Öz Hakiki Karakol: Iskalanmış Bir İş Aga

ALPER TURGUT

“Öz Hakiki Karakol: Asayiş Berkemal Aga”, aynı mahallede oturan, küçük suçlara bulaşan ve zıt karakterlere sahip olsalar dahi arkadaş kalmayı başaran mini bir çetenin, büyük bir iş kotarıp, turnayı gözünden vurma hayallerini anlatan bir film. Filmin fikri hayli güzel, ancak gidişat biraz da bildik amerikan filmlerinin tesirinde kalınca tökezleme başlıyor. En nihayetinde bu bir ilk film, hataları olacak, etkilenecek, hedef konusunda sapma yaşanacak. Ama hakkını verelim dürüst bir iş, küfür bombardımanı çiğliğine düşmeden, ucuz haraketlere girmeden 85 dakikaya sığdırıyor meramını, belirtelim.

Bizim gazetenin (Cumhuriyet) sistem servisi çalışanı Yusuf Güler’in yapımcılığını üstlendiği, ağabeyi İbrahim Güler’in yönettiği Öz Hakiki Karakol’un (filmin senaryosunu da İbrahim Güler ve Erdal Bektaş yazdı) hangi koşullarda çekildiğini, beyezperdeyle buluşana dek başlarına ne işler geldiğini, zorda ve darda kaldıklarını biliyorum. Hep derim, Türkiye’de film sektörü yok, dizi filmlerin uzantısıdır bir bakıma ve olmayan bu sektörde, birbirinin kuyusunu kazan, güvenilmez, gruplaşmaya meyilli, hep öteki diyen ama ötekileri sürekli iteleyen, salt gişeye odaklı, yani paraya düşkün pek çok kişi vardır, temiz ve dürüst insanların da sinema yapabilmesi için, bu filmi desteklerim, ötesi yok.

“Herkesin içinde bir polis vardır” fikrinden yola çıkan filmin oyunculuk yükünü Emin Maltepe, Cengiz Bozkurt, Oktay Gürsoy, Serkan Genç, Sezgin Cengiz ve Hasan Demirtaş sırtlıyor. Dört dörtlük bir oyunculuk performansından söz etmek mümkün değil, bir kısmı işini yapıyor, diğerlerinin ne yaptığını ise ben anlayamadım, resmen olmamış, karakteri geçin, ortaya çıkan şeye tipleme bile denmez.

Filmin konusu özetle şöyle; cezaevinden yeni çıkan üç kağıtçı Hasan (Cengiz Bozkurt), yaptığı soygun planını uygulamak için beceriksiz mahalle arkadaşlarıyla birlikte dolandırıcılığa tövbe etmiş Kuzey Baba’yı ikna etmeye gider. Kısa yoldan zengin olma hayaliyle yanıp tutuşan gençler, birden kendilerini çakma bir köy karakolunda polis olarak bulurlar. Evet, küçük suçluların, resmi polis kıyafetlerini kuşanması, polis otolarıyla devriye gezmesi ve hatta aynalı, telsizli, nezarethaneli bir karakol kurmaları ve devletin bu tuhaf yere stajyer polis ataması harbiden güzel.

Devam et işte, memleketimin insanıyla polisin ilişkileri üzerine yoğunlaş, bir suçlunun dönüşümünü göster, kirli polis üzerinden ilerle, malzeme bol, ayrıntılara gir, süsle, inandır ve özgün kal. Yok, illa soygun olsun, bu sahte karakol bu yüzden kurulsun, bu topa girme, yabancı ülkelerde o kadar çok örneği var ki, hem onların parası bol, tekniği sağlam, sen öyküne odaklan, bizi anlat, insanımızı, gündelik yaşamımızı resmet. Neyse… Yusuf-İbrahim Güler kardeşlerin yeni filmler çektiğini görmek isterim, yolları açık, şansları bol olsun!

1970 Adana doğumlu, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Mezunu. 14 yıldır Cumhuriyet Gazetesi'nde çalışıyor ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın (TGS) işyeri temsilciliğini yürütüyor. Daha öncesinde Milliyet Gazetesi ile çeşitli dergilerde muhabirlik ve editörlük yaptı. İstihbarat, toplumsal olaylar ve siyaset alanında geçirilen zorlu ve baskı dolu yılların ardından sinemada karar kıldı. Haziran 2006'dan bu yana Cumhuriyet Gazetesi'nde hem film eleştirmenliği hem de merkez üssü sinema olan röportajlar yapıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here