Bu yazıya başlarken köpekbalığı filmleri külliyati yapmamaya özen göstereceğim ama son Bait / Yem’den önce vizyona giren Shark Night’a bir göz atacağım.

Tabii Spielberg imzalı nerede o eski köpekbalıkları demeden de geçemeyeceğim. Shark Night piranha yiyiciliğinin köpekbalığına uyarlanmış haliydi ve fazlaca kan görememiştik, sadece pazarlama mantığının kadınların bikinileri üzerinden dolaşan vahşeti hakimdi! Külliyat yapmayacağım dedim ama Deep Blue Sea / Mavi Korku da konusu itibariyle yabana atılmayacak bir filmdi bana göre, yunus zekasına ulaşan köpekbalığı tanımıyla benden tam not almayı başarmıştı!

Spielberg’ün Jaws’ında tansiyonu sıçratacak atmosfer hakimiyeti vardı o yüzden çıplaklık arasında mola aramıyorduk. Avustralya’da geçen filmde de teknik bir hakimiyet var, mekan tasarımı ve görüntü yönetimi konusunda gayet dirsek temasıyla hareket etmişler . Neredeyse tek mekanda geçen film arada tekrarlara düşse de gerilimi diri tuttuğunu söyleyebiliriz.

Filmin birkaç bileşeni var tabi ki, öncelikle açık denizlerde, göl vs.’de geçmiyor. Öncesine konulan ve ayrılıkla sonuçlanan hikaye ise kader ortaklığıyla çözülmek üzere cepte bekletiliyor. Tsunami sonucunda bir markette sıkışan insanların, köpekbalığıyla olan mücadelesi konu ediliyor.

Film sonrasında bir mekanda tıkılıp kalan insan psikolojisine odaklı ilerliyor daha çok, gerilen sinirler, onarılmayı bekleyen ilişkiler ve ortamın havasını solumayı reddedip erken davrananlar! Film yaş aralığını çocuklara da yöneltmek için şiddetin dozunu azaltmış diyebiliriz, kopan organlar, havada kapılan vücutlar yok değil ama dediğimiz gibi Shark Night gibi cinsellik temalı çağrışımlar da yok. Tabii her şeyin sindiği teknoloji burada da karşımıza çıkıyor ama atmosfer yaratmada ki başarısı tartışılmaz filmin.

Arabada kalan ve dünyadan bi haber çiftin varlığı her filmde prim yapıyor demek ki! Ya da onlar bu filmin slash kafasının kurbanları… Tabii çocuğun ölmesi, kızın ve köpeğin sağ kalması da bir nevi sıra savmaca yaşatıyor ki, Final Destination geliyor insanın aklına kısa bir an!

Bait / Yem dediğim gibi mekan açısından fark yaratıyor, köpekbalığını bir marketin içine sokarak koridorlarında dehşet yaşattırıyor. Her dakika köpekbalığı tarafından yenen birileri yok ama filmin tansiyonu bir hayli yerinde bence! İzlenesi!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.