Kıyamet Günü… Gayet güzel giden bir hayat nasıl bir anda felakete ve sonra birden tekrar mucizeye dönüşebilir?..

Filmin duygusuna çok girmeden izlemeye çalıştım açıkçası… Anne-baba olduktan sonra daha da etkileneceğiniz bir film bu, üstelik gerçek hayat hikâyesi. Kurgu olsa “bu da olur mu, çocuğun birini bir ağacın, diğerini başka bir ağacın tepesinde bulmuş adam” diyeceğiniz şey, gerçeklik söz konusu olduğunda “mucize” olarak adlandırılıyor.

Oyuncu seçimleri muhteşem, çocuk oyuncular bile “o anı” gerçekten yaşıyormuş duygusu veriyorlar.

İnsanı kendi hayatını düşünüp seçim yapmak durumunda bırakıyor. “Ben olsam iki küçük çocuğumu başkasına emanet edip karımla büyük oğlumu arar mıydım, yoksa onlar kendi başlarının çaresine bakarlar mı derdim?”

Televizyonda çok daha felaket bir şekilde izlediğimiz için tsunaminin yeryüzü üzerindeki etkisini çok inandırıcı bulmasam da, ses efektleri çok etkili kullanılmış özellikle, o atmosferi yaratmakta ve yaşatmakta önemli bir rol oynuyor ve sizi oldukça geriyor.

Tüm ailenin aynı hastanede olup birbirlerini görmemeleri, size “hadi artık” duygusunu yaşatıyor ve heyecanlandırıyor; kavuşmaysa filmin katarsis noktası. Ailenizle, sevdiklerinizle bir arada olduğunuzu düşünüp şükretmeniz için bir neden belki de. Kimsenin böyle felaketleri yaşamaması, bunların sadece filmlerde kalması ümidiyle…

EDİZ GÜLTEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.