Banu Bozdemir

Üniversitelerin organize ettiği etkinlikleri elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin organize ettiği Uluslar arası Eskişehir Film Festivali’ni neredeyse on yıldır takip ediyorum. Trenle Eskişehir’e uzanmak, üniversitenin içinde öğrencilerle kotarılan bir festivali takip etmek gerçekten de farklı ve keyifli! Nevşehir’e giderken de sanki yıllar içinde uzayıp gidecek, büyüyüp gelişecek bir üniversite etkinliğine gider gibiydim.

Nevşehir’in bu sene organize ettiği 18. Uluslararası Altın Koza Film Festivali Kısa Film Seçkisi, adeta ileride yapılacak olan bir film festivalinin ilk işaretleri… Aslında bir film festivalinin kısa film seçkisini alıp nabız tutmak çok akıllıca geldi bana. Tabii iş sadece kısa film festivali seçkisi olmadı, Türk sinemasına ilişkin gelişmeler, değişim ve algılar da konuşuldu bu etkinlik kapsamında. Adana Uluslar arası Altın Koza Film Festivali’nden Kadir Beycioğlu ile sinema yazarları Sadi Çilingir, Fırat Sayıcı ve Esin Küçüktepepınar izleyicilerle sohbet tadında keyifli bir panel yaptılar.

Nevşehir Üniversitesi’nde yapılan etkinlik için ilk gün Nevşehir Üniversitesi’ndeydik biz de tabii. Dört yıllık gencecik üniversitede bir yandan bina inşaatları devam ederken bir yandan da etkinliklerin devam ediyor olması ‘yeni ve gelişmelere açık’ üniversite imajını daha da kuvvetlendirdi gözümüzde. Üniversitenin bir diğer özelliği de kadın rektörün işbaşında olması. Prof. Dr. Filiz Kılıç ile üniversitenin misyonuna ve etkinliğine oluşumuna dair mini bir sohbet yaptık.

Çok genç bir üniversitesiniz. Nasıl bir gelişim modeli takip ediyorsunuz?
Dediğiniz gibi çok genç bir üniversiteyiz. Yapacak çok şeyimiz var, o yüzden doğum sancıları yaşadığımızı söyleyebiliriz. Ama çok hızlı da gelişiyoruz bir yandan. İlmi, sanatsal ve sosyal faaliyetleri de ihmal etmemeye çalışıyoruz. Misyon olarak sadece örgün eğitim vermek niyetinde değiliz. Göreve geldiğim günden bu yana mutlaka bir sosyal faaliyet yapmaya gayret ettik. Bir yandan da küçük şehirlerde kurulan üniversitelerin o şehrin dinamiklerini harekete geçirmek gibi bir rolü olduğuna da inanıyoruz. Şehirde yaşayanları da bu aktivitelere katmaya çalışıyoruz.

Bu kısa film seçkisini oluşturmak nasıl aklınıza geldi, nasıl bir etki yaratacağını düşündünüz?
İki gün boyunca göstereceğimiz kısa filmler bizim ve bu şehir için çok önemli. Bu bir ilk. Bunu yapmak da bizi ayrıca mutlu ediyor. Şunu gördük ki şehirde de bazı kurumlar bizi örnek alarak bu tür faaliyetlere önem vermeye başladı. Artık sorgulamaya da başladılar, acaba şu da olsa üniversite bize destek verir mi gibisinden. İnsanların kaynaştıklarını ve dış dünyaya daha açık hale geldiklerini görüyoruz. Yelpaze de genişliyor bu durumda. Üniversitemize 81 ilden öğrenci geliyor, çok farklı kültürlerden. Öğretim elemanlarımızda sürekli artıyor. Kulüplerimiz sayesinde öğrencilerimiz etkinlileri kendileri organize ediyor. Öğrenci odaklı bir yönetim olsun istiyoruz. Ve bunu dönüşleri de alıyoruz.
Bu bir film festivalinin ilk adımları olabilir mi?
Bu organizasyon bizim için büyük bir adım. Bu uzun bir yolculuk belki de ama birkaç yıl sonra Nevşehir’de bir film festivali düzenleyeceğimizin ilk adımları olarak anabiliriz bunu. Tabii bu konuda hayırseverlerden destek bekliyoruz. Bizim İletişim Fakültemiz henüz yok, Güzel Sanatların altında Görsel İletişim ve Tasarım bölümümüz var mesela orası için yeterli öğretim üyesi bulamadık, öyle bir sıkıntımız var. Yoksa bir an önce faaliyete geçirmek istiyoruz. Şimdi sinema kulübümüz ve basın yayındaki arkadaşlarımızın gayretleriyle olabiliyor. O zaman sürekliliği olabilir bir faaliyete geçebiliriz. Biraz sponsorluk faaliyetlerinin üstünde durabilirsek ben gelecekten ümitliyim.

Nevşehir’in sinemasal yanının çok güçlü olduğunu söylemeye gerek yok. Doğanın sinemaya verdiği bir armağan sayabiliriz peri bacalarını.Her yerden size açılan kapılan, sizi selamlayan bacalar doğanın insanoğluna yaptığı güzel bir dostluk çağrısı gibi. Kapadokya bölgesi turizm açısından turistlerin yoğun ilgisine açık bir bölge ama doğal bir plato olarak da yabana atmamak lazım. Yani o bölgeye sinemacıların daha da fazla ilgi göstermesini sağlamak lazım. En son Nicolas Cage’in oynadığı Hayalet Sürücü 2 filmiyle dikkatleri üzerine çeken bölgede aslında bir kült olan Dünyayı Kurtaran Adam, Kurtlar İmparatorluğu, İbrahim Bey ve Kuranın Çiçekleri adlı filmler çekildi. Ama bölgeyi adım adım arşınlamaya çalışan biri olarak çok etkilendim ve daha fazla film çekilmesini istedim. Bence orada yapılacak bir festival böyle bir gelişmeye daha fazla ön ayak olabilir!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here