Her sene Aralık ayında maruz kaldığımız şu yeni yıl, Christmas ve noel filmleri… Evden çıkmasak bile internet siteleri, gazeteler ve kendi adıma yıllardır bağımlısı olduğum itunes yeni yıl öncesi izlememiz gereken film listeleriyle dolu.

Yine her yıl bu aylarda en azından bir yada iki sezon filmi de vizyona giriyor. Öyle bir tür ki bir çeşit ihtiyaç karşılıyor. Bu sebeple özellikle Amerikan sineması ne yaparsa yapsın, film ne kadar başarılı olursa olsun satıyor. Hal böyle olunca her sene böyle bir baskıya maruz kalan kişilerin bir çoğu anti yeni yıl mottosuyla çoktan karşıt tarafa geçmiş durumda. Sanırım artık bende o kişilerden biri olduğum için bu listeye koyduğum filmler daha çok onlara hitap edebilir. Yine de türünün bir kaç iyi örneğine yer vermemek haksızlık olurdu. Onları da ekledikten sonra oluşturduğum bu liste bile oldukça bilindik ama elimizdeki malzemeler bunlar iken çokta sınırların dışına çıkılmıyor.

In Bruges

2008 yapımi bir kara komedi. Collin Farrell ve Brendan Gleeson baş rollerde. Filmin yazarı ve yönetmeni ise Martin McDonagh . Film Belçika’nın Ortaçağ’dan kalma, en tarihi şehirlerinden biri olan Brujde geçiyor. Christmas döneminde geçmesi dışında christmasla hiçbir alakası yok. Orjinal senaryosu, soğuk atmosferi, kendine hem hayran bırakan hem de nefret ettirten Bruje şehriyle klişe Chrismas filmlerine katlamayanlara ya da onlardan çoktan sıkılmış olanlara farklı bir alternatif olabilir.

Gremlins

1984 yılı yapımi Amerikan korku komedisi. Gremlinler ufak ve şirin yaratıklar ta ki su içene ve gece yarısından sonar yemek yiyene kadar. Bu noktadan sonra çocuklar için korku, büyükler için ise kara komedi filmi. Yinede bir neslin bununla büyüdügü bir gerçek. Yıllarca süren çocuk filmi mi yoksa değil mi tartışmaları bir kenara klişeleşen yeni yıl atmosferini her adımında yok eden bu film o atmasferi bir türlü sevemeyenler için gayet keyifli olabilir. Steven Spielberg’in yürütücü yapımcılığını yaptığınıda eklemeden geçmemek gerek.

Scrooge (1988)

Bir Charles Dickens klasiği uyarlaması. Scrooge, A Christmas Carol 1938 yılı yapımı yada Jim Carrey, Gary Oldman and Colin Firth’ü barındıran animasyon versiyonu. Hepsi alanında dönemine göre oldukça başarılı filmler. Bu filmleri güzel kılan ve bir çok kez uyarlanmasını sağlayan ise Charles Dickens’ın enfes hikayesi. Buraya koymak için 1988 versiyonu Bill Murray’nin baş rolünde yer aldığı versiyonunu seçtim. Çünkü bende 90’larda çocuk olan herkes gibi bu filmi defalarca izledim. Çocukken beni sadece güldüren bu film, her ne kadar fantastik olsada günümüzde ki show dünyası gerçekliği ve kapitalizim eleştirisi sebebiyle benim için artık sadece fantastik bir komedi fazlası. 80’lerin ve 90l’arın çocuklarına bir de bu tarafından bakmak için tekrar izlemek uygun bir bahane olabilir.

Love Actually

Hollywood’un peri masallarınin gücünu tekrar keşvetmeye başladı. Her geçen gün yeni bir uyarlama vizyona giriyor ya da dizi olarak karşımıza çıkıyor. Bu da demek oluyor ki insanlar peri masallarından sıkılmıyor. Love Actually de bir çeşit peri masalı. 2003 yılı yapımı bu film Londra’da geçiyor. 8 birbirinden ayrı çiftin mutlu sonla bitmesini umduğumuz 8 ayrı hikayesi. Hepsi kendi içinde bir peri masalı. Film tam anlamıyla bir yıldızlar geçidi. Liam Neeson, Emma Thompson, Colin Firth, Keira Knightley, Alan Rickman ve Hugh Grant de o yıldızlardan bazıları. Bütün hikayeler ve yıldızlar film içinde eşit parçalara bölünmüş olsa da İngiltere Başkanı rolüyle karşımıza çıkan Hugh Grant’in hikayesi biraz daha farklı. Başkanlıkta çalışan hizmetçisine aşık olması ve filmin tanıtımında en çok bunun ön plana çıkması bu filme peri masalı dememizi sağlayan en önemli etken. Four Weddings and a Funeral, Notting Hill, Bridget Jones Diary gibi türünün iyi örneklerine imza atmıs Ingiliz romantik komedilerinin yazarı Richard Curtis’in senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı film soğuk ve bol karlı Christmas ve yeni yıl hissini her anınında oldukça sıcak bir atmosferle yansıtıyor.

Elf

Will Ferrell ve oynadığı karakterler enteresandır. Ya çok seversiniz ya da hiç düşünmeden terk edersiniz. Ben bir türlü sevemeyenlerdenim. Elf filminde mideme kramp girene kadar gülmem ise bu gerçekliğe bir istisna. Bu tür Amerikan komedileri örneklerinden birine bu tepkiyi vermem ise kesinlikle bir istisna! Sizde benim gibi düşünenlerdenseniz afişine bakıp anında sayfayı değiştirebilirsiniz. Çok şey kaçırmazsınız belki ama kendinizi 90 dakikalık bir gülme seansından kendinizi mahrum edebilirsiniz. Filmin konusu şöyle: Kuzey Kutbu’nda yaşayan ve bir elf olduğunu sanan Buddy’nin yaşı ilerledikçe boyuda büyümeye başlar. Böylece, onun aslında bir insan olduğu gerçeği ortaya çıkar.Bu durum üzerine Buddy, esas babasını bulmak amacıyla New York’a gelir.Kendi büyüdüğü dünyaya hiç benzemeyen New York’ta yeni bir baba, yeni bir anne ve bir kardeş kazanır.Ancak, Buddy’i bu yeni dünyada en çok endişelendiren, insanların Noel’e karşı olan inançlarının çok zayıf olmasıdır. Tamam kabul ediyorum buraya kadar her şey oldukça klişe. Tek fark ise; türünün örneklerine göre bu Noel komedisinin gerçekten komik olması.

The Nightmare Before Christmas

Yıllarca Tim Burton’ı yönetmeni sanıp bu yazıyı yazarken Henry Selick’in yönettiğini öğrendiğim film. Halloween’den Noel’e ani bir Tim Burton sıçraması. Vizyona girdiği günden beri her aralık ayında en çok kullanılan yeni yıl promosyon aletlerinden biri olan bu filmi hala izlemediyseniz, önümüzdeki günlerde DVD’sinin her an yerde karşınıza çıkacağını belirtmem gerek. Tamamı stop motion olan bu film türününde en önemli örneklerinden biri.

Brazil

Yeni yıla distopik bir giriş yapmak isteyenlerin dikkatine! Brazil Terry Gilliam’in George Orwell’ın 1984 romanından esinlenerek yazdığı 1985 yapımı filmi. Karmaşık ve fütüristik yapısıyla oldukça distopik olmasına rağmen Terry Gilliam imzasıyla bir o kadar da renkli bir dünya. Bütün film Christmas döneminde geçsede konuyla alakası yok. Yine de bir çok yerde sezon filmi olarak sunulmaya devam ediliyor.

Ironiya sudby, ili S lyogkim parom!

Bu dosyayı hazırlarken Rus bir görüntü yönetmeni arkadaşımın bu filmi de eklemelisin diye tutturduğu için benimde yeni öğrenip izledigim film. Her sene yeni yıl başı gecesi Rus televizyonlarında kültleşmiş Sovyet filmi olarak gösteriliyormuş. Film bir grup arkadaş yeni yıl gecesi alkolü fazla kaçırmasıyla başlar. Bir dizi tesadüƒ sonrası bu arkadaşlardan Zhenya kendini Leningradda bulur ama sorun şudur ki hala Moskova da olduğunu zannetmektedir. Bütün evler sokaklar aynı olduğu içinde bunu fark etmez ve bir dizi komik olaylar gelişmeye başlar. Anladığım kadarıyla bir çeşit komünizim eleştirisi. Bunu bu şekilde söylememin sebebi Rus arkadaşım için bunun böyle olmaması. Onlar için her sene izleyip yıllardır bütünleştikleri yeni yıl komedisi. Nitekim ben tezimin arkasındayım. Milyonlarca Rus’un her yeni yılda ne izlediği merak ediyorsanız bu filmi bir yerlerden bulun, izleyin.

MERVE İNCE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.