Saklı Kalan Aralık ayında ekrana merhaba demiş ancak ilk bölümde aldığı düşük reytingler sebebiyle rafa kaldırılarak revize edilen bir Show Tv dizisi. Dizi Mart ayında yeni bölümüyle yeniden izleyiciyle buluştu, elbette büyük değişikliklerle… Dizi ikinci bölümüyle ilk bölümden epey farklıydı, hatta ilk bölümdeki çoğu olay da değiştirilmiş, çoğu sahne yeniden çekilmişti. Dizinin ilk bölüm konusundan ve ikinci bölümdeki değişikliklerinden kısaca bahsederek dizinin neden tutmadığını ve tutmayacağını yazacağım.

İlk bölüm neden bu dizinin tutmayacağını ilan etti?

Saklı Kalan başrollerinde Muhammet Uzuner, Meral Çetinkaya, Burak Sergen gibi deneyimli oyuncuların yanında Burak Sağyaşar, Özgür Çevik ve Melis Birkan gibi popüler isimleri de bir arada kadrosunda bulunduran bir dizi. İlk bölümde hikaye evli bir adamla (Murat Cevher – Muhammet Uzuner) ilişki yaşayan bir üniversite öğrencisini (Defne – Melis Birkan) anlatıyor. Cevher ailesi olası bir skandalı önlemek üzere Murat’tan habersiz Defne’yi ortadan kaldırılıyor. Genç kadının sır dolu kayboluşu onun ikiz kardeşini intikama ve sır perdesini aralamaya itiyordu. Yıllar sonra ortaya çıkan bu ikiz kardeş, Defne gibi davranarak yeniden Murat’ın hayatına giriyordu. Dizi, hedef kitlesi olan kadın izleyiciden, Defne’nin intikamını izlemesini bekliyordu. Halbuki Defne hikayemizde evli olduğunu bile bile bir adamla ilişki yaşayan, çevresindeki herkese bu evlilikten haberdar olmadığını söyleyerek ilişkisini “meşru” göstermeye çalışan bir karakterdi.

 

İlk bölümün ardından şunu belirtmiştim. “Eşine, hayat arkadaşına bağlılık üzerine bir hayat kuran kadın izleyicinin eşini her an elinden alma tehlikesi bulunan, hatta mahalle içi dedikodu gündemi olan “üniversiteli genç ve güzel kadın” ile bağ kurmasını bekleyemezsiniz. Henüz “kızlı erkekli öğrenci evi” tartışması bu kadar taze ve öğrenciler her an sevişmeye hazır potansiyel seks özneleri olarak mimlenmişken, evinde kocasını bekleyen kadınlara “siz Defne’yi anlayın” diyerek bir hikaye izletemezsiniz.” İkinci bölümde belli ki bu sorun fark edilmiş.

 

İkinci Bölüm ile “Halka İnme Çabaları”

İkinci bölümde ilk bölümde yaşanan çoğu olayın değiştirildiğini gördük… Murat zaten boşanma aşamasındaydı, karısı yıllardır ondan ayrı yaşıyordu vs. ve ilişkinin sorumluluğu başlangıç fişeği bu kez Defne’den yani kadından değil Murat’tan geliyordu. Kısacası bu resmi duruma göre (adam evli) gayrımeşru olan ilişki biraz daha meşrulaştırılmaya çalışılmıştı. İkiz kardeş intikamı hiç yoktu… Özgür Çevik’in oynadığı karakterin hikayesi zenginliğini tanıştığı genç müzisyen kızdan gizleyerek aşkla soslandırılırken dizinin ikinci bölüm reytingleri de parlak gelmedi.

 

Dizinin zengin hayata odaklanan hikayesi yeni eklenen yan karakterlerle (Kıvılcım Ural’ın canlandırdığı sokak müzisyeni gibi) halka indirilmeye çalışılmıştı. Özgür Çevik’in müzikal kabiliyeti ve popüleritesi de diziye reyting katması umuduyla sahnelere eklenmişti. Dizinin aktivist, eylemci karakteri Ece tikileştirilerek ekrana getirilirken ona aşık ev çalışanı polis (Burak Sağyaşar) henüz genç kıza ilgi duymayan aşamaya geri çekilerek aşk gelecek bölümlere saklandı. Defne’nin üniversite hayatına bir eski sevgili bir de Emre Yetim’in canlandırdığı komik arkadaş eklendi. Yalnız senaryoda değil dizinin diğer öğelerinde de değişiklik yapıldı, “ninni” tadındaki müzikler tamamen değiştirildi. Açıkçası bu hamleler de güzel oldu ve dizi hareket kazandı ama izleyici için ilk bölümü sıkıcı bir dizi olarak mimlenen Saklı Kalan ikinci bir şans alamadı.

 

“Aşk Dipten Gitmektir” Nasıl Bir Aforizma?

Dizinin Mehmet Ada Öztekin imzalı özenli rejisi bile ilk bölümle hafızalara yerleşen hikayesindeki problemleri göz ardı etmemizi sağlayamadı. İlk bölümde de bulunan ancak değiştilen sahnelerdeki sıçramalar ikinci bölümde bizi irite etti. Allah aşkına ilk bölümü kesip biçip “yeni” diye ekrana sürmek bir çözüm olabilir de bari 2. Bölüm demeseydiniz! İlk bölümde anlatılanların yarısını değiştirmesine rağmen diziye 2. Bölüm ibaresi koyan yapımcı ilk bölümün başarısını(!) mı devam ettirmek istedi diye sormak istiyorum! Daha önce adı Ferhat ile Şirin Hikayesi olarak değiştirilen Esir Şehrin Gözyaşları’nın taktiği de uygulanarak dizinin adına bir de “Aşk dipten gitmektir” eklenmiş. Bu nasıl bir aforizma! Görünce insanın gülesi geliyor…

Böyle bir kadroya, böyle bir rejiye yapılabilecek en büyük suikast dizinin yenilenen hikayesini 2. Bölüm olarak servis etmek, ilk bölüm sahnelerini sıçramalarla izleyiciye yutturmaya çalışmak ve o acayip aforizmayı isme eklemektir herhalde.

Çok belli, yazık olacak Saklı Kalan’a… Keşke böyle olmasaydı da iyi oyuncularla dolu kadrosunu daha uzun süre izleyebilseydik ve bu diziyi “ekranda kriz nasıl yönetilmez” örneği olarak not etmeseydik.

 

Gizem Merve Kaboğlu
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldum. atv haber merkezi’nde ve Radyo Marmara’da yaptığım stajlarla deneyim kazandım. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda “Eleştirel haber okuryazarlığı” eğitimi, İstanbul Film Akademi’de Filmlerle Psikoloji Sinematerapi Atölyesi ve Gümüşlük Akademi’de Ümit Ünal’la Senaryo Bakışı atölyelerine katıldım. One Dergi’de başlayan yazın kariyerime Televizyon Gazetesi.com’da ve Dipnot.tv’de muhabir, yazar ve editör olarak devam ettim. 2008 yılından bu yana televizyon üzerine yazılar yazıyor ve röportajlar gerçekleştiriyorum. Süre zarfında 2. ve 3. Antalya Televizyon Ödülleri’nde “önjüri üyesi” sıfatıyla görev üstlendim. 4 yıl boyunca Dipnot Tablet Dergi’de okurla buluştum, şimdilerde Cine Dergi’de yazı ve röportajlarımla yer almaya devam ediyorum. Kariyerimin bir diğer ayağı olan e-ticaret alanında sektörün lider şirketlerinden birinde 3 seneyi aşkın süre Editör ve Pazarlama İletişim Uzmanı olarak çalıştım. 2016 yılında atv ekranlarına gelen Kaçın Kurası adlı dizinin senaryo ekibinde yer aldım, dizi ve film senaryoları yazmaya devam ediyorum. Gizem Kaboğlu yazıları www.gizemkaboglu.com adresinde arşivlenmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.