Kimilerine göre üzerimizde taşıyabileceğimiz tek sanat eseri, kimilerine göre ise hiç bir önemi olmayan kumaş parçaları, Kostümler…

Her ne kadar giydiğimiz şey olmasakta kıyafetlerin kişiliğimizi yansıttiğı bir gerçek. Senaristler ve yönetmenler karakterlerini ortaya çıkartırken bu bilgiyi hep göz önünde bulundurdular. Bazı filmlerde ise kostüm sadece bir karakter betimlemesi olmaktan çıkıp kitleleri harekete geçirecek trendler yarattı. Dönemlerinin modasına yön verdi. Aradan yıllar geçmesine rağmen unutulmadı. Dönemin modasıni yansıtmak yerine dönemin modasıni oluşturan bu filmler kaç kez izlenirse izlensin tekrar izlenmeye ve hatırlanmaya değer.

AMERICAN GIGOLO

1980 yılın da bir jigolo erkeklere nasıl giyinmeleri gerektiğini ögretti. Karakter beyaz perde için 32 yıl sonar bile ilgi çekici. Baş rolde Richard Gere var ama üstünde taşıkları rahat ve karizmatik   bir italyan erkeğini akıllara getiriyor. Bu noktada da kostümlerin Giorgio Armani’den çıkması hiç de şaşırtıcı olmuyor.

BLACK SWAN (2011)

Filmi izleyenler için eminim ‘Sadece mükemmel olmak istiyorum!’ cümlesi bile cok şey ifade etmeye yetebilir. Tek kelimeyle mükemmel bir film Black Swan. Iki ayrı karakter tek bedende. Natalie Portmen saniyeler içinde birinden diğerine dönüşebiliyor. Yönetmen koltuğunda ise Aronofsky var. Kuğu Gölü balesini sahneden alıp beyaz perdeye taşımak oldukça riskli ama Aronofsky son dönemde beyaz perdenin en cesur yonetmenlerinden. Haliyle o bunu da ‘ tek kelimeyle mükemmel’ bir şekilde başarıyor. Filmin kostümleri Amy Westcott’a ait. Birbirinden zıt iki ayrı geçiş balerin konseptinden çıkmadan Westcot sayesinde özgün bir görselle karşımıza çıktı. Bir balerin kostümu ne kadar farklı olabilir ki diye düşünebilirsiniz. Bunun tek cevabına ise filmi izleyerek sahip olabilirsiniz.

BREAKFAST AT TIFFANY’S (1961)

Tek cümleyle sinematik bir moda şovu. Aradan yıllar geçmesine rağmen kendinden söz ettirmeyi başarıyor. Bir çok filmde ya da televizyon dizisinde Holly Golightly’I ilham alan, onun gibi olmaya çalışan karakterler karşımıza çıkmaya devam ediyor. Bir çok tasarımcı kreasyonlarının ilham kaynağı olarak onu seçiyor.1958 yılında Truman Capote’nin Breakfast at Tiffany’s kitabından uyarlanan film Capote’nin adını bile geride bırakarak hafızalara izlemeye doyamadığımız kostümleriyle kazındı. Bir kostüm olarak Little Black Dress’den (Küçük Siyah Elbise) daha ikonik ve daha ünlü başka bir parça olmadı. Asıl elbise Givency tarafindan tasarlansada, filmde gelmiş geçmis en önemli kostüm tasarımcılarından biri olup 8 Oscar’a sahip olan Edith Head’in tasarladığı elbise kullanıldi. Roman Holiday, Sabrina ve Funny Face ile stilinden söz ettirmeye baslayan Audrey Hepburn ise moda ikonu ünvanını Breakfast at Tiffany’s ile kendine mühürledi.

THE FIFTH ELEMENT (1997)

23. yüzyılda dünya yok olmanın eşiğinde. Her 5000 yılda bir geri dönerek yaşamı yok etmeye çalışan şeytani güç, bir gezegen biçiminde hızla dünyaya yaklaşmakta. Tek kurtuluş beşinci güç olarak adlandırılan, kimsenin ne olduğunu bilmediği elementin dünyaya ulaşması. Sinopsisine bakınca tipik bir bilimkurgu filmi nitekim gösterildiği günden beri kült filmler listesinde. Bir bilim kurgu ve aksiyon filmi fakat görselliğini sadece görsel efektlerden ya da janrasının getirdiği şablonlardan almayarak tarihe adını kazımayı başardı. Beson’un yarattığı absurd karakterlerle Jean Paul Gaultier’in provakatif tasarımları bir araya gelince ihtişamlı bir futurist görsel şölen ortaya çıktı. Gaultier filmde kullanılması için 954 kostüm tasarladı. Bu bile inanılmaz kelimesini kullanmak için yeterli.

ANNIE HALL (1977)

Woody Allen’ın Oscar ödüllü filminde Diane Keaton bir moda devrimi başlattı. Kravatların, erkeksi yeleklerin ve ceketlerin maskülenliğiyle Diane Keaton’un feminenliği birleşince filmede adını veren unutulmaz Annie Hall karakteri ortaya çıktı. Ruth Morley filmin kostüm tasarımcısı nitekim çoğu kostum Diane Keaton’un kendi gardolabından çıktı. Morley Keaton’a karşı çıkınca da devreye Allen girdi. Onun bir dahi olduğunu ve ne istiyorsa onu giymesi gerektiğini savundu.

A SINGLE MAN (2009)

Daha dün gibi aklımda. Herkes konuşmaya başladı. Söylenen şeyler benzer. ‘Tom Ford film çekerse ya rezil olur ya da vezir.’ Vezir oldu mu bilinmez ama rezil olmadığı kesin. AFI tarafından yılın filmi ödülüyle onurlandırıldı. 60’lı yıllarda geçen filmde Tom Ford 60ların şıklığını en zarif haliyle filme adapte etti. A single Man ve moda dan bahsederken sadece kostümlerle ilgili konuşmak haksızlık olur. Film bütün hatlarıyla şıklığın ve tasarımın temsili. Her saniyesi izlenmeye değer.

BONNIE AND CLYDE (1967)

Kostüm tasarımcisi Theodora Van Runkle 1967 de 30’lu yılların retrosuna övgü olarak tasarladığı kostümlerle Faye Dunaway’I baştan yaratmayı başardı. Aynı zaman da bu filmle Oscar’a aday oldu. Bonnie Clyde efsanesi günümüzde de hala sürüyor. Onlar yıllardır markalar. Yakın zamandan örnek vermek gerekirse ünlü model Heidi Klum bu ay Hunger dergisi için kamera karşısına geçti ve Bonnie efsanesini bir moda çekimiyle tekrar yansıtti. Hunger dergisinin Bonnie’yi ilham alarak hazırladığı video buradan izlenebilir:

Rebel Without a Cause

Ölümünden 50 yıl sonar bile James Dean sadece ölümsüz bir asi değil ayni zamanda para kazandıran bir marka! Hakkında olan kitaplar ve belgeseller bir yana isim hakkının verildiği onlarca ürün var. Onu ikonik hale getiren film ise Rebel Without a Cause. Dünyanın gelmiş geçmiş en seksi ikonlarından birini yaratan bu filmde Dean’in kostümleri 50’lerde genç olmanın cevabı.

MERVE İNCE

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.