Günümüzde her dizi ardından yayımlanan bir albümle müzik piyasasında taşları yerinden oynatıyor. Dizilerde çalan nostaljik şarkılar yıllar sonra “popüler” olurken, özgün besteler kendilerine müzik dünyasında yer açarak alkış topluyor.

Listelerde en çok indirilen, dinlenen şarkılar içinde dizilere özel yapılan besteler sıkça yer bulurken, bu bestelerin altında popüler müzik içinde adını duyduğumuz Sezen Aksu (Kayıp Şehir), Fahir Atakoğlu (Muhteşem Yüzyıl), Demir Demirkan (Kayıp Şehir), Cihan Okan(Asmalı Konak), Kıraç (Zerda, Bir İstanbul Masalı, Aliye…) gibi isimlere rastlıyoruz. Dizilerde yer alan müzikleriyle tanınan Toygar Işıklı, Mehmet Erdem, Leyla The Band, Pinhani, Sıla gibi kişi ve grupların hayran kitleleri günden güne artıyor, dizilerin dışında popüler müzik içinde de bu isimler alkışlanmaya devam ediyor. Dizi müziklerinin ve dizilerde yer alan müziklerin hayatımıza bu derece nüfuz ettiği günümüzde “dizi müzikleri” üzerine bir dosya hazırlamak da haliyle gerekli hale geldi.

İlk Dizi Albümleri 90’lı Yıllarda Piyasaya Sürüldü

Yıl 1975, Türkiye televizyonlarının ilk yerli dizisi Aşk-ı Memnu ekrana gelmeye başladı. Entrikalı hikayenin akla kazınan bir tarafı da acı ve aşk eşlik eden notalardı. Yalçın Tura tarafından bestelenen bu müzikler televizyon tarihi için milat oldu. İkinci bir viraj da 1990’lı yıllarda alındı. Yeni Türkü’nün başı çektiği bu sarsıntılı dönüşte Süper Baba ile yepyeni bir endüstri oluşuyordu. Aria imzası 90’lı yıllarda şimdilerin efsane olarak anılan dizilerinin jeneriklerine yazılırken asıl silinmeyen imza kuşkusuz aklımıza kazınan şarkıları oldu. O yıllarda yapımcılar dillere dolanan dizi müziklerini albümlerde toplamaya başladı ve aynı yıllar Türkiye’de dizi müziklerinin ilk kez piyasaya çıktığı tarihler olarak takvimlerde işaretlendi.

Günümüzün büyük prodüksiyonlu dizilerine baktığımızda ise sektörün ve müzisyenlerin yıllar içindeki birikiminin sonucunda müziğin hikayelerin olmazsa olmazı haline geldiğini farkına varıyoruz. Sektör büyüdükçe hem diziler izleyicisini artırdı hem müzik piyasasında dizilerin ağırlığı arttı gelin biraz daha detaya bakalım.

Müziklerin İzleme Oranına Etkisi

Fırat Üniversitesi bünyesinde yapılan ‘Dizilerde kullanılan müziklerin izleme oranına etkisi’ adlı araştırma bizi ilginç bir gerçekle daha yüzleştiriyor. 962 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre katılımcıların yüzde 76.8’i müzikten etkilendikten sonra diziyi izleme kararı alıyor. Konuda yapılan akademik çalışmalarda yer alan ve altı çizilmesi gereken bir konu da tematik müziklerin yanı sıra dizinin ön ve arka jenerik müziklerinin dizi başarısında ekstra önemli olduğu. Sadi Konuralp’in analizine göre dizinin hızlı temposu içinde kaybolup giden müzikler jenerik alanlarda daha çok dikkat çekiyor ve dizinin de değerini artırıyor.

Dizi Müziklerinin Müzik Sektöründe Payı Büyük

2008 yılında İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) yaptığı “Dizi ekonomisi” araştırmasının sonuçlarına göre, dizi müziklerinin müzik piyasasında aldığı pay ortalama sektörün yüzde beşi kadar. Bugünü düşünürsek payın bu orandan daha yüksek olduğunu tahmin etmek zor değil. Dizi müziklerinin dizi yayından kalktıktan sonra bile satılması, dinlenmesi ve indirilmesi yapımcıları da memnun ediyor ve dizi başarısının da ötesinde kendi başarı hikayesini kaleme alıyor. Bu müziklerin cep telefonu melodisi olarak kullanıldığını da hatırlatarak dizi müziklerinin ekonomide düşünüldüğünden daha uzun kolları olduğunu belirtmekte fayda var.

Peki, Bu İşten Kimler Para Kazanıyor?

2007 yılında TurkishTime’ın yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de müzik endüstrisinde toplam satış üzerinden alınan pay yüzde 15’i buluyor. Albümden kazanılan para kanal, plak şirketi, sanatçı ve yapımcı arasında bölüşülüyor.

Müzik Sektöründeki Kriz, Müzisyenleri Dizilere Yönlendirdi

Dizilerde müziklere imza atan müzisyen sayısının dizilerin hayatımızda yeri arttıkça fazlalaştığı aşikar. Bu artışın sebebinin yalnız sektörün ihtiyacı olmadığı, müzisyenlerin de müzik sektöründeki dar boğaz nedeniyle televizyona yöneldiği konunun profesyonellerinden Cengiz Onural’ın açıklamalarında göze çarpıyor. Onural’ın Eylül 2012’de Zaman Gazetesi’ne yaptığı açıklamalarda müzik sektörünün girdiği kriz sebebiyle işsiz kalan pek çok müzisyenin diziler sayesinde ayakta kalabildiği vurgusu dikkat çekici. Onural’a göre birçok değerli müzisyenin dizi sektörüne adım atması sektörde de çıtayı epeyce yükseltmiş… Bugün izlediğimiz dizilerde profesyonelce hazırlanmış müzikler dinlemememizde bu göçün etkisi büyük.

Çıtanın yükseldiği gerçeğini vurgularken sektörde adından sıkça söz ettiren müzisyenleri de anmak gerekiyor. Günümüzde dizi müziklerine imza atan isimler deyince aklıma gelen ilk isimler şöyle: Toygar Işıklı, Cenk Erdoğan, Cengiz Onural, Bora Ebeoğlu, Alp Yenier, Tolga Çebi, Fırat Yükselir, Kıraç, Aytekin Ataş, Nail Yurtsever, Ali Otyam…

Söz Dizi Müziklerinin Profesyonelleri, Müzisyenlerde:

Toygar Işıklı – 20 Dakika, Karadayı, Son, Kuzey Güney, Al Yazmalım, Fatmagül’ün Suçu Ne?, Ezel, Aşk-ı Memnu

Sizce dizilerde kullanılan müziklerin izleme oranı üzerindeki etkisi nasıl?

Dizilerde kullanılan müziklerin dizinin ilk kez yayına gireceği dönemdeki tanıtımlarda %60-70’lere varan oranlarda etkili olduğunu düşünüyorum. İzleyici hikaye ile ilgili hiçbir şey bilmezken etkili bir müzikle onlara “Bu dizi iyi bir dizi ben bunu izleyeyim” hissini yaratabiliyorsunuz. Özellikle de ilk 5-6 bölümde karakterlerin anlatımı ve hikayenin şekillenmesinde izleyicinin ilgisini ayakta tutma açısından yine büyük oranda etkisi var. Fakat iyi bir senaryo ve tüm ekip ile sağlam kurulmuş bir proje değilse ve başarısız bir diziyse müzikle bir yere kadar izletebilirsiniz. Müziğin ratinglere dizinin kalitesiyle orantılı olarak direkt katkısı var. Bir dizi müzik yüzünden yayından kalkmaz ama izlenme oranları bıçak sırtı giden bir diziyi müzikle ileri taşıyabilirsiniz.

Türkiye dizilerinin dünya piyasasındaki başarısında müziğin yeri nedir, müzikal olarak bu başarı nasıl yorumlanmalı?

Ortadoğu ve Kuzey Afrika, Balkan ülkelerinde dizilerin popüler olmasına müziğin sunduğu katkı çok ciddi boyutlarda. Özellikle Arapça konuşulan ülkelerde ve Yunanistan. Arnavutluk, Bulgaristan gibi yakın kültürde olduğumuz bölgelerde ciddi şekilde dizilerimizin müziğine ilgi var. Belirli noktalarda ortak kültürlere ve müzik yapısına sahip olduğumuz için bu müzikal anlamdaki başarı doğmuş olabilir. Ama mesela benim müziğim üzerinden konuşursam İsveç, Hollanda, Avusturalya, Belçika gibi ülkelerden de beni çok ciddi yoğunlukta takip eden yabancılar da var. Bu ilginin bölgesel olarak yayılışı ürettiğiniz müziğin yapısıyla ve sounduyla ilgili bir durum aslında.

Dizi sürelerinin uzunluğu nedeniyle dizilerde kliplerin sıkça yer alması müziğe ve hikayeye “suistimal” olarak yorumlanabilir mi? Dizi-kliplere bakışınız nasıl?

Bizde şarkıların dizilerde kullanımı genelde süre doldurmaktan ve daha fazla ilgi çekme çabasından ibaret. Senaryoya hizmet ediyorsa şarkı dizilerde de sinemada da ayrı bir hava yaratabilir. Şarkıları dizilerde kullanılmış bir müzisyen olarak dizi-klip mantığından pek hoşlandığım söylenemez. Bizde de dünyada uygulandığı gibi doğru anda yapılırsa çok iyi bir etki yaratabilir. Fakat Dizilerimiz 45-50 dakika olursa vakit doldurma dizi-klip mantığında hiçbir sahne göreceğimizi sanmıyorum. Yalnız yurt dışındaki özellikle gençlik dizilerinde finaller büyük çoğunlukla şarkı ile yapılıyor fakat onların yaptıkları bir Epilog mantığında olduğu için herkes hoşuna giderek izliyor. Ben farklı bir noktadan bakarak şöyle diyebilirim “Dizi-klip hikayeye suistimal olmaz çünkü hikayeyi daha etkili kılmak için kullanılıyor ama dizide kullanılan bir şarkı o dizinin özgün müziğini besteleyene karşı yapılmış bir suiistimaldir” diyebilirim.

Cenk Erdoğan / Aria – Böyle Bitmesin, Ustura Kemal, Keşanlı Ali, Seni Bana Yazmışlar, Acı Hayat

Sizce dizilerde kullanılan müziklerin izleme oranı üzerindeki etkisi nasıl?

Bence önemli bir etkisi var ancak şunu belirtmek isterim ki hikayesinde boşluklar olan ya da iyi oynanmamış bir isi müziğin kurtardığına inanmıyorum. Müzik filmle evlenmeli ve beraber yaşamalı üzerine çıkmamalı…

 

Türkiye dizilerinin dünya piyasasındaki başarısında müziğin yeri nedir, müzikal olarak bu başarı nasıl yorumlanmalı?

Türk dizileri genelde Arap ülkelerinde çok popüler oluyor. Aslında dikkatli bakıldığında orada tutan diziler genelde zengin yalılarda geçen çok pahalı arabaların olduğu, kadınların çok güzel ve iyi giyimli erkeklerin ise yakışıklı ve bakımlı olduğu diziler. Türkiye Arap ülkeleri için bir referans gibi… Bence o dizileri izleyip bir nevi hayallere dalıyor ve sanki o hayatı yaşıyormuş gibi hissediyorlar. Arap müziği ile enstrüman bazında çok yakınlıklarımız var bu sebepten onları müziğin etkilediğini düşünmüyorum.

Sezonun en başarılı bulduğunuz dizi müziği hangisi? Siz “başarılı” olarak tanımlayabileceğiniz bir projede hangi kıstasları değerlendirirsiniz?

Bence en başarılı iş “Muhteşem Yüzyıl”, geleneksel tavrın iyi yansıtıldığı bir iş. Yabancı bir tarihi film izlerken o büyük ve gotik orkestrasyonlara nasıl hayran kalıyorsam, Muhteşem Yüzyıl ekibinin yaptığı müzikleri de o derece beğeniyorum. Tabii eleştirilecek yönler var belki ama yine de ellerine sağlık tüm ekibin. Tüm saygımla 🙂

Dizi sürelerinin uzunluğu nedeniyle dizilerde kliplerin sıkça yer alması müziğe ve hikayeye “suistimal” olarak yorumlanabilir mi? Dizi-kliplere bakışınız nasıl?

Bu sure mevzuu epey yaralı bir durum. Yap yap bitmeyen sahneler, birbirine boş boş bakan insanların olduğu sahnelerin altını müzikle doldurmak hem çok zor hem de çok sıkıcı ama yönetmen ve oyuncular ne yapsın? Onlara dayatılan belli bir dakika var, ona göre reklam alacaklar… İşte burada biz müzisyenlerin derdi başlıyor. Film içinde klip yaygın bir şey özellikle CNBC dizilerinde sıkça var ama hikayenin çözüldüğü, kahramanların sükunetle eve gittiği ya da acılarını yaşadığı yerlerde yani finallerde kullanılıyor bu teknik. O zaman çok başarılı oluyor. Bizde ise vakit doldurmak için yapıldığında anlamını yitiriyor. Zaten dizi sürelerinin uzunluğu ve çok müzik kullanımı bir nevi insanda asansörde müzik dinliyor havası yaratıyor ki bu çok tehlikeli. Unutmamak lazım ki “Nasıl her oyuncu her sahnede oynamıyorsa müzik de her sahnede olmak zorunda değil”!

 

Alp Yenier – Uçurum, Yağmurdan Kaçarken, Ana Yüreği, Bahar Dalları, Gözyaşı Çetesi

Türkiye dizilerinin dünya piyasasındaki başarısında müziğin yeri nedir, müzikal olarak bu başarı nasıl yorumlanmalı?

Müziğin yeri tabi ki büyük bu başarıda. Biraz önce de söylediğim gibi bu bir “bütün” zaten. Müzikal olarak diğer ülkelere farklı gelen ve hoşa giden ise bizim müziğimizdeki duygu yoğunluğu bana kalırsa. Dramatik öğelerimiz çok derin… Aksak ritimler, enstrüman seçimleri ve doku da yabancıları etkiliyor olabilir…

Sezonun en başarılı bulduğunuz dizi müziği hangisidir? Siz “başarılı” olarak tanımlayabileceğiniz bir projede hangi kıstasları değerlendirirsiniz?

Ben Muhteşem Yüzyıl’ın müziklerini başarılı buluyorum… Yönetim, cast, senaryo, müzik gibi temel öğelerin doğru olması çok önemli. Yapımcının ve kanalın da desteği, inancı olduktan sonra bir projenin başarısız olması için hiç bir sebep göremiyorum. Başarılı projeyi müzikal olarak sorarsanız kıstaslarım; bestelerin, düzenlemelerin ve müzik dokusunun çekilen filme, kamera açılarına, konuya, karakterlere uygunluğu ve doğru yerde doğru müziklerin olması.

Dizi sürelerinin uzunluğu nedeniyle dizilerde kliplerin sıkça yer alması müziğe ve hikayeye “suistimal” olarak yorumlanabilir mi? Dizi-kliplere bakışınız nasıl?

Suistimal mi tam emin olamam ama tabi ki sürelerin uzun olması bazı zamanlarda yaratıcılığa ve akıcılığa zarar verebilen bir durum. Bahsettiğim durum sadece müzik için geçerli değil elbette. Klipler ise dizilerimizin vazgeçilmezi ben hiç karşı değilim. Hatta bu bir tarz bence… Bize özgü bir şey ki bu çok önemli…

Sonuç:

Hemen hemen aynı sorulara farklı pencerelerden yanıt veren müzisyenlerin demeçlerinin dizi müziklerine bakışımızı etkileyeceğini düşünüyorum. Artan süreler her dizinin tematik müziklerinin dışında birer klip platformu haline getirdiği sorunu profesyonellerin yorumlarıyla da gün yüzüne çıkarken demeçlerden edinilen bir izlenim de dizi müziklerinin dramatik bir unsur olarak dizilerin vazgeçilmezi haline geldiği. Dizilerin başarısını bir adım ileri taşıyan, kendi başarı hikayelerini diziler bittikten sonra bile sürdürmeye devam eden, hafızalara kazınan dizi müzikleri dizi formatı popülerliğini kaybetse de hayatımızda olmaya devam edecek.

Dizileri izlerken gözlerinizin dolduğu, gülmekten nefesinizin kesildiği sahneleri anımsayın… En etkilendiğiniz sahneleri… Gözünüzün önünde beliren sahnelerin yanında kulağınıza da bir melodinin geldiğine eminim. Dizilerin bir sektör oluşturmaya başladığı 90’lı yıllardan bu yana kesişim kümesi hızla genişleyen dizi ve müzik kolları, ortaya çıkan işler yerel bir ticari unsur olmaktan çıkıp uluslararası arenada ticari değer kazandıktan sonra önemini artırdı.

Müziğin toplumsal değişimin hem dönüştürücüsü hem de göstergesi olduğu bir popüler kültür ürünü olduğunu ve dizilerin de yalnız pop kültür malzemesi olmadığını ideolojik değerler de taşıdığını düşünürsek dizilerin her öğesinin, her notanın, her sözün düşündüğümüzden daha çok anlam taşıdığını düşünüyorum.

Son dönem dizilerinin birçoğunda Ahmet Kaya şarkılarını duymamız nasıl açılım süreciyle başlayan, şimdilerde müzakere siyasetiyle devam eden bir toplumsal algı değişimin göstergesiyse, rating sistemindeki ölçüm değişimi ve sermayenin el değiştirmesiyle farklılaşan statü gruplarının beğenisi ve çevre kültürün merkezdeki temsili de dizi hikaye ve müziklerinde artan arabesk öğelerin de nedeni… Dizilerin ve müziklerin hayatla bu derece iç içe olduğu bu örnekler, araştırma sonuçları ve demeçlerle bu dosyanın izleyici için oldukça aydınlatıcı olduğuna inanıyorum.

Sayın okur/izleyici şimdi dizileri izlerken müziklere bir de bu algıyla kulak kesilin, eminim kulaklarınız bu kez farklı sesler, notalar da duyacaksınız…

Gizem Merve Kaboğlu / Sosyolog – TV yazarı

www.gizemkaboglu.com

gizemkaboglu@gmail.com

Gizem Merve Kaboğlu
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldum. atv haber merkezi’nde ve Radyo Marmara’da yaptığım stajlarla deneyim kazandım. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda “Eleştirel haber okuryazarlığı” eğitimi, İstanbul Film Akademi’de Filmlerle Psikoloji Sinematerapi Atölyesi ve Gümüşlük Akademi’de Ümit Ünal’la Senaryo Bakışı atölyelerine katıldım. One Dergi’de başlayan yazın kariyerime Televizyon Gazetesi.com’da ve Dipnot.tv’de muhabir, yazar ve editör olarak devam ettim. 2008 yılından bu yana televizyon üzerine yazılar yazıyor ve röportajlar gerçekleştiriyorum. Süre zarfında 2. ve 3. Antalya Televizyon Ödülleri’nde “önjüri üyesi” sıfatıyla görev üstlendim. 4 yıl boyunca Dipnot Tablet Dergi’de okurla buluştum, şimdilerde Cine Dergi’de yazı ve röportajlarımla yer almaya devam ediyorum. Kariyerimin bir diğer ayağı olan e-ticaret alanında sektörün lider şirketlerinden birinde 3 seneyi aşkın süre Editör ve Pazarlama İletişim Uzmanı olarak çalıştım. 2016 yılında atv ekranlarına gelen Kaçın Kurası adlı dizinin senaryo ekibinde yer aldım, dizi ve film senaryoları yazmaya devam ediyorum. Gizem Kaboğlu yazıları www.gizemkaboglu.com adresinde arşivlenmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.