NİL ÖZER

Yapımcılığını Defne Film Prodüksiyon’un üstlendiği, yönetmenliğini ve senaristliğini Raşit Çelikezer’in yaptığı, Selen Uçer, Serdar Orçin, Berkan Demirbağ ve Erkan Avcı’nın rol aldığı ‘Can’ 48. Altın Portakal Film Festivalinde yarışmaya hak kazandı.

”Filmin çok can alıcı bir noktası var. Çocuk. Asla ajitasyona yer vermedik, sadece samimiyet var diyen” diyen yönetmen Raşit Çelikezer ve ‘Ayşe’ karekterine hayat veren Selen Uçer ile film hakkında konuştuk.

Projenizin oluşma hikayesi nedir?

 Raşit Çelikezer: Defne adında 5 yaşında bir kızım var. Kızımın bitip tükenmeyen park tutkusu, hikayenin özünü oluşturdu. Eşim de hikayenin ortak yazarıdır. Şu aralar anne- baba olma fikri beni çok ilgilendiriyor. Hayatımızın akışını filmlere yansıtmak çok istemediğim bir şey olsada yazarken bu muhakkak oluyor. Toplumun yapısında çocuğun mağdur olma durumu zaten hep var. Bu durum eşimle beni her zaman üzmüştür. Hikayenin oluşması 6 ay, senaryo çalışması da 2 ay sürdü. 3 hafta gibi bir sürede de çekimleri tamamladık.

Projeye evet demenizdeki etkenler nelerdir?

Selen Uçer: Hiçbir kadın oyuncunun heyecanlanmayacağı bir proje değil bence. Derdiyle, detaylarıyla, üç boyutuyla, yazılmış bir roldü. Bu tür hikayeler gerçekte çok yaşanıyor, bir sürü yerde, ama nasıl anlattığınız neresiyle ilgilendiğiniz önemli. Oralarda aynı fikirdeydik. Melodramlar izleyerek büyümüş bir kuşağız, ama bu melodramın içinde birebir bu yaşanıyor ve gerçek bir şey var. Gerçekliği ile anlatabilmek büyük bir şans, o yüzden duyduğumda çok heyecanlandım. Hepimiz 3 hafta boyunca bu hikayeyi yaşadık. Sahiplenmek işin esası bence, böyle olduğunda kalıcı oluyor, büyük bütçelerle yapılınca değil.

 Can’ın çok kısa öyküsünü anlatır mısınız?

 Raşit Çelikezer: Zor şartlarda yaşayan, anne- baba olmaya çalışan, bir karı koca. İstemeden itilip kakılan bir çocuk. Çocuğun ve annenin zor dünyası diyebiliriz. Dayanışma, pişmanlık, vicdan, ya da hayatınızdaki pozisyonunuzu, sosyal hayatınızda dengelemeye çalışan her türlü hikaye ve karekter yapısı hikayemizde mevcut. Gerçeklik duygusu çok ön planda, hikayelerimde buna çok önem veriyorum.

 Ayşe nasıl bir karakter?

 Selen Uçer: Film 6 yıllık bir süreç içinde geçiyor. Bu zaman içinde görüyoruz karakterleri. Ailesini geride bırakarak, kocasına bağlanarak şehre gelmiş. Lokantada temizlik yaparak hayatını kazanıyor. İlk başlarda bir genç kız, yaşı kaç olursa olsun hayatı bilmeyen, birisi. Tek başına ayakta kalabilmek için çocuğu ile gündelik yaşam içinde karşılaştığı zor durumlar karşısında olgunlaşıyor. Çok acı çektiği için sertleşiyor, bu sertlik onu olgunlaştırıyor.

 

Nasıl hazırlandınız?

 

Selen Uçer: ‘Can’ için teklif geldiğinde çok müsaittim. 1,5 ay gibi bir sürede Ayşe’nin dünyasını yaratmaya çalıştım. Rolleri ne kadar detaylandırırsan o kadar gerçek oluyor diye düşünüyorum. Serdar’la (Orçin) hemen hemen hergün buluşup görüştük, panik ve şaşkın bir yapım olduğu için rolüme yoğunlaşmam gerekiyor. Bunun için de bazen uzun bir süre gerekiyor hazırlanmam için.

 

 

Nasıl bir çekim süreci geçirdiniz ?

 

Raşit Çelikezer: Önerme gözüyle bakarım kendi senaryolarımı ya da başkalarının senaryolarını çekerken. Doğru bir ekip, doğru bir cast sağladığınız zaman o önerme her şekilde işliyor. Bu anlamda iyi bir cast ve iyi bir ekip kurduğumu düşünüyorum. Sette şunu farkettim, bütün ekibimiz hikayeyi çok sevdi bu yaptıkları işe çok yansıdı. Hiçbir yönetmenin arayıp da bulamayacağı bir şey. Her anlamda çok yardım aldık. Özellikle çocuk oyuncumuza karar vermek bizi çok zorladı.70-80 çocuğun arasından Berkan Demirbağ’ı seçtik. Gerçekten çok zeki, olağanüstü yetenekli, iyi yönlendirilirse ilerde çok iyi bir oyuncu olacağını düşünüyorum.

 

Kadın-çocuk hikayelerinin çok yoğun anlatıldığı bir dönemdeyiz. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Selen Uçer: Bunlarda bir patlama var anladığım kadarıyla. Bence iyi. Kadınların dertleri üzerine, kadın- erkek olarak ayırmak istemiyorum ama çok uzun zaman kadın rolleri daha klişe oynanmış, yazılmış. Toplumda kadınla erkeğe verilen rol, özellikle Türkiye’de daha çok bu anne üzerinden yapılıyor. Var olması, ilgileniLİyor olması bile çok iyi bir şey. Eskisine göre daha iyi, bunların gerçeklerine, özellerine girildikçe daha gerçekçi hikayeler çıkıyor.

 

‘Gökten Üç Elma Düştü’ filminizi oyuncularınıza önceden haber verip onlara göre yazdığınızı biliyoruz. Peki bu filminizde de aynı şekilde mi oldu?

 

Raşit Çelikezer: Evet bende tamamen öyle oluyor. Ben bir filme başlamadan önce haber veririm sana göre bir şey yazıyorum diye. Bu filmimde anne, baba ve çocuk karakterleri iki ay kala belli oldu. Diğer roller belliydi, onlara göre yazmıştım, vurup kaçan rollerdi. Kendi projelerimde oyuncu seçimimi asla bir başka kimseye bırakmıyorum.Çünkü bildiğim oyuncularla çalışmak beni her zaman rahatlatıyor.

 

Seyirci ne bulacak?

 

Raşit Çelikezer: ‘Can’ içten ve samimi bir hikaye. Klasik olacak ama herşeyi bulacakları bir film oldu. Seyirci bu benim hikayem diyebilecek. Benim çok önemsediğim bir şey, hikayelerimin öncelikli gerçek olmasıdır. Samimiyetin dışında ajitasyon yok filmimizde. Buna asla başvurmadım. Hatta gördüğümüzde bile kaçtım. Durumun kendisi yeterince acıydı zaten.

 

Ayşe gibi siz de hayatınızda olgunluk döneminde misiniz?

 

Evet galiba öyle…1,5 senedir daha sakin, işime odaklanır biri oldum. Gerçekleri, zorluklarıyla beraber kabul ederek ilerlemeye çalışıyorum.

 

‘Can’ 48. Antalya Film Festivalinde yarışacak. Duygularınızı öğrenebilir miyim?

 

Raşit Çelikezer: Valla, çok mutlu olduk duyduğumuzda. En başından beri zaten hikayemize çok inanıyordum. Heyecanlıyız ekip olarak.

 

Selen Uçer: Duyduğumda çok heyecanlandım. Antalya Film Festivali’ne ilk defa bir oyuncu olarak katılıyorum. Umarım iyi bir sonuç alırız, hikayemiz gerçekten çok gerçek ve samimi.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here