Aksiyon sinemasının hele ki artık Görevimiz Tehlike serisinin Ethan Hunt karakteriyle özdeşleşen önemli isimlerinden Tom Cruise, uzun yıllardır oyunculuğunun yanı sıra yapımcılık da yapmakta. Son filmi Jack Reacher da, yapımcılığını üstlendiği bir film.

Üstelik filmin yönetmen koltuğunda Olağan Şüpheliler’den hatırlayacağınız yazar/yönetmen Christopher McQuarrie var. Ancak ve ne yazık ki, bu iki isim iyi bir aksiyon olmasına yetmiyor Jack Reacher’ın!

Filme dair fazla açık vermemek adına basın bültenlerindeki standart konusunu şöyle aktaralım… Beş kişi, usta bir nişancı tarafından sadece altı el ateş edilerek öldürülür ve tüm deliller gözaltındaki şüpheliyi göstermektedir. Sorgulamada şüphelinin söylediği tek bir şey vardır: “Jack Reacher’ı bulun!”. Böylelikle gerçeği bulmak adına Jack Reacher’ı, şiddet konusunda yetenekli ve saklayacak bir sırrı olan beklenmedik bir düşmanla karşı karşıya getiren sıra dışı ve heyecanlı bir kovalamaca başlar.

Filmin o kadar fazla sorunu var ki… Nereden başlamalı? Bir kere, Jack Reacher karakter olarak tanımlaması yapılamayacak bir kahraman. Anti kahraman desen değil, polis, asker, dedektif desen değil. Adli makamların ona karşı anlam veremediğiniz bir saygısı ve dokunulmazlığı…vs. var. Onu tanımayan sıradan vatandaşlar bile nedense hemen onunla işbirliğine gidiyor. Hele ki, polislerden kaçtığı ve fragmanda da yer alan bir sahne var ki, yok artık daha neler diyeceksiniz! Jack, polisler tarafından kuşatıldığını, yakalanacağını anladığı anda arabasından iniyor ve olayı sanki bir beysbol maçı izlermişçesine kaldırımdan izleyen halkın arasına karışarak onların yardımıyla olay yerinden uzaklaşıyor.

Kör göze parmak tadında abartılı müzikler, gereksiz yere uzatılmış (130 dakika) film süresinin yanı sıra Tom Cruise’a eşlik eden castın da çok parlak olmadığını belirtmem gerek. Rosamund Pike, Richard Jenkins ve Werner Herzog, ellerinden geldiğince, senaryonun el verdiğince rollerini yaratmaya çalışıyorlar. Gelelim Emerson karakterine can vermeye çalışan ama karaktere adeta can çekiştiren David Oyelowo adlı vatandaşa. Kendisi daha perdede ilk göründüğü andan itibaren niyetini ve kötü bir performans sergileyeceğini belli eden bir oyuncu olarak Altın Ahududu alırsa sakın şaşırmayın. Bu arada bu filmin yalnızca bir kişiye, Alexia Fast’a yarayacağını düşünüyorum. Üç sahnesi olmasına rağmen sıradan ama cezp edici görüntüsüyle akılda kalan Fast, kısa zamanda önemli filmlerin aranılan genç aktrisi olmaya hazırlansın.

Jack Reacher’i yazan ve yöneten Christopher McQuarrie’nin, “Turist” ve “Valkryie” gibi hemen akla gelen senaryoları da mevcut. Ancak kendisi, sinema tarihine çok daha önemli bir senaryo bahşetmiş biri aslında; ‘Olağan Şüpheliler’… Öyle güçlü bir senaryonun yazarı olmasından mıdır bilinmez ama, doğal olarak beklentiyi yüksek tutup gittiğiniz Jack Reacher’in vasat çıkması üzüyor insanı. Tabi Lee Child’ın kitabından uyarlama olması da belki işin boyutunu değiştirmiştir. Kitabı da okumak lazım belki de… Ama filmi izlerken konu bazında kendinize şunu sormadan duramıyorsunuz: “Bu filmin sıradan bir polisiye dizinin herhangi bir bölümünden ne farkı var ki?”

Aslında fragmanı ortalama bir aksiyondan fazlasını vaat ediyordu seyirciye. Görevimiz Tehlike ve Jason Bourne karışımı bir tat alacağımızı umuyorduk. Ama gelin görün ki, Tom Cruise’un ıskaladığı bir mermiden fazlası değilmiş Jack Reacher. Sinemada izlemekle evde DVD’den ya da herhangi bir televizyon kanalında izlemek arasında çok büyük bir keyif farkı olmayacağını düşündüğüm filmlerden.

 

Fırat Sayıcı

twitter.com/firatsayici

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.