Önlerinde saygıyla eğildiğimiz üç büyük aktörü, Al Pacino, Christopher Walken ve Alan Arkin’i buluşturan Eski Dostlar (Stand Up Guys) vizyonda. Makul süresi, muhteşem oyunculukları ve seyirciyi sürekli diken üstünde tutan atmosferiyle izlenmeyi hak eden bir film var karşımızda.

Filmin kısaca konusu şöyle… Val, hapisten yirmi sekiz yıl sonra yeni çıkmıştır. En iyi arkadaşı Doc, Val’ı o gün onu yalnız bırakmamak adına hapishane çıkışı karşılar. Doc ve Val yıllar sonra tekrar iyi bir ikili olup aralarına Hirsch’i de alırlar. Bu üç arkadaş yıllar geçmiş olsa da eskiden oldukları gibi ayrılmaz bir üçlü olurlar. İlerlemiş yaşlarına rağmen hala suç işleme potansiyeline sahiptirler. İçlerinden biri, diğerlerinden bir sır saklamaktadır ve vakti kısıtlıdır. Eski dostların tekrar bir araya gelmesiyle birlikte geçmişleri ile karşı karşıya kalmaları da çok uzun sürmeyecektir.

Basit bir hikayeyi büyütüp, Oscar ödüllü üç ustayı filme dahil etmek ve eli yüzü düzgün bir filme imza atmak için kolları sıvayan senarist Noah Haidle ve yapımcı Tom Rosenberg, yönetmen olarak da, aslen birçok filmde oyunculuk yapmış olan Fisher Stevens’i seçmişler. İyi de yapmışlar. Zamanında kendilerini gangster filmlerinde gördüğümüz üç yaşlı aktörü, emekliye ayrılmış gangsterler olarak izlemek ne kadar ironikse, iyice olgunluğa erişmiş oyunculuk yetenekleri ile bizleri büyülemelerine tanık olmak da bir o kadar kıymetli kanımca. Film sürükleyici. Kabul. Ancak zaman zaman seyircide huzursuzluk yaratmıyor değil. Sürekli bir diken üstündelik hali var. Bu iyi mi kötü mü, izlerken karar veremiyorsunuz. Ancak bu huzursuzluğun kimilerini rahatsız edeceğini düşünüyorum. Zaman zaman hikayeden kopmalar olabilir.

Al Pacino’nun Kadın Kokusu filmi başucu filmlerimdendir. Oradaki tango sahnesi çoktan sinema tarihindeki yerini almışken, Eski Dostlar’da da hoş bir sürprizle karşımıza çıkıyor Pacino. Hapisten çıktığı gece aldığı alkol ve ilaçların etkisiyle rahatlıyor ve bir barda güzel bir kadına dans etme teklifinde bulunuyor. “Tek istediğim senle dans etmek. Benle eve gel demeyeceğim, seni öpmeye çalışmayacağım, kıçını ellemeyeceğim. Sadece bir şarkı boyunca iki insanın birbirine sarılıp dans etmesini öneriyorum.” Emin olun ki bu sahne de ileride bol bol hatırlanacak. Al Pacino ve güzel bir kadının duygu yüklü dansı…

Sonuca yaklaşırken, eski dosttan düşman olmaz deyiminin ilginç bir örneğini sunan, usta oyunculuklarla bezeli suç, aksiyon, drama hikayesi haftanın ideal örneklerinden biri.

 

Fırat Sayıcı

twitter.com/firatsayici

1979, İstanbul doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali’nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2003 yılında SkyTürk’te yayınlanan “Cafe Sinema” adlı sinema programında görev aldı. Çeşitli dergi ve internet sitelerinde sinema yazıları yayınlandı. Ulusal bir sinema dergisinde bir süre genel yayın yönetmenliği yaptı. 2006 yılından bu yana Kanal D’de yayınlanan ve Ömür Gedik’in hazırlayıp sunduğu “Cinemania” programının genel koordinatörlüğünü / editörlüğünü yapmakta ve 2008’in Nisan ayından beri de, “Cinedergi”de, yazı işleri müdürü olarak çalışmakta. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden de mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamlamıştır. “Son Dönem Türk Sinemasında Gerçekçilik” adlı tezini kitap haline getirecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here