BatesMotelPro ekibinin video serisinden uyarlanan sinema filmi Patlak Sokaklar: Gerzomat filminin oyuncuları Selin Demiratar ve Kubilay Tunçer ile konuştuk. Sanal dünyayı, komediyi ve sinemanın hayatın içine yayılan ve de insana sihirli gelen yanlarını konuştuk. İyi okumalar…

Banu Bozdemir

Geleceğin dünyasının sanal alem üzerine kurulacağı söyleniyor, gazeteler artık internette olacak, kitaplar oradan okunacak deniyor. Tabii herkese bu kadar kapsamlı ulaşan yoldan ulaşan bir araçtan da faydalanmak şart oluyor. İnternetin bu denli yayılan gücü karşısında ne düşünüyorsunuz?

Selin Demiratar: Olumlu olduğu kadar olumsuz yönleri de var tabii… Hayatı kolaylaştırdığı inkar edilemez. Son yıllarda her şeyimiz internet oldu ve artık bu alanda büyük bir kitle var. İnsanlar söylemek istediklerini ve yapmak istedikleri şeyi internet ortamında özgürce yapabiliyor, düşünce özgürlüğünün yeni adresi gibi adeta internet üzerindeki mecralar… Normal şartlarda bir araya gelinerek kendinizle ilgili ya da ilgilendiğiniz konular ya da düşüncelerinizle ilgili bir konuyu aktarmak, yaymak ne kadar zordu şimdi ise elimizin altındaki bir tuşa bakıyor. Yapılanları büyük bir kitleyle paylaşabiliyoruz, ben böyle düşünüyorum. Nitekim insanların kendilerini ifade etmek ve yetenekleri sergilemek için en uygun alan… Ve hemen reaksiyon alabiliyorsunuz.

Kubilay Tunçer
: Dijital teknolojinin yayılan gücü demek lazım. İleride gazeteler falan çıkmayabilir ama kitap uzun bir müddet çıkacaktır. İnsanların birbirine çabuk ulaşması bazı şeyleri kolaylaştırıyor evet ama bazı şeyleri de zorlaştırıyor. Bilgi ve görüntü kirliliği yaratıyor ama biz artık dijital bir çağın içindeyiz demek lazım.

Siz de derdinizi anlatmak ya da ünlü olmak için internetin bu yönünü kullanmak ister miydiniz?
S.D:
Aslına bakarsanız zaman zaman bunu yapıyorum. Bazen bir konuda tepkimi dile getirmek, bazen mutluluğumu paylaşmak, bazen sadece bir düşüncemi söylemek ya da bazen insanlar bu durum karşısında ne düşünüyor diye bilmek adına bunu yapıyorum. Anında gelen tepkileri almaktan dolayı çok mutlu oluyorum ve sadece çevremdekilerle yaptığım sohbetlerin dışında yüzlerce insanın duygu ve düşüncesine ortak olabiliyorum. Bunu da hem güzel hem değerli buluyorum.

K.B:
Ünlü olmakla ilgili bir derdim yok ama derdimi anlatmak için twitter’ı, facebook’u kullanıyorum ben de. Bazen de kullandın dijital teknolojilerin içinde ünlü olursun. Blogger diye bir şey var artık, beş yıl önce yoktu. Kullanılan dijital mecranın da kendisine göre bir popülerliği var. Ben kendi işlerimde başından beri bunu kullanıyorum. İnsanlar beni twitter’dan eklediği zaman çok da hoşuma gidiyor.

İnternetten nasıl faydalanıyorsunuz? Günde kaç saatiniz internet başında geçiyor?
S.D:
Ben son bir yıldır aktif olarak interneti kullanıyorum daha öncesinde çok vakit ayırdığım bir alan değildi ama şu anda çoğu zaman gazeteleri internetten takip ediyorum, twitter kullanmaya başladım mesela. Birçok şeyi ilk oradan öğreniyorum çok hızlı bir şekilde haber alacağınız en önemli araç artık internet ve sosyal medya…

K.B: Ben araştırmacı ve yazar olduğum için okuma ve araştırmalarımın önemli bir bölümünü internetten yapıyorum. Eskisi gibi kütüphanelere gitmek yerine dijital teknolojiden faydalanıyorum. 3-4 saat kullanıyorum. Ama internet hep açıktır, bir şey aradığım hemen bakarım.

Patlak Sokaklar size bir proje olarak gelmeden önce izlemiş miydiniz? Haberiniz var mıydı?
S.D:
BatesMotelPro ekibinin yaptığı birçok videoyu izlemiştim… 3 yıl önce ilk Sütü Seven Kamyoncuları izledim ve diğer videolarıyla devam etti. Patlak sokaklar internet versiyonunu proje bana teklif edildikten sonra izledim ve çok eğlendim… Benim için en önemlisi farklılardı… O kadar aynılıklar içinde farklı bir şeyi keşfedip, daha sonra da kendimi farklı olanın içinde bulmak beni çok mutlu etti… Bu bir oyuncunun arayıp da çok sık bulamadığı bir şey sanırım. ANS Prodüksiyon’un bu projeyi beyaz perdeye taşıma fikrini de son derece doğru buldum… Ve “O Kadın” projesinden sonra yine farklı olan “Patlak Sokaklar – Gerzomat” sinema filminde başka bir oyunculuk deneyimi yaşıyorum.

K.B: Evet haberim vardı. Tanımadan önce de arkadaşları internetteki komikliklerine gülüyordum. Proje sürpriz olmadı ama oynamak sürpriz oldu. Ben oynamayacaktım son dakikada denk geldi. İyi ki de olmuş severek oynadım.

Biz de komedi denenen ve genelde seyircinin ilgisini çekebilen bir tür. Filmin absürd komedi yönünü biraz açabilir misiniz?
S.D:
Şu yoğun çalışma temposunda gülmek insanlara iyi geliyor… O yüzdende komedi ilgi çeken bir tür… Ama sadece güldürmek için de ya da gişeyi olumlu etkiliyor diye de sürekli komedi filmi yapılsın gibi bir düşünce içinde değilim. Bu filmin absürd komedi olması dolayısıyla komedi türündeki filmlerden çok farklı tarafları var. Amerikan polisiye filmlerini ti’ye alan bir film. Dolayısıyla filmdeki hiçbir oyuncu kendi sesleriyle konuşmuyor. Dublajlarımızı yıllardır izlediğimiz Amerikan filmlerinde seslerine aşina olduğumuz ustalar yaptı. Bende çok merakla bekliyorum. Sesim nasıl oldu acaba. Bu bile yeterince absürd ki filmin içindeki absürdlükleri ancak izlediğinizde gülerek vereceğiniz ya da şaşırarak keşfedeceğiniz taraflarıyla sevecek sinemaseverler diye düşünüyorum. Sürprizlerle dolu bir film. Çok fazla detaya girerek sürprizleri söylemek istemiyorum.

K.B: O konuda biraz hocalığım tutuyor benim. Absürd dediğimiz şey dramatik bir akımdır. Bu aslında asbsürd komedi değildir buna başka bir ad koymak lazım. Fantastik komedi denilebilir belki ya da doğrudan komedi. Absürd biçimle ilgili değil içerikle ilgilidir. Gerçekçi komedi anlayışının dışında. Yer değiştirmelerin olduğu bir komedi. Doğal atmosferde bulunmaması gereken kişilerin oluşturduğu komedi tarzı.

Bazı roller oyuncuyu çağırır. Filmdeki rolünüzün bu anlamda size ne kadar uygun olduğunu düşünüyorsunuz?
S.D:
Aslında oynadığınız her karakter sizden bir parça taşır… Benim oynadığım karakter Jennifer ise absürd olan filmin içinde absürd bir karakter tabii filmdeki diğer karakterler gibi. Senaryoyu okuduğumda da Jennifer kurnazlığı ile dikkatimi çekmişti ilk. Ve bu noktada hayatta çok kurnaz biri olduğumu söyleyemem. Beni en çok bu detayıyla Jennifer çekti. Çünkü kurnazlık doktoru ya da bir avukatı oynamak gibi somut bir şey değil. Kurnazlık bir kişilik özelliğidir ve daha soyut bir durumu ortaya koymayı gerektirir. Bunu eğer beyaz perdeye doğru aktarırsam işte o zaman beni çağıran Jennifer karakterinin bir önemli detayını izleyiciye yansıtmış olurum. Tabii sadece kurnazlığı değil sürprizi olan pek çok özelliği de yansıttığımı düşünüyorum Jennifer la ilgili. İzleyicinin bu anlamda ne düşüneceğini ise şimdiden merakla bekliyorum.

K.B: Çok uygun, adam çok aksi, sinsi, içten pazarlıklı, paranoid ve beceriksiz bir adam. Bundan daha uygun benim mizacıma uygun bir rol olmazdı. (Gülüşmeler) ANS’ye ve yönetmene teşekkür ediyorum gerçek yüzümü gösterebileceğim bir role layık gördükleri için.

Bu sizin ilk komedi filminiz sanırım… Oyuncuların dram ya da komediye yatkınlık diye bir tarzı var mıdır yoksa bu durum tamamen tesadüf müdür sizce?
S.D:
Bence kesinlikle var. Bunu sadece bizde değil dünyadaki örneklerinde de böyle olduğunu görüyoruz. Bir oyuncu evet her tarzı oynayabilir ama bir tarza daha yatkındır ve daha etkilidir… Ben içinde yer aldığım projeler çeşitlendikçe ve renklendikçe kendimin en yatkın olduğu tarafı ancak o zaman anlayabileceğim diye düşünüyorum. Dramla ilgili projelerde fazlasıyla yer aldım. Farklı tarzlarda işlerle olmaktan çok hoşlanan bir oyuncuyum ki, nitekim “O kadın” sinema filmi de tıpkı “Patlak Sokaklar – Gerzomat” gibi bambaşka ve ilk kez denenen bir türdü.

Bir komedi filminde polisi oynamak nasıl bir deneyim, sanırım Adanalı dizisinde de polistiniz… Polis olmanın farklı yanları nasıl yansıyor sizce? Buradaki karakterinizden biraz bahsedebilir misiniz?
S.D:
Adanalı’da oynadığım karakter ne istediğini bilen güçlü tuttuğunu koparan bir kadındı bu yüzden farklılık içeriyor… Jennifer daha güçsüz, olayları çok ciddiye almayan ama bir yandan da güçlü ve başarılı olmak isteyen renkli ve sürprizli bir karakter. Başarısızlıkları için bir şey yapmayı denememiş ama başarısızlık bir yandan da ezmiş onu…

Filmdeki isimler neden yabancı, o da komedinin bir parçası mı?
S.D:
Amerikan polisiye filmlerini ti’ye alan bir film… Karakterler ne kadar Amerikalı gibiyse de bütün olaylar Türk… İşin en absürd noktalarından biri de bu zaten.

Kubilay bey sihirbazlık yapıyorsunuz ama sinemanın kitleleri bir araya getire sihrini nasıl buluyorsunuz, o sihre başka türlü ulaşmak mümkün mü?
K.B:
Sinema dediğiniz şey zaten sahne sihirbazları tarafından icat edilmiştir. Sinema eşittir hayal dünyası. Bütün sanatlara o anlamda yanılsama vardır. İllüzyon bu sanatların kökeninde vardır.
Senarist yönünüz de var, bu filmin senaryo sürecinde yer almayı düşünmediniz mi?
K.B:
Düşünmedim. İkincisinde BatesMotelPro ekibi isterse yer almak isterim. BU konuda açgözlüyümdür her filmi ben yazmak isterim. İyi filmler için de kötü filmler için de keşke ben yazsaydım derim.

Muppets’lar yıllar sonra sinemada… Susam Sokağı yazarlarından biri olarak Susam Sokağı’nın sinemaya çekilmesini ister misiniz?
K.B:
Susam Sokağı karakterleri zaten Muppets’ların akrabaları. Aynı prodüksiyon ve yaratıcı ekip yapmıştır onları. Muppets’lar tutarsa belki yaparlar Amerikalı yapımcıları. Bana kalırsa fazla kurcalamamak lazım, o zamanların bir saflığı vardı. Dijital zamanların çok öncesinden bahsediyoruz. Onu orada bırakmak belki daha doğru olur. Casablanca’yı yeniden çekersen olmaz mesela, biraz da öyle gibi.

Kubilay bey de siz de bu filmde polissiniz ve isminiz de Agresif Peter. İsminizle özdeşleşen rolünüzden bahsedebilir misiniz biraz?

K.B: Billy Billy ile John Lemmon büyük dedektifler. En azılı katil Black Kack’i yakalamışlar, o yüzden sıkılıyorlar, büyük iş başarmışlar. Ben de onların amiriyim. Onlar beni iplemiyor ama ben farkında değilim aslında. Sonra Black Jack hapisten kaçınca yer yerinden oynuyor ve onları yakalamak için elimizden geleni yapıyoruz. Ben bir yandan bunlara gaz verirken bir yandan da salaksınız diye fırçalıyorum. Agresifim çünkü.

Türk seyircisinin sinemaya ilgisini nasıl buluyorsunuz, dramın da komedinin de dozu kaçmışını sevmiyor, aptal yerine konmak istemiyor. Yıllardır halk bunu istiyor diyen zihniyetlere karşı nasıl bir komedi ortaya çıkardınız?
Aslında Patlak Sokaklar internette 5 bölüm yayınlanan bir viral diziydi. Yani milyonlarca kez izlenmiş, özellikle internet medyasını takip eden ya da sosyal medya ile bağları güçlü olan milyonlarca kişinin bildiği sahiplendiği bir projeydi. Ancak internet ve teknolojiyle ilgili her ne kadar yüksek bir kullanıcı olsa da bu projenin Patlak Sokaklar Gerzomat adıyla beyazperdeye taşınıyor olması ve başka bir kitlenin daha dikkatini çekmesi çok önemli bir şey. ANS Prodüksiyon’un da bu anlamda BatesMotelPro ekibine destek vermesi önemli diye düşünüyorum. Sosyal medyaya baktığımızda binlerce yetenekli genç insan, binlerce güzel proje var. Ama sadece bir alanda sınırlı kalıyorlar. Her ne kadar sonu uçsuz bucaksız olsa da desteklenmesi gereken bir noktada. Türk Sineması adına bu filmin farklı bir keşif ve deneyimleme olduğunu düşünüyor ve yapımcılar tarafından yetenekli insanların desteklenmesini önemsiyorum. Türk sinemasının son dönemlerde izleyici tarafından gördüğü ilginin iyi olduğunu ama daha da artması gerektiğini düşünüyorum. Seyirci tarafından desteklendikçe daha iyiye gidecek bir sinemamızın olacağını düşünüyorum. Her geçen yılda izleyici sayısının artığını görüyoruz çok iyi yapımlar çıkıyor ,bende bir izleyici olarak iyi vakit geçirmek istiyorum ister dram olsun ister komedi. Salonda geçirdiğim 2 saat bambaşka bir dünyaya girmek istiyorum, izlediğim komedi veya dram olması fark etmez önemli olan şey beni yabancılaştırmaması, samimi olması.

K.B: İyi buluyorum, ortalama 24 milyon bilet satılıyor. Yerli filmlerin izlenme oranları artıyor. Bunu rakamlar böyle gösteriyor. Sinemayla ilgili hareketli bir hayat var, festivaller var. Ben gidişatı iyi buluyorum. Bizim filmi de bu anlamda zekice kurgulanmış iyi bir iş olarak görüyorum.

Bir Zamanlar Anadoluda’dan sonra Patlak Sokaklar nasıl geldi?
K.B:
Çok iyi geldi. (Gülüşme) Benim sihirbazlığım ve yazarlığımdan dolayı oyunculuğumdan pek bahsedilmez. Aşağı yıkarı on tane filmde oynadım, hepsinde de iyi yönetmenlerle çalıştım, iyi projelerde yer aldım. Mutlu olacağım işlerde yer almayı seviyorum, sette iyi vakit geçirmek, çalışırken keyif almak çok önemli. Agresif insanlarla çalışmamayı tercih ediyorum. Patlak Sokaklar Gerzomat projesinde Selin Demiratar, Doğa Rutkay mesela ya da Nuri Bilge Ceylan dünyanın en komik ve eğlenceli adamlarından biridir. Bestmotelpro ekibi de çok keyifliydi. Mesela Bülent Serttaş’ı bu projede tanıdım çok memnun oldum. Tatlı ve komik biri. Zaten eğlenmeyeceğim işe de girmem.

Bu filmin seyirciye vaat ettikleri?

K.B: Eğlenecekler

Son olarak neler dersiniz?
K.B:
Allah son etmesin. Ne diyeyim… J

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.