epa03077227 (FILE) A file picture dated 10 December 2004 shows Greek director Theo Angelopoulos prior to the press conference to present his film 'Eli' in Barcelona, Spain. Theo Angelopoulos died in a road accident in the early hours on 25 January 2012 while working on his latest movie near Athens. He was 76. EPA/JULIAN MARTIN

Fırat Sayıcı

96 yılları civarıydı… Üniversitenin ilk yılı… Sinemanın sadece bir eğlencelik olmadığını, hayatı çözümleme için verilmiş bir fırsat olduğunu ve her filmde başka hayatları yaşamanın imkanını sunduğunu anladığım dönemler… Okuldan arkadaşım, dostum Eray’la birlikte İstanbul Film Festivali’ne gitmeye başladığımız, deli gibi film izlediğimiz, sinema kitaplarını değiş tokuş ettiğimiz ve en önemlisi de birlikte Theo Angelopoulos ustayı keşfettiğimiz o eşsiz zamanlar… Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde (O zamanlar Beyoğlu’nda Aznavur Pasajı’nda üst katlardaydı) ardı ardına Angelopoulos seçkisini izlemeye gitmek, ardından Nevizade’ye (Genelde Pano’ya) süzülüp bir yandan demlenirken bir yandan da filmleri tartışmaya, çözümlemeye çalışmak… Belimizdeki kemere takılı walkmanlerden Eleni Karaindrou müziklerini dinlemek… Gazete veya dergilerden Angelopoulos ve filmleri üzerine yazılanları okumak, araştırmak… Angelopoulos, İstanbul Film Festivaline katıldığı zaman Emek sinemasındaki film gösterimi ardından ilgiyle, sevgiyle söylediklerini dinlemek… Unutulmaz anlardı…

 

Aradan yıllar geçti. Ancak tıpkı Angelopoulos’un “Sonsuzluk ve Bir Gün”ü gibi, ona karşı sevgimiz, ilgimiz hiç azalmadı. Ürettiği her başyapıtı takip ettik, tekrar tekrar izledik. Hiçbir yönetmen uzun, derin, anlamlı plan-sekansları ondan daha iyi çekemedi… Hiçbir yönetmen bireyden yola çıkarak büyük bir toplumun, evrenin portresini ondan daha iyi çizmedi… Hiçbir yönetmen sessizliğin ve sonsuzluğun hissettirdiklerini ondan daha iyi aktaramadı… Hiçbir yönetmen karakterlerinin arayış acılarını ondan daha iyi yansıtamadı…

 

Hayat bir “Kumpanya” idi onun için, eşsiz karakterleri, umudu ve acılarıyla… İzleyicisini “Kitera’ya Yolculuk”a çıkardı, ağır adımlarla… “Arıcı” Marcello Mastroianni, onun yönetiminde hem daha gerçek ama bir o kadar da ‘hayal’ oluyor, “Leyleğin Geciken Adımı”yla kayboluyordu… “Ulis’in Bakışı” içimize işlerken, “Sonsuzluk ve Bir Gün”le yaklaşıyorduk “Puslu Manzaralar” arasında ölümün kıyısına bir adım daha… Yurt özleminin ve aşkın tasviriydi “Ağlayan Çayır”… “Zamanın Tozu” aşkın mutlaklığını kanıtlarken bir yandan da yakın dönem tarihinin dönüm noktalarının hatırlatıyordu…

 

Mekanın sonsuzluk olsun büyük usta! Bir gün biz de yanına geleceğiz elbet!

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.