda Dünya artık küreselleşmenin etkilerini daha derin hissetmeye başladı. Her geçen gün sistemin çarklarının daha hızlı bir şekilde döndürülmesiyle koşullar kötüleşmeye devam ediyor. Bu küreselleşmeye ilave olarak teknolojinin getirdiği imkanlar; özellikle iletişim şartlarının hayal edemeyeceğimiz noktalara gelmesi aktivizm hareketlerinin daha geniş bir yelpazeye ulaşmasına olanak tanıyor. Bu durum sinemaya da yansırken her geçen gün aktivizm merkezli filmlerin sayısı artmaya devam ediyor. Hem kurmaca hem de belgesellerin sayısındaki artış bu konuda çekilen filmlerin kalitesini de olumlu yönde etkilediğini söyleyebiliriz.

Eko-terörist grupların imza attığı eylemler suç mu yoksa birer kahramanlık örneği mi tartışmaları devam ederken farkında olmamız gereken tek gerçek, gözünü para hırsı bürüyen insanoğlunun her geçen gün Yerküreyi daha da yaşanmaz bir hale getirdiği. Kendimizden başka hiçbir canlının yaşam hakkına saygı duymadığımız gibi gelecek nesillere de bir “pislik yuvası” bırakmaya hazırlanıyoruz. Bu konuyu dert edinen Kelly Reichardt, bir barajı patlatmaya hazırlanan üç aktivistin bu eylem öncesinde yaşadıkları, eylem anında ve sonrasındaki farklı duygu ve düşünceleri iki saatlik Night Moves’ta toparlıyor.

Bu ay vizyona girecek film son derece önemli bir konuyu ele alırken gelin Night Moves’un vizyona girmesi vesilesiyle son yıllarda çekilen benzer temalı filmlerden öne çıkan örneklere göz atalım.

Pussy Riot – A Punk Prayer (2013)

Bu yıl 13.kez düzenlenen !f İstanbul’da seyretme şansı bulduğumuz Pussy Riot – A Punk Prayer doğasına sadık kalan bir belgesel örneği. Otoriteryan Rusya’da sisteme karşı eylemler düzenleyen “Pussy Riot” isimli feminst aktivist grubun üç üyesinin Putin’i ve kiliseyi hedef aldıkları gösterileri nedeniyle demir parmaklıklar arkasına gönderilişlerini beyazperdeye aktaran film yaşananların gerçek yüzünü gösterdiği için oldukça değerli bir belgesel. Bugün ülkemizde fikir suçundan yargılanan insanlar hakkında bilgi edinmekte oldukça zorlandığımız gerçeğiyle yüzleşecek olursak Pussy Riot üyelerinin tüm dünyada yankı uyandıran eylemlerinin sebep-sonuç ilişkisini objektif bir biçimde gözlemleme şansı bulabilmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Milk (2008)

1970’li yıllarda eşcinsel olduğunu açıkladıktan sonra Kaliforniya eyaletinde belediye meclisine seçilen Harvey Milk’in hayatı ve temsil ettiği değerler son derece önemliydi. Eşcinsel haklarının savunucusu ve aynı zamanda sözcüsü durumunda bulunan Harvey Milk’in hayatını izlerken etkilenmemek mümkün değil keza; Sean Penn’in muazzam oyunculuğuyla büyüdüğü film en az bu Harvey Milk’in hayatı kadar benzersizdir.

Ai Weiwei: Never Sorry (2012)

Ülkemizde gösterildiği 11.Filmekimi’nin ve senenin en iyi belgesellerinden biri olarak tanımlayabileceğimiz film Çinli muhalif sanatçı Ai Weiwei’nin aktivist duruşunu beyazperdeye taşıdı. Ai Weiwei’nin üstüne atılan iftiralar sonucu başına gelenleri kesitler halinde paylaşan belgesel ülkemizin içinde bulunduğu durumla pekiştirildiği zaman daha bir önemli hale geliyor.

Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen film gösterildiği tüm festivallerde olumlu yorumlar almış, muazzam afişiyle ise hayranlarının gönlünü kazanmıştı.

5 Broken Cameras (2011)

5 kırık kamera…

Filistin’de yaşanan olaylar tarihin gizli sayfalarında kalmaya devam ederken 5 Broken Cameras yaşanan çatışmaları bir adamın kamerasından izlememize olanak sağlıyor. Üstelik filme adını da veren beş kırık kameradan…

Bittiği an boğazınızı düğümleyen, saatlerce değil günlerce etkisinden çıkamayacağınız bir etkiye sahip olan 5 Broken Cameras görmezden gelinenlerin hikayesi. Birçok festivalde gösterilen ve bu festivallerin birçoğundan ödülle dönen yapım Oscar’a da aday gösterilmiş lakin, ödülü Searching for Sugar Man’e kaptırmıştır. Her ne kadar Searching for Sugar Man de oldukça başarılı bir belgesel olsa da eğer bu ödülü layık eden bir belgesel varsa o kesinlikle; 5 Broken Cameras’dı.

Everyday Rebellion (2013)

İnsanların sorunları farklı olsa da; Dünya’nın her yerindeki insanların öfkesi neredeyse aynı. Farklı sorunlar, farklı protestolar. Peki, şiddet içermeyen protestolarla Dünya çok daha güzel bir hale getirilebilir mi?

Dünya’nın birçok ülkesinden farklı direnişleri tek bir çatı altından toplayarak at gözlüklerimizi çıkarmamamıza yardımcı olan film, açılış sahnesinden başlayarak sonuna kadar kendisine hayran bırakmayı başarıyor. Ülkemizde !f İstanbul kapsamında seyretme şansına eriştiğimiz belgeseli hala izlemediyseniz unutmayın ki; buradaki direniş biçimlerine her an ihtiyacınız olabilir. Vakit kaybetmeyin!

Hükümetimizin son günlerde durgunlaşan ama son yıllara damgasını vuran akıl almaz hırs ve politikaları karşısında daha fazla sessiz kalamayarak başlatılan Gezi Parkı eylemleri dünyanın içinde bulunduğu kaotik ortamın ülkemizdeki yansımalarından biri olarak görülebilir. Yunanistan, Rusya, Brezilya, Mısır kısacası dünyanın dört bir yanı hükümetler ile halklar arasındaki savaşa sahne oluyor. Ve öyle gözüküyor ki 3.Dünya Savaşı ülkeler arasında değil halklarla hükümetler arasında olacak. Hal ve durum böyle olunca Dünya’da ayrımcılık, yoksulluk ve faşizm devam ettiği sürece aktivist eylemler de büyüyerek devam edecektir. Bu konuda sinemacılara ve sinemaya gönül verenlere büyük bir görev düşüyor. Ne diyelim cesur filmler çekilmeye devam ettiği sürece bu eylemler daha bir anlamlı oluyor…

Utku Ögetürk

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.