Banu Bozdemir

Ankara Film Festivali bu yıl 22. kez yapıldı. Benim için önemi 22 rakamına verdiğim değerden dolayı daha fazlaydı, bir de SİYAD jürisindeydim Agah Özgüç ve Fırat Sayıcı ile birlikte. Geçen sene de yazmıştım, festivalin genel havası sakin geçiyor demiştim bu sene de aynıydı. Bunu artık festivalin genel tavrı olarak kabul ediyorum. Aslında diğer festivallerin şaşaalı aktiviteleri gibi olmaması bir hayli isabetli. İçerik ve sunum dengesi şaşmıyor en azından. Festival belediye desteği almayan ender festivallerden. Yani başkent Ankara’nın sokaklarında festivale ilişkin bir şeye rastlayamadık, Çankaya Belediyesi elinden geldiğince destek atmaya çalışıyor diye biliyorum ama bu sene o da yoktu sanırım… Bu rağmen kalabalık salonları, festivaline sahip çıkan bir kitleyi görmek sevindirici her sene…

Basında da fazla yer bulamıyor ne yazık ki Ankara Film Festivali kendisine… Bir şey İstanbul merkezli olmazsa değeri yoktur derler ama bazı festivaller bunu kolaylıkla kırıyor, daha doğrusu kırmak için bayağı çaba harcıyor. Ankara ise sakin kalmak için…

Ankara’da ulusal yarışmada yeni film görmek için adeta iğneyle kuyu kazıdık, zira festival turunu tamamlayan filmlerin son durağı gibiydi Ankara. Gerçi geçen sene bir okuyucu tepki göstermişti benim böyle yazmama. Haklı sayılırlar aslında. Biz her festivalde izlediğimiz filmler için ‘yine mi aynı film’ yüksünmesi yaparken, onlar ilk defa karşılaşmış oluyorlar o filmlerle… Velhasıl on filmlik seçkide benim izlemediğim üç film vardı, onları da izledikten sonra daha fazla sinema olduğunu düşündüğüm ‘Gölgeler ve Suretler’ fikrim değişmedi. Sadece Teslimiyet’i samimi ve farklı bulduğumu söyleyebilirim, gayet hoş ve duyarlı bir filmdi bana göre… Press gibi o da özel ödüller aldı. Ana jürinin seçimi de Gölgeler Ve Suretler’di ana ödüller konusunda…

Bazen festival, bazen ödüllendirme, yarıştırma mantığının çok çok uzağına düşsem de festival takip etme isteğine karşı koyamıyor insan… Bizimki de öyle… Ankara’ya gittik, oradaki sakin heyecana tanık olduk, ödülümüzü verdik ve geldik… Seneye görüşmek üzere…

En İyi Yönetmen Ödülü Derviş Zaim

  1. Ankara Uluslararası Film Festivali’nden ödül alan isimler ise şöyle:

Belgesel Film Yarışması Seçici Kurul Özel ÖdülüTaşlanan Vicdanlar / Cenk Örtülü, Zeynel Koç

En İyi Belgesel Öğrenci Filmi Ödülü – Mada / Musa Ak

En İyi Belgesel Profesyonel Film Ödülü – Göç / Mehmet Özgür Candan

Kısa Film Yarışması Seçici Kurul Özel Ödülü – 38 Derece / Ömer Sinir

En İyi Kısa Kurmaca Film Bisiklet / Serhat Karaaslan

En İyi Kısa Deneysel Film – Aşk Tananore / Ebru Güney

En İyi Kısa Canlandırma Film – İstanbul / İdil Ar
Ulusal Uzun Film Yarışması’nın ödül alanları ise:

En İyi Kurgu ÖdülüAylin Zoi Tinel / Gölgeler ve Suretler

En İyi Özgün Müzik ÖdülüMehmet Cem Ünal, Safa Hendem /Ses

En İyi Sanat Yönetmeni ÖdülüElif Taşçıoğlu / Gölgeler ve Suretler

En İyi Görüntü Yönetmeni ÖdülüTürksoy Gölebeyi /Ses

Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu ÖdülüAram Dildar / Press, Bartu Küçükçağlayan / Çoğunluk

Seçici Kurul Oyunculuk Özel ÖdülüDidem Soylu, Buse Kılıçkaya, Seyham Arman, Ayta Sözeri / Teslimiyet

Umut Veren Yeni Senaryo Yazarı ÖdülüSelim Güneş / Karbeyaz

Umut Veren Yeni Yönetmen ÖdülüSedat Yılmaz / Press

Onat Kutlar En İyi Senaryo ÖdülüSedat Yılmaz / Press

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ÖdülüSettar Tanrıöğen – Gölgeler ve Suretler /Çoğunluk

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ÖdülüSinem İslamoğlu / Karbeyaz

En İyi Erkek OyuncuGüven Kıraç / Kavşak

En İyi Kadın OyuncuPopi Avraam / Gölgeler ve Suretler

SİYAD En İyi Film ÖdülüGölgeler ve Suretler / Derviş Zaim

En İyi Yönetmen ÖdülüDerviş Zaim / Gölgeler ve Suretler

Mahmut Tali Öngören Özel ÖdülüKarbeyaz / Selim Güneş

En İyi Film ÖdülüGölgeler Suretler / Derviş Zaim

0 Sevdim bu yazıyı!

 

 

  1. Ankara Film Festivali Ödül Töreni İzlenimleri…

 

Festivallerde ödul alacak ve verecek olanların en öne oturtulmadığı için sahneye çıkmalarının gecikmesi ve bu sırada sunucunun durumu kurtarmaya çalışması ortaya acıklı manzaralar çıkartıyor. Neyse ki Metin Uca gerçekten iyi bir tören sunucusu… Antalya ve Ebru Akel faciasindan sonra iyi geldi. Fakat yine görülüyor ki, ödül verecek ve alacak olanlarin sahnede ne yapacağıyla, nerede duracağıyla ilgili en ufak bir fikri yok… Öyle bakıyorlar! Umut veren genç oyuncu ödülünü alan Press oyuncusu Aram Dildar sert ve gerçek bir seyler söyledi ve tüm salon alkışladı. Herkes Aram gibi olsa keşke…

Ayrıca ödül alanların yeni sinemacıları özendirmek açısından hiç bir hevesi de yok… Fikirsizlik had safhada… Bu filmleri bu insanlar mı yapıyor? Herkese teşekkür etmenin dışında bir şeyler duymak istiyor insan…

Ödül alacak olanların salonda olmaması sorunsalı da devam ediyor. Ödül alanların yarısı salonda yok… 22.si yapılan bir film festivali için üzücü bir durum… Sunucunun bu durumdan haberdar edilmemesi saçma durumlara yol açıyor.

 

Eski Yeşilçam klasiklerini tekrar hatırlatmak iyi fikirdi. Beğeniyle izledik.

 

Ulusal uzun metraj yarışmasında favori film olan Gölgeler ve Suretler bileğinin hakkıyla önemli tüm ödülleri topladı. Siyad ödülü de Derviş Zaim’in Gölgeler ve Suretler’ine gitti. Hakediyor. Ve Derviş Zaim Skype’de! işte ödülünü önemseyen bir sinemacı… En iyi yönetmen de onun!

 

En iyi erkek’te Osman Alkaş’ı ısrarla görmeyen jüriye saygılar… O ödülü Güven Kıraç aldı. Behzat Ç. Erdal Beşikçioğlu ve dizinin yönetmeni Serdar Akar’ın jüride olması ve yine Behzat Ç. De oynayan Güven Kıraç’ın ödül alması bence tamamen tesadüf!

DVD si çıkmış TV gösterimi yapılmış SES filmi hala yarışıyor ve hala ödül alıyor! Bu yıl başvuran 22 filmden birinin Atlıkarınca olduğunu duydum. Kayıp Özgürlük’ün yarışabildiği ama Atlıkarınca’nın elendiği bir seçimi çok anlayışla karşılayabildiğimi söyleyemem. Kayıp Özgürlük kadar kötü ve sinemasal yeterliliklerden uzak bir filmi uzun yıllardır izlememiştim. Ekibe acilen Yusuf Kurçenli’in Karartma Geceleri’ni izlemesini öneriyorum.

Umut veren senaryo yazarı olarak Karbeyaz’ın senaryo yazarını ödüllendirdi jüri ve bir kez daha şaşırdık. Sabahattin Ali’nin Ayran öyküsünden uyarlanan bu senaryonun uyarlama olması dışında parıltılı bir tarafı da yok. Ödülü alan da şaşırdı zaten… Karbeyaz önemli bir film değil ama jüri sevmiş… En iyi yardımcı kadın oyuncuyu da o kaptı ki bence o ödül de Hazar Ergüçlü’nün hakkıydı.

 

Bu arada katılan tüm filmleri ödüllendirmek için uydurulmuş bir sürü “umut veren” kategorisi var… Gerekli mi?

Siyasi filmleri yapanların konuşmaları da siyasi… Ama sağlam konuşuyor adamlar… Özellikle Press’çiler çok dolu! Press epey ödül aldı ama bu onun film olma yeterliliğinden değil de şu anda çok hassas bir durum olan “gazetecilere uygulanan baskılar”sorunsalına eğildiği için sanki…

Bu gece en çok duyduğum söz; kendisi aramızda yok ve ödülü kendisine sonra iletilecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here