Serdar Akbıyık

Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Derviş Zaim yeni filmi Devir’in kendisini değiştirdiğini, daha önce yaptığı hiç bir filme benzemediğini söyledi…

Sinema oyuncularıyla, yapımcılarıyla ve bir dolu etkenle önemli bir sanattır. Ama sinemanın en önemli unsuru yönetmenlerdir. Çünkü sonuçta sinema bir yönetmen sanatıdır. Bu bağlamda Türk sinemasını konuşacaksak onu yönetmenlerden bağımsız tartışamayız. İşte onun için yönetmenlerin röportajlarına ve kendi filmleri hakkında yaptıkları değerlendirmelere çok önem veririm. Derviş Zaim benim önemsediğim ve sinemayı kullanış biçimini çok doğru bulduğum bir yönetmendir. Onun her filmi insanın dağarcığına birşey katar. Bunu yaparken de izleyiciyi asla geri plana itmez. Onun filmleri hem bağımsız hem izleyici filmidir. Derviş Zaim Gölgeler ve Suretler’den sonra tekrar kamera karşısına geçti. Devir filmini sessiz bir şekilde bitirdi. Film Burdur’da çekildi. Zaim yörenin çobanlarını filmde oynattı. Doğa ve insan ilişkisine geleneklerden yola çıkarak bakan bir film Devir. Bu çok önemli ve düşünülmesi gereken bir yapım. Çünkü biz çevre ve doğa deyince hep geleceği düşünürüz. Nasıl felaketler bizi bekliyor bunla uğraşırız. Halbuki problem bizim geçmişimizde, bugüne kadar olan süreçte yatıyor. Devir filmi de buna dikkat çekiyor. İşte bu önemli filmin önemli yönetmeniyle sizin için konuştuk…

 

Proje nasıl ortaya çıktı?

 

İnsan ve doğa ilişkisi üzerine bir film yapmak aklımda vardı. Bu insan ve doğa üzerine okumalarım devam ederken Burdur’a bağlı Hasan Paşa köyünde kökü çok eskiye giden bir gelenek olduğunu fark ettim. Her yıl çobanlar yaylada koyunlarını köye indirdikleri anda sürüleriyle küçük bir gölden geçme yarışması yapıyorlar. Her çoban sürüsünü ayrı ayrı gölden geçiriyor. Sürüsünü tereddütsüz hızlı bir biçimde gölden geçiren çoban birinciliği kazanıyordu. Profesör Metin Ant bunun çok eski bir arınma şekli olduğunu yazar. Bunu okuduktan sonra çok büyük bir enerji ve platform sağlayabileceğini düşündüm yapacağım filme. Dolayısıyla bunun nerelere gidebileceğini kafamda çevirdikten sonra ekibi toplayıp Hasanpaşa köyüne gittim ve o törenin olacağı zamanı bekledim. O töreni çektim ve tören bittikten sonra yavaş yavaş etrafla temas etmeye başladım. Bu köylüyle olan temaslarım çerçevesinde karakterlerle tanıştım ve hangi köylünün hangi karakteri oluşturmaya namzet olacağını düşünmeye çalıştım. Karşılıklı olarak orada gördüğüm insan malzemesiyle benim düşüncelerim birbirini potansiyel olarak da tetiklediler ve bu senaryo ortaya çıkmaya başladı. Set esnasında senaryoyu oluşturmaya çalıştığımı söyleyebilirim. Filmi çektim, montajladım sonra tekrar gittim tekrar çektim, yaklaşık 4-5 kez gittim. Dolayısıyla metodolojik olarak diğer filmlerimden çok farklı bir tarafı olduğunu söyleyebilirim. Böyle bir üretim yordamı da bana bu aşamada çok yardımcı oldu. Oluşturduğum karakterler ve çekme şeklim açısından öğretici oldu. Daha önceden yaptığım filmler açısından farklı ve daha zor bir film yapmak kendime karşı bir düello gibiydi.

 

Yaptığınız filmlerde çok ayrıntılı işlersiniz konuyu. Ta ki sizi tatmin edene kadar. Ama bu filmde bu tatmin biraz daha zor olmuştur diye düşünüyorum?

 

Çok gittim geldim. Bu filmin gücüyse gittim, çektim, montajladım, sonra tekrar gittim, çektim, montajladım. Ama bunları yaparken bir pusula, bir kutup yıldızı hep cebimde vardı. O pusula ve kutup yıldızı olmazsa okyanusta kaybolursunuz. Ben gitmeye çalıştığım yeri biliyordum. Ama akıntı, dalga, hangi buz dağı önüme çıkacak onları bilmiyordum. Ama onlarla da başa çıkabilecek cephane yanımda vardı.

 

İnsan doğa ilişkisi dediğinizde Türk sinemasında da bu tür film çok az. Bunun metodunu nasıl çizdiniz?

 

Doğru bir anda doğru bir noktadan hareket ediyorsunuz. Doğaya ilişkin bilinç ya da duyarlılık ülkenin gelişmişlik düzeyi çok arttığında ortaya çıkıyor. Gelişmekte olan ülkelerde sıradan vatandaşın doğaya olan tavrı çok üst düzeyde olmuyor. Anca ülke gelişmesini tamamladıktan sonra, insanlar başlarına geleni bizzat yaşadıktan, bunu somut sonuçlarını gördükten sonra doğaya karşı bilinç ve duyarlılık artıyor. Çin’de şu an doğaya karşı olan bilinç çok üst düzeyde değil. Devletin baskı mekanizması da bunda rol oynuyor olabilir. Bizde de bu bilincin çok üst düzeyde olduğunu zannetmiyorum. Gelişmekte olan ülke daha çok fabrika, yol, baraj yapmalıyım diye düşünür. Dolayısıyla bunları, ön plana aldığınızda çevreye olan duyarlılığınız azalabiliyor. Bizim henüz çevreye duyarlılığız üst düzeyde değil. Bunun zararını da yakın zamanda maalesef göreceğiz. Bu filminde bu duyarlılığın artma sürecine katkıda bulunacağını umuyorum. Belgesel stilini kullanan ama kurmaca bir filmdir.

 

Çevreye baktığımız zaman insanın müspet olması zor. Nereden geldiğimiz ve nereye gideceğimiz çok açık ortada. Filminizin dili bunu yansıtıyor mu?

 

İnsanın unuttuğu kadim bir takın değerleri yeniden hatırlaması için yaptığım bir film olduğunu söyleyebilirim. 16. 17. 18. yüzyıllarda hatırladığımız bazı şeyler vardı. Filmini çektiğim bu arınma töreni aslında başka bir insanın doğayla kurduğu ilişkinin küçük göstergelerinden biriydi. Kapitalist çağda hala bir köyde bu geleneğin sürüyor olmasını mucize olarak değerlendiriyorum ve kaçırmak istemedim. Bütün o kendiliğindenliği, sahiciliği o insan malzemesini beyaz perdeye aktarmak istedim. Amaçlarımdan bir tanesi buydu.

 

Amatör oyuncu seçmenizdeki neden, artık doğa içerisinde yaşayan insan bulmak zor. Ama çobanlar bütün gün doğanın içindeler. Bu anlamda bu bir zorunluluk muydu çobanlarla çalışmak?

 

Profesyonel birini o insanların arasına getirip o insanlarla hacim olarak çok yakın bir ilişki içerisinde filmi kotarmaya çalışsaydım amatörler ve profesyoneller arasındaki kimyasal bağın nasıl oluşturulacağı konusundaki sorunları çözmem gerekirdi. Bu tür projelerin çözmesi gereken handikapların başında bunlar gelir. Ben sadece amatörlerin bulunduğu bir çerçevede bunu yaparsam, aralarındaki kan dolaşımını çok daha makul düzeyde sistematik olacak bir atmosfer içerisinde kurdurabilirim. Bu nedenle herkesi amatörlerden seçtim ve çokta iyi ettiğimi düşünüyorum. Bu sadece kendi aralarında aynı dili konuşuyor olabilmek avantajı bana sağlamadı, oyunculuklarında gerçekçilik, sahicilik duygusunu bağışladı.

 

Daha önceki filmleriniz gibi aynı konuda başka bir film çekecekmlisiniz? Bir üçleme ufukta gözüküyor mu?

 

Evet, ikinci bir film daha çekeceğim. Onu da yapmaya başladım zaten. Doğayla ilgili birkaç film yapacağım.

 

Bir önceki filminiz Kıbrıs’ı çok doğru bir şekilde anlatıyordu. Kıbrıs’la ilgili çektiğiniz filmler sizi tatmin etti mi?

 

Bu uzun bir süreçtir. Ben film yapmayı, “Bir film yapalım, parayı götürelim arkadaş” mantığı içerisinde yapmıyorum. Bir film yaptığınızda para kazanmanız iyi bir şey olur, hayatınıza çekeceğiniz diğer filme etkisi olur. Bunun kötü bir tarafı yoktur. Yapanı takdir etmek gerekir. Ama ben film yaptığımda şunu da temel mesele olarak bir tarafa alırım. Acaba bu yaptığım beni değiştirebilecek mi? Eğer beni ucundan birazcık değiştirme kapasitesi varsa başkasını da değiştirebilir. Ben bu filmin üzerine çalışırken daha önceki fikirlerime ilişkin soru işaretlerine sahip olabilecek miyim? Bunlar bir filme saldırmanın önemli göstergeleri benim için. Devir filmi beni değiştirdi. Sadece altını çizmek istediğim durum şu: Daha önce yaptığım filmlerin klasik Osmanlı sanatlarıyla bir ilgisi vardı. En azından Devir’in görünürde böyle bir etkisi yok ama gelenekle bir ilgisi var.

 

Bundan sonraki filmlerinizde çobanlardan farklı bir yerde olacağız kesin. Peki, hangi konuları göreceğiz?

 

Balıkçılık.

 

Filmin vizyon tarihi belli mi ve vizyona girecek mi?

 

Tabi vizyona girecek ama tarih belli değil.

 

Kültür Bakanlığı’ndan bir destek aldınız mı?

 

Hayır almadım.

 

Peki, bu bir tercih miydi?

 

Ambalaj sanayi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti destekledi. Onların destekleriyle filmi bitirmeye muvaffak olduk. Benim bağımsız sinema yapan biri olarak görevlerimden bir tanesi, alternatif kaynakları kendime yaratmaya çalışmak. Bunu yapabilmek anlamında başarmış olduğumu söylemek beni mutlu ediyor.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.