Hansel ve Gretel… Tamam ben de çok istedim klasik masalların yapısını bozmayı… Hatta bozuldu da… Catherine Hardwick imzalı Kız ve Kurt’tan tutun, Rupert Sanders’in yönettiği Pamuk Prenses ve Avcı’ya kadar yapısı değişen masallar dünyası önümüzde uzandı.

Evet Hansel ve Gretel Kardeşler’in akışının diğer masalların aksine daha yüksek bir bozulma içerdiğini söyleyebilirim. Ama hikaye kardeşlerin filmin ismine de taşınan aksiyonları dışında sonrasında bir şey vaat etmiyor.

Evet babaları tarafından ormanda bir başlarına bırakılıp giden, sonrasında şeker ve çikolata kaplı evi fark eden ve kısa bir süre mutlu olan kardeşlerin, aslında bir cadının eline düştüklerini fark etmeleri ve sonrasında onu halledip cadı avcısı olmaları belli bir mantık içinde gayet doğru gibi duruyor.

Çok şeker yemekten şeker hastası Hansel ve kızkardeşi Gretel’in ormanda cadı avını başlatmaları, hikayenin aksiyona yaslanan anlatımı gerçekten de ayrıntıları boğuyor, eziyor ve hikayeyi aynı kalıplar içerisinden çıkamayan bir anlatıya dönüştürüyor. Tabii Gretel’in iyi kalpli bir dev Trol’le olan arkadaşlığı ve Hansel’in iyi cadıyla başlayan duygusal ilişkisi hikayeye açmaya çalışan yan kişilikler ama yine de hikayede tatmin etmeye bir şey var. Onun da anlatım olduğunu filmin tamamını kapsayan aksiyondan anlıyoruz.

O yüzden yapısı değişerek cadıyı kazana atan ama taa başından beri zaten iki kardeşi cadı avcısı yapan hikayenin kahramanlarını cadı avcısı olarak görmek biraz feminen dokularımızı zedelese de izliyoruz ama dediğim gibi olay örgüsü keşke biraz daha kapsamlı olsaydı.

Filmin sonunda bu filmin devamı gelir bir algı yarattı hafiften film ben de ama bu haliyle devamı pek fazla işlemez. Yani cadı avcılığı mevzusu nereye kadar gider bilemem… O yüzden Norveçli yönetmen Tommy Wirkola ve senaryo ortağı Dante Harper birazcık bizim sinemacılar gibi yapıp ilk fikrin peşine takılmışlar ama ne yazık ki pek geliştirememişler masalı… Jeremy Renner ve Gemma Aterton Hanel ve Gretel’e can verirken ne yazık ki performansları göz dolduramıyor. Hansel ve Gretel hikayesi klasik hikayeyi ters yüz ettiği sanırken onu başka kalıplarda boğuyor ne yazık ki! Filmin üç boyutlu olmasının diğer bazı filmlerdeki gibi hikayeye ve görsele pek bir katkısı yok, amaç çağa uydurmak olsun gibi olmuş biraz…

 

 

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.