Banu Bozdemir

Van Valiliği ve İran Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen 1. Van – İran Film Günleri için bu kez Van’ın yolunu tutuyoruz. Öncesinde festivalin Van Valiliği tarafından gerçekleştirildiği ama fikri babasının İpekyolu Camisi’nin sanatsever imamı Adnan Yıldırım olduğunu öğreniyoruz. Farklı bir film festivalinin bizi beklediğini düşünerek, soru işaretleriyle ama meraklı bir biçimde yollara düşüyoruz.

Hafta içini olaylarla geçiren ve haber bültenlerine o şekilde konu olan Van bu kez filmlerle, afişlerle süslemiş sokaklarını… Tam da Van Valisi Münir Karaloğlu’nun istediği gibi… İran’la Türkiye’nin 400 yıldır dost ve kardeş iki komşu ülke olarak ilişkilerini sürdüğünü kaydeden Karaloğlu, şunları söyledi “Sınırın iki yakasında ayrı ülkelerde yaşasalar da akraba olan insanlar var. Ben 2 yıldır Van’da görev yapıyorum. En büyük hayallerimden, en büyük ideallerimden biri; Kapıköy Sınır Kapısının açılmasıydı. Kapıyı, geçen hafta itibariyle açmış olduk. İki ülke arasındaki ilişkileri sadece ticaret üzerinden, sadece ekonomik üzerinden götüremezsiniz. İlişkiyi farklı temellere de oturtmanız lazım. Bizim İran ile bu kapının açılmasından sonra ticari ilişkilerin ötesinde, kültürel ve sanatsal ilişkilerimiz, sportif ilişkilerimiz olacak; üniversitelerimiz arasında ilişkiler olacak. Bu noktada bu kapının açılmasını da vesile kılarak 22-28 Nisan tarihleri arasında 1. Van-İran Film Günleri diye bir etkinlik yapıyoruz.’

İranlı sinemacılar ‘yasaklar da hayatın içinde’ diyor!

Biz kısa kısa Van’ı turlamaya başlamışken İranlı sinemacıların geldiğini öğreniyoruz. Ama profil bizim bildiğimizden biraz farklı. Biz İranlı sinemacılar olarak Kiyarüstemi, Penahi, Ghobadi, Makhmalbaf, Beyzai ve Rakshan Ben-i Etamed gibi isimleri biliriz. Onlar İran sinemasının muhalif kanadıdır, sistem dışına itilmiştir ama bir yandan da İran sinemasının adını dünyaya duyuran yönetmenlerdir. İlk yılda daha çok bir ‘deneme’ olarak gerçekleştirilen festivalde İran Kültür Elçiliği devrede olduğu için ancak ‘izinli’ ya da ‘başka bir deyimle ‘yasal’ filmler gelmiş… İran iç piyasasına filmler üreten Ali Rıza Ferid, Ali Muallim, Muhammed Ahmedi ve Behram Behramian gibi yönetmen ve yapımcılar var. Bir de Hazreti Yusuf filminin başrol oyuncusu Mustafa Zemani’de orada… Onu Bizim Tarkan kadar ünlü olduğunu öğreniyoruz İran’da. Zaten halkın sevgi ve ilgisi de bunu belli ediyor! İranlı sinemacıların bu ‘izinli’ tarafını yakalamışken, bir yandan bu kadar gelişen sinema sektöründen bir yandan da yasaklamalar ve tutuklamalardan konuşmak istiyoruz. İran’da yılda ortalama 120 film üretiliyormuş ve başka ülkelerden film gelmediği, izin verilmediği için izlenme oranı çok fazla oluyormuş. Mesela en son Altın Ayı’yı kazanan Asghar Ferhadi imzalı Jodaeiye Nader Az Simen / Bir Ayrılık filminin 1.5 milyon kişi tarafından izlendiğini öğreniyoruz. Yan onların sanatsal filmlerin kaderi bizimki gibi az seyirciyle sınırlı değil! Bunda biraz önce de bahsettiğim gibi yerli sinemanın ülkeye hakim olması etkili!

Yasaklamalar ve Cafer Panahi’nin tutuklanması karşısında ne düşündüklerini sorduğumuzda biraz daha genel bir yanıt alıyoruz. Her ülkede yasaklamalar olduğunu ve bunların da hayatın içinde olduğunu belirtiyorlar ve ama bu yanıt bizi çok tatmin etmiyor açıkçası… Belki izinli bir sinemacılar olarak bu konuda fazla konuşmak istemiyorlar…

Konuşmalarımızdan bizim onların filmlerini, çalışma koşullarını daha iyi bildiğimiz ortaya çıkıyor. Onlar Nuri Bilge Ceylan’ı dünyanın en iyi on yönetmeni arasında görüyorlar, Semih Kaplanoğlu’nun ise ‘Yusuf Üçlemesi’ni beğendiklerini söylüyorlar. Sonuçta ülkelerin sineması arasında kurulan bağın popüler sinema üzerinden değil, yine festival filmleri üzerinden kurulduğunu düşünüyorum.

Tarih ve doğa sinemayla buluşursa…

Van buram buram tarih kokan bir kent… Van Kalesi, Akdamar Adası ve kilisesi, uçsuz bucaksız Van gölü… Film festivallerin en güzel yanlarından birisi de yörede bulunan tarihi ve doğal güzellikleri görmek… Akdamar Adası, açan badem ağaçlarıyla tam bir film setiydi bana göre… Bu arada benim düşüncem hayat buluyor diyebiliriz. İranlı yönetmen Ali Rıza Ferid, bu yıl içinde çekmeyi planladığı filminin bir bölümünü Van’da çekecek. Daha önce Van ve Tatvan’da çalıştığını söyleyen Ferit, “Van-Tatvan arasında feribotla çok gittim.” diyor. Ölen kocasının Türk olduğunu öğrenen İranlı bir kadının Türkiye’ye gelip kocasının izini sürmesini anlatan film, Tebriz’de başlayıp Van’da devam edecek. Van Valiliği’nden film için destek sözü alan Ferid, Van gezisi sırasında şehre ve özellikle Akdamar adasına daha dikkatli gözlerle baktığını kaydedelim. Bakarsınız bu muhteşem ada, güzel bir filme set olur!

Festivalde 14 İran filmi…

Festivalin en merakla beklenen filmi 5 milyon dolarlık bütçesiyle İran’ın en pahalı filmi olan Şehriyar Behrani imzalı ‘Süleyman’ın Krallığı (Mülki Süleyman / The Kingdom of Solomon). Türkiye galasını Van’da yapan film birçok görsel efekt içeriyor. Etkinlikte ayrıca Yaşamak İçin Bir Yer, Gizli His, Aal, Ayaz Bir Gece ve Cennet Durağı adlı filmlerde gösterilecek… Filmler daha çok duygusal, gerilim ve psikolojik öğeler içeriyor!

Film Günleri seneye Altın Kedi olabilir…

İran’dan gelen sinemacılar ve davetlilerle ilgilenirken mutluluğu yüzünden okunanların başında Adnan Yıldırım geliyor. Biraz sohbet edince sebebini anlıyoruz. Halen Van İpekyolu Camii’nin imamı olan Adnan Yıldırım, Vali Münir Karaloğlu’nun desteğiyle gerçekleştirilen Film Günleri’nin fikir babası. 22 yıldır imamlık yapan Adnan hoca, hayli farklı bir imam portresi olarak karşımıza çıkıyor. Yaklaşık 100 tabloluk bir resim koleksiyonuna sahip. Üstelik bunun yarısını ‘mecburen’ elinden çıkardığını söylüyor. Daha önce de Van’da ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde sergiler açan Adnan Yıldırım, 6 aydır Film Günleri için çalışıyor. Daha önce resim sergisi ve koleksiyonu için Tahran, Tebriz ve Şiraz’a giden Yıldırım, etkinliği bir festival olarak Vali Karaloğlu’na açınca olumlu cevap almış. Ancak ilk yıl biraz ‘nabız yoklamanın’ daha iyi olacağına karar verilince festival, film günlerine dönüşmüş. “Kısmetse seneye festival olacak.” diyor Adnan hoca. Hatta, hayata iki farklı gözden bakan o meşhur Van kedisinden ilhamla festivalin adını bile belirlemiş kafasında: Altın Kedi Film Festivali. Gelecek yıl için hedeflenen bir diğer ‘gelişme’ de etkinlik konseptinin Van’ın coğrafî konumuna uygun olarak İran, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan ve Irak sinemasından yapımların katılımıyla genişletilmesi. Kesinlikle Van’a bir film festivali çok yakışıyor, film günlerinin gelenekselleşmesi dileğiyle…

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.