Iron Man 3 fanatiklerini tatmin edecek bir macera ile bu hafta vizyona girdi. Uçuşan demir adamlar, patlayan bombalar, ABD’yi tehdit eden şeytani karakterler hepsi bu filmde…

Marvel’in sevilen kahramanlarındandır Iron Man ve bence sinema versiyonu daha da başarılıdır. Çünkü Iron Man’i muhteşem bir oyuncu canlandırdı en baştan beri. Robert Downey Jr. gibi çok önemli bir oyuncunun bu tür süper kahramanı bir karakter olarak kabul etmesi ve yıllarca onu üstünde taşıması pek de görülmedik bir durum. Downey sayesinde Iron Man muhteşem ve çok gerçek bir karakter kazanmıştır. Bunun dışında Jon Favreau da bu maceranın önemli isimlerindendir. Hem en başta filmin içinde oyuncu olarak yer alır hem de ilk iki filmin yönetmenliğini yapmıştır. Son filmde yönetmen koltuğunu Shane Black’e teslim etmiş olsa da yapımcı ve oyuncu olarak belki de Marvel’in sahibi Stan Lee’den sonra Iron Man’i en fazla sahiplenen isimdir. Iron Man hayatına 1963 yılında Tales of Suspense çizgi romanının 39. sayısında başladı. Okuyucular tarafından o kadar beğenildi ki 1968 yılında sadece onun kahramanlıklarını anlatan Iron Man yayınlanmaya başladı. TV serisi ve birkaç önemsiz film denemesi sonunda 2008 yılında Robert Downey JR.’un Iron Man’i sahne aldı sinema dünyasında. Bu yeni seri hem Downey’in performansıyla taçlandı hem de ABD’nin 11 Eylül sonrasındaki dönemini odağına aldı. Zengin ve yakışıklı Tony Stark ABD’nin en ünlü silah üreticisi konumundayken Afganistan çöllerinde teröristlerle kapıştı. Bir baktı ki teröristlerin ellerinde kendi ürettiği silahlar. Hem tutsaklıktan kurtulmak hem de yaptığı yanlışları düzeltmek adına Iron Man giysisini tasarladı. Kalbinin çalışması için ürettiği göğsünün derinliklerine kadar ulaşan pille hayata tutundu. İkinci filmde Mickey Rourke’un canlandırdığı Rus Ivan Vanko ile hesaplaşır kahramanımız. Üçüncü film ise hepsinden ilginç bir konuyu işliyor. Usame Bin Ladin’in aslında bir CIA ajanı olduğu ve yıllarca yakalanmamasının sebebinin bu olduğu söylencesi üzerine kurgulanmış bir hikayesi var Iron Man 3’ün. Konuyu kısaca anlatalım, ABD bombalı saldırıların hedefindedir. Bu saldırıları yapan Mandarin adlı karanlık ve karizmatik kişilik ABD Başkanı’nı sürekli tehdit etmektedir. Üstelik istediği zaman bütün ABD’deki TV yayınlarını kesip kendi istediği mesajı verecek kadar da güçlüdür. Patlayan bombalar ve kaybedilen hayatlar ABD’nin üzerine kabus gibi çökmüştür. Bu bombalamaların birinde ise Tony Stark’ın can yoldaşı Happy Hogan da ölümcül bir şekilde yaralanır. Tony Stark intikam için canlı yayında Mandarin’e meydan okur. Hatta evinin adresini verir ve “Seni bekliyorum” der. Saldırı ansızın gelir. Stark’ın bütün evi mahvolur, sevgilisi Pepper’ı kurtarır ama kendisi ağır şekilde yaralanır ve kendisini ölmüş gösterip izini kaybettirir. Artık sevdiklerini tehlikeye atmadan düşmanıyla hesaplaşabilecektir. Ama bazen insanlar geçmişlerindeki hatalarla gelecekteki düşmanlarını yaratır. Geçmişlerinin günahları onları bir şekilde takip eder. Bakalım Iron Man hem geçmişiyle hesaplaşıp hem de ülkesini ve sevdiklerini kurtarabilecek midir? Filmde Mandarin’i oynayan Ben Kingsley neredeyse Robert Downey JR.’dan daha iyi bir performans göstermiş. Filmin kötü karakterlerinden Killian’ı canlandıran Guy Pearce ise Rebecca Hall ile birlikte filme renk katan isimler. Muhteşem bir görsellik ve aksiyon olduğunu söylemeliyiz. Özellikle film IMAX teknolojisiyle izlenmesi gereken bir yapım çünkü çok hareketli ve hızlı kurgulanmış. Üç boyut teknolojisi yeterince iyi bir salonda seyretmezseniz zorlanabileceğiniz bir yapım. Filmin finalini seyrettikten sonra şunu da söyleyebiliriz… Bundan sonra Iron Man’i Avengers serilerinde seyredeceğiz. Sanıyorum sadece Iron Man üzerine kurgulanan hikayeler son bulmuş olabilir. Onun için bu son Iron Man’i herkesin seyretmesini tavsiye ederim.

 

 

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Shane Black
Senarist: Drew Pearce
Oyuncular: Robert Downey Jr, Gwyneth Paltrow, Don Cheadle, Jon Favreau, Rebecca Hall, Guy Pearce, Ben Kingsley
Tür: Bilimkurgu
Yapım: 2013, ABD, Çin, 130 dak.

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.