Dansın mitolojisi…

Banu Bozdemir

Daha önce kanlı canlı bir biçimde iki kere izlediğim ve hayranlık sınırlarımı katlayan Pina Bausch’u yıllar sonra Wim Wenders’in elinden çıkma, üç boyutlu olarak izlemek hem canlı performansın tatmininden uzak, hem de bir kadar heyecan vericiydi. Çünkü bedenin sınırlarını zorlayan, görsellikle desteklenen ve dansçıların mimikleriyle hız yapan bir gösteriydi.

Mustafa Erdoğan’ın Sultans of the Dance olarak çıkış yaptığı, Anadolu’nun motifleriyle bezeli, mitolojiye uzanan ve çok yoğun olarak gösterilen dans gösterisini izlemeyen yoktur sanırım. En kötü ihtimalle televizyonda karşınıza çıkmıştır. Gerçekten özenli ve titiz bir çalışmanın ürünü olan bu gösterilerden birisi filme çekildi. Evet tıpkı Pina 3D gibi. Ama bu teknik olarak daha çok yine İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Martin Scorsese imzalı Shine A Light’ı andırıyor. Ünlü müzik grubu Rolling Stones’un iki konserini çekmişti yönetmen, tabii daha çok bir belgesel havasında.

Bu tarz gösterimlerin en büyük handikapı canlı performansla, film arasına sıkışmış bir hal yaratmasında. Ama yine de coşku payı bir hayli yüksek oluyor. Anadolu Ateşi yine biz de yaşanan genel bir mesele olan animasyonu kıvıramıyor, televizyon dizilerindeki fantastik filmlerin efektlerine sığınıyor ki bu da bazı yerlerde kopukluklar yaratıyor!

Ama içerik olarak, dansçıların performansı, koreografi, uyum, kostüm ve hikayeler gerçekten de başarılı. İzlerken üç boyutlu gözlüğün içinden zaman zaman onların performanslarına dalıyorsunuz ve coşkuyu hissediyorsunuz.

Zaten bu dansların en orijinal yanı Anadolu’dan beslenmesinde yatıyor. Filmi izlerken neredeyse 3000 halk dansı figürü gözümüzün önünden geçmiş, dansın geçmişi de geleceği de önümüzde! Anadolu’nun izini sürüyoruz biz de dansla beraber. O coşkuyu hissetmek mümkün oluyor. Kadınlar kötülüğün simgeleyen bir cadıya dönüştüklerinde, dansın ritmi Kafkas, Ege, Akdeniz ritmiyle sarmalandığında bir halk dans gösterisinin çok ötesine geçtiğinizi düşünüyorsunuz! Ama yine de bazen estetik anlamında bir yerlerde takılıyoruz. Onları da dansın içinde erittim kendi adıma.

Bu gösteri sonuçta seyircili bir gösteriden filme alındığı için seyircinin tepkisiyle de karşılaşıyoruz bazı yerlerde. Ve kendinizi o seyirciyle kıyaslıyorsunuz ister istemez ve onların coşkusunun daha fazla olduğunun farkına varıyorsunuz! Sonuçta yıllarca emek verilmiş bir çalışmanın beyazperdeye yansımış halini izlemek, Anadolu’dan izler bulmak, mistik kahramanlar ve canavarlarla bezenmiş, danstan öte bir anlatıya dönüşmüş bu deneyimi yaşamak herkese keyifli gelebilir!

([email protected])

Yıldız: 6.2

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.