Süper kahramanlar dünyasını 3 bölüme ayırabiliriz. Bu bölümler süper kahraman doğanlar, istemeden ve sonradan süper kahraman olanlar, kendilerini süper kahramana dönüştürenler örnek Batman.

Benim kişisel olarak sevdiğim tür her zaman kendini süper kahraman dönüştürenler oldu. Kurgu içinde bile gerçeklik aramam bunun en büyük sebebi. Diğer yandan Batman her zaman en sevdiğim süper kahramandı. Yıllardan bu yana süren Batman sevgim ise Christopher Nolan ile evrim geçirmis durumda. Bu sebeple bu ay Christopher Nolan’ın Batman’i dosyasını hazırlamaya karar verdim.

Bruce

Her ne kadar çok iyi bilsekte hikayenin başını anlatmak ve kendi yaratacağı tarzda ki gerçekçiliği ile seriyi başlatmak adına Christopher Nolan Batman Begins ile serüveni başlattı.

Bütün süper kahramanların ilk krizi anne – baba kaybıyla başlar. Süper kahraman olmanın ilk kuralı budur. Batma’nin hikayesinde de bu var. Krizlerin en büyüğü olan en sevilenin kaybı olur her zaman. Krizin nasıl yönetildiği ise kahramanın gelişimini ve hikayenin oluşmasını sağlar.

Sahip olduğu krizle nerdeyse başa çıkamamaktadır Bruce Wayne. Hikayeyi de süper kahramanlığı da reel olana en çok yaklaştıran unsur budur. İnsani zaaflara ve zayıƒliklara fazlasıyla sahiptir Batman.

Korkmak.

Anne ve babasının öldürülmesiyle ilgili kendini suçlar. Bunun en önemli sebebi öldürüldükleri gün yarasalardan korktuğu için bulunduğu ortamdan çıkmak istemesidir.

Yarasa korkusu ise tünele düştüğunde yarasalarla karşılaşmasıyla başlar. Rachel’a ait olan, düşürdüğü ok parçasını kurtarmaya çalışırken kuyuya düşer ve yarasalarla karşılaşır. Karanlığın içinden korkunç sesle gelen bu yaratıklar onun en büyük korkusu haline gelir. Yine bu korku sayesinde gelen ölumle korku başka bir korku getirerek karanlık bir döngü yaratır.

Gri sakallı yol gösterici

Batmanin hikayesi doğu spirituelizmiyle batıya bakmak gibi.

Hatta filmin tamamiyle spiritual bir film olduğunuda söyleyebilirim. Kahramanımız suçu anlamak için her şeyin başladığı yer olan dünyanın en doğusuna doğru kendini yollara vurur. Ne aradığını kendi bile aslında bilmez ama bir arayışı vardır. Bu arayışın ortasında her kahramanın ihtiyacı olan şey sonunda ona da gelir. Bir mentor. Ducard sonrasında Ra’s Al Ghul olduğunu anlayacağımiz bir karakter olarak Wayne’i baştan yaratir.

Boynuzun Kulağı Geçmesi

Ducard en sonunda aslında iyi-kötü çerçevesinde kötü olduğunu anlayacağımiz bir karakter olasada Batman her şeyi ondan öğrenir. Ta ki iyi kötü dengesinde fikirsel olarak yol ayrımina gelene kadar. Filmi spirütül kılan en önemli öğelerden biride budur. Bilginin ve yardımın nerden ve kimden geleceği belli olmaz. En sonunda ise kahraman kendi seçimini özgür iradesiyle yapmalıdır.

Korkunun kendisi olmak.

Ducard’ın en çok sorguladığı Wayne’in neden korktuğu oldu.

Bir çok doğu felsefesinde ise korkunun kendisi olmakla ilgili doktrinler mevcut. Tam bu noktada da bu doktrini Ducard’dan öğrenmesi hiçte tesadüƒ değil. En başta söylediğim gibi Batman’in spirutüel miti doğu doktrinleriyle batıya bakmakla ilgili. Karanlıktan gelen bir yarasa Bruce’un korkularının başlama noktası ve kendini korkusunun tamda kendisine dönüştürmesi gereksinimi bize Batman mitini getirmekte. Aynı zamanda kendi korkusu olması başkaları üzerinde karanlıktan gelen korkutucu bir unsur olarak ta devam ediyor.

Batman Başlıyor..

Batman bir anda süper kahraman olmadı. Ne bir örümcek ısırdı ne dünyaya de bir yıldız düştü. Süreç aşamalı olduğu kadar da acılıydı. Bütün bunları Batman Begins ile aslında oldukça yavaş bir şekilde izledik. Bütün Batman serileri oldukça yavaştı . İçlerinde en yavaşı ise Batman Begins oldu. Bir aksiyon filminden bekleyenmeyecek kadar az “cut” ve geniş açı planlara sahip olmasına rağmen ne sürükleyiciliğinden bir şey kaybetti ne de aksiyonu az hissettirdi. Bu işin nasıl yapılacağınıda ilk Batman filmi olan Batman Begins ile Christopher Nolan en iyi şekilde gösterdi.

Gotik Gotham’dan Modern Gotham’a

Nolan kendi tarzını yaratmakta ısrarlıydı. Bu sebeple Gotham algısını değiştirdi ve daha çok günümuz New York’unu andıran modern bir Gotham yarattı. Şehri klasik film noir etkisinden çıkarttı ve daha teknolojik ve moderm bir dünya yarattı. Bana kalırsa ismiyle özleşmiş hafızalara kazınmış bir algı sistemi içerisinde de oldukça büyük bir risk aldı nitekim kesin olan Nolan’ın klasik Batman filmleri dışında kendi filmini yaratması konusunda ısrarıydı.

Bir maske olarak Playboy

Bruce’un Batman kimliği en başından beri aslında karakterin yakın olduğu kimlik bu sebeple asıl maskesi onun zengin milyarder Bruce Wayne olan Playboy kimliliği oluyor. Film boyuncada Christian Bale’in oyunculuğu sahte bir oynama olarak bizlere yansıyor.

Korkuyla Başlıyor Kabusla Devam Ediyor

Bruce’un korkuralarıyla başlayan film yerini Dr. Jonathan Crane’in yarattığı Scarecrow’ a bırakıyor. Kahraman ve bütün şehir korkularıyla bir kez daha yüzleşmek zorunda kalıyor. Her kahraman hikayesinde olduğu gibi Batman’de de korkularla defalarca yüzleşmek zorunda kalınıyor. Yine bundan sonraki Batman filmlerinde de olacağı gibi tek bir düşman ya da tek bir kötü yerine kahraman birden fazla kötu ile başa çıkmak zorunda kalıyor.

Yunan Mitlerine Dönüş

Bütün kahraman hikayeleri asıl temelini yunan mitlerinden alır. Her ne kadar doğu mitleriyle karmanlanmış bir film olsada Batman batıda yer alan bir karakter. Gerçekte var olan babasıyla çok az vakit geçirme şansı bulmuş Bruce’ a asıl baba modeli olup mentorluk yapan Ras Al Ghul oldu. Batman Begins ise Ras Al Ghul ölmesiyle sona erdi. Her ne kadar öldürmeyip sadece ölmesine izin verdiyse de Yunan mitlerinde olduğu gibi bir rol modeli olarak babanın ölmesiyle film son buldu. Batma’in buna izin vermesi ise tabii ki krallığını ve ideolojisini korumak zorunda olmasıyla ilgiliydi.

Kara Şovalye

Batman Begins ile izlemeye başladığımiz prens yerini The Dark Knight filmiyle kara Şovalyeye bırakıyor. Çok karakterli bir dünyaya giriş yapiyoruz. İlk yarım saat boyunca kimin kim olduğunu anlamak oldukça zor. Var olan bildiğimiz karakterler var ama onun dışında Batman hikayesine sonradan eklenen karakterlerde mevcut. Seride ki en fazla suç ağınida bu filmde görüyoruz. Ilk izlediğimde bu suç örgütünu bir algılamak yerine, kimin kim olduğunu anlamaya çalıştığım için filme hiç konsantre olamamıştım.

Ama eminim sizde filmi benim gibi birden çok kez izlediğiniz için taşlar çoktan yerine oturtmuştur.

Bu kadar suçluya karşı güvenlik ve yargı görevlilerinin sayısıda filmde onlarla bağlantılı olarak artmış. Artık ilk filmde olduğu gibi sadece Gordon ve Batman yok.

Batman’in ünü de Gotham’ı ele geçirmiş. Insanlar onun gibi giyinip suça karşı çıkmaya başlamış. Birinci filmiyle spirütel olarak adlandırdığım film ikinci filmde karakterin gelişimini bir kenara bırakıp yargı, suç ve terör gibi kavramlara daha çok odaklanmış.

Alfred ve Fox

Ducard Bruce için reelde var olmuş tek baba imgesiydi. Bununla birlikte öz babasıni hatırlatmak adına Alfred ve Fox karakteri 3 seride de yalnız bırakmadılar. Biri babasının evinin diğeri ise kurduğu şirketin koruyucu oldu . Bu sebeple karakterin yol gösterici ve yardımcı baba modelleri olarak hikaye içinde varlıklarıni sürdürdüler.

Joker

Batman serisine gelmiş bütün kötüler arasında ondan daha tehlikelisi olmadı. Film içinde en büyük başarısı ise Rachel’in ölümüne sebebiyet vererek iki yüzlü Harvey’i yaratması oldu.

Bütün kötülerin bir amaca hizmet etmesine karşılık Joker nerden geldiği ve amacının ne olduğu bilinmeyen bir piskopat ve seri içinde belkide Batman’e karşı zafer kazanan tek karakter.

Rachel

Ilk filmle ikinci film arasındaki Rachel karakterinde sadece oyuncu değişmemis adetede karakter değismiş durumda. Katie Holmes’un her an yüzünde gördüğümüz kaygı ikinci filmde ki Rachel da adetede yok. Bu Nolan’ın tercihi mi yoksa oyunculuk farkı mı bilinmez ama emin olduğum tek şey ikinci filmde Rachel’ı öldürerek senaryoya bir kez daha yönetmenin kendi takıntısını eklemesi. Memento ve Inception filmlerinde yaptığı gibi kahramanın sevdiği kadının ölümüne sebebiyet vererek ona acı çektirmekten hoşlanması. Özellikle bu suçluluk duygusu serinin 3. Filminin ilk bölümünü etkisi altına almış durumda. Batman’in kendi hikayesinden çıkmayan ve tamamiyle yönetmene ait olan bir ekleme Rachel’ın kaybı

Kara Şovalye Düşüyor.

Her ne kadar Batman ikinci filmde yine kazansada Joker’in yarattığı kaos ve kabus kalıcı. Kaybedilenler yerine asla gelmeyecek unsurlar. Oldukça çok karakterli bir dünyayla başladığımız film geriye kalan 3 karakterle sona eriyor. Joker kalan bütün karakterleri bir şekilde etkisi altına alıyor. Son durumda kazanan yine Batman olsada serinin ikinci filminde Kara Şovalye Düşüyor.

Öldürmeyen Kahraman

Batman 3 seri boyunca kimseyi öldürmedi. Jokeri bile. Seri boyunca en çok tekrarlanan kötü karakterin düşerek ölmesi oldu. Bir şekilde seyirci kötünün yok olmasını arzularken, uzun düşüşlerle ölüm seyrine tanık oldu.

Kara Şövalye Yükseliyor

Serinin 3. ve en başarısız filmi. Her anıyla Nolan’a ve Batman serisine karşı beklentileri hayal kırıklığına uğratan film

Seriye eklenen Robin ve Kedi Kadın bile durumu kurtarmamış. Yanlış yönlendirme adına oldukça sıkıcı olan Bane’I izliyoruz. Filmin süprizi sonunda geliyor ama yinede seyirciyi Nolan’dan beklenen tarzda şaşırtmayıp sıkıcılığını sürdürüyor. Her şeye rağmen imdb puanı şu anda bile 8.6. Bu da demek oluyor ki seyirci seriyi çoktan sevdi ve benimsedi. Bütün The Dark Knight Rises serisinin en kötu filmi olup eleştirilmesine rağmen bunlar benim de sinemaya gidip filmi görmeme engel olamadı.

MERVE İNCE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here