Çağan Irmak’ın son filmi Tamam mıyız? Vizyona girdi. Yönetmen her filminde yaptığı gibi izleyicisini gözyaşına boğacak…

Sinemamızda bir çok önemli yönetmen var. Nuri Bilge Ceylan, Semih Kaplanoğlu, Yeşim Ustaoğlu ve daha birçokları. Ama ben Çağan Irmak’ı ayrı koyarım. Çünkü onun sineması asla bağımsız film kategorisine sokulamaz. “Entel, dantel” eleştirileriyle halktan kopartılamaz. Onun sineması hem derindir hem de halkın benimseyebileceği hikayelere sahiptir. Üstelik sinemamızda yok sayılan şehir insanının hikayeleri vardır onun filmlerinde. Son filmi Tamam mıyız? da işte böyle bir film. Filmin konusuna geçmeden önce Irmak’ın sinematografisinde çok ayrı bir yere koyuyorum bu filmi. Çünkü yönetmenin kendi ruhunu ifşa ettiği ilk film bu. Irmak her filminde karakterlere kendinden özellikler ve renkler koyar ama bunları saklar. Bu onun tercihidir. Topluma güvenmemesinden kaynaklanan bu yolu yargılayamam. Çünkü faturasını ödeyecek olan odur. Ama ilk kez bir filmdeki karakter Çağan Irmak’ın gerçeğinin iz düşümü gibi. Bir anlamda Irmak’ın başkaldırışı bu, topluma ben buradayım hem de çırılçıplak deyişi. Filmdeki karakterlere bakarsak aslında sinemamızın ilgi duyduğu bir temeli görürüz. Ötekileştirilmiş olan iki karakter vardır. Bu ötekileştirme haline bir bıkkınlıkla baksam da Irmak’ın performansı bütün beklentilerimin üstünde. Eşcinsel bir sanatçının toplum dışına itilmişliğinin kırgınlığını görüyoruz Temmuz’da. Onu sadece cinselliğiyle yargılayan ve mahkum eden bir topluma olan kırgınlık. Tabii en başta aile ile başlıyor bu çemberin daralması. Babayla bitmiş bir ilişki, annenin sevgisiyle ama hoşnutsuzluğunu her daim hatırlatan ilgisiyle süslenmiş bir hayat Temmuz’unki. Temmuz’u Deniz Celiloğlu canlandırıyor. Oyuncunun ilk ciddi uzun metraj filmi diyebiliriz Tamam mıyız? için. Temmuz bunalımlı günler geçirmektedir ve sevgilisi tarafından terk edilir. Bu ilişki zaten zordur çünkü gay olan ikili toplumun da sıkıştırmasıyla tek bir hayatı paylaşmak zorundadır. Bu birliktelik haliyle çok derin ve kopması zor bir zincirdir. Bu ayrılış, bir terk edişten daha çok Temmuz için derin bir yalnızlıktır. Bunalımlı gecelerde bir rüya görmeye başlar. Gencecik bir çocuk beni bul demektedir rüyasında. Sonunda o çocuğa rastlar. İhsan bacakları ve kolları olmayan, annesi sayesinde hayatını idame ettiren bir özürsüzdür. Özürlü lafını sevmiyorum onlar benim için özürsüzdür onun için bu yazıda sakatlığı yüzünden yalnızlaşan İhsan’a özürsüz diyeceğim. Her neyse, Temmuz bir şekilde İhsan ile tanışır ve onun ailesine dahil olur. İki yalnız ve umutsuz insanın kendilerine bir alternatif yaratmaları filmin finali. İhsan karakterini Aras Bulut İynemli canlandırıyor. Hem İynemli hem Deniz Celiloğlu çok iyi bir performans göstermişler. Filmde özellikle İhsan’ın babasını canlandıran Gürkan Uygun’a ayrı bir parantez açmak istiyorum. Filmin en iyi performansı ve ilginç karakteri baba karakteriydi. Klasik kötü adam karakterini sonuna kadar sömürebilecek bir rolü kendi fiziğine bu kadar iyi giydiren bir oyuncu sinemamız için bir şanstır. Bütün oyunculuklar belirli performansın üstünde olduğu zaman yönetmene dönerim ben. Onun hanesine bir artı daha koyarım. Irmak zor ve riskli bir konuyu normal izleyicinin içselleştirerek öykünün bir parçası olabileceği şekilde çekmiş. Yeter ki izleyici sabit fikirleri dışarıda bırakıp bu filmi seyretsin. Özürsüzleri, eşcinselleri, fakiri, zengini önce insan olarak görme şansımız var bu filmde. Bakışımıza bir reform getirebilir Irmak’ın aldığı risk. Öteki değil biziz çünkü ötekileştirdiğimiz herşey ve herkes. Bu film bunu bize hissettiriyor. Sadece bu yüzden bile seyredilmeye değer.

FİLMİN KÜNYESİ
Yönetmen: Çağan Irmak
Senarist: Çağan Irmak
Oyuncular: Deniz Celiloğlu, Aras Bulut İynemli, Sumru Yavrucuk, Zuhal Gencer Erkaya
Tür: Dram
Yapım: 2012, Türkiye, 90 Dak.

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.