Memlekette Demokrasi Var, dediler… İnanamadık… Gerçekten mi söylüyorlar, yoksa ironi mi yapıyorlar diye filmin iki oyuncusu İlker Ayrık ve Gülçin Santırcıoğlu’na sorduk… Onlar çok komik bir film oldu bu dediler… Muhalif ve komik… Biri uzatmalı askeri oynuyor, diğeri Huriye’yi… İlker Ayrık aynı zamanda bu ayın filmi Çakallarla Dans filminin küçük çakallarından biri… Hayat onlar için hızlı ve yoğun akıyor, biz araya girip kısa bir sohbet yaptık… İyi okumalar…

Banu Bozdemir

Şimdi filmin ilk cümlelerini sizden dinleyelim… Bu filmin ana damarı nedir desek?

İlker Ayrık: Film demokrasiyi kurtarmaya çalışan ya da demokrasi üzerine kafa yoran bir delinin hikayesi aslında. Adnan Menderes’i idamdan kurtarmaya heves etmiş durumda bir Baradan isimli bir delinin, Müjdat Gezen’in canlandırdığı bir anti kahramanın hikayesi. Bunu başarmak ya da başarmamak arasında karşısına çıkan engeller ya da onun buna karşılık geliştirdiği hareketler üzerine.
Gerçekliği bütün anlamda yok değil mi senaryonun?
Gülçin Santırcıoğlu:
Süleyman Bey’in (Nebioğlu) esinlendiği birtakım kişiler varmış sanırım. Siyaset burada sadece bir fon, bu bir komedi filmidir yani.
İ.A:
Eğlenceli bir film yani. Adnan Menderes’in idam sürecinde dehliz ve adaya çıkan tüneller konusunda hep bir söylenti dolaşmış zaten. Süleyman Abi’de bu güzel hikayeyi aldı, çok güzel senaryolaştırdı, çekti bizde naçizane oynadık ve seyircinin beğenisine sunuyoruz. Umarım beğenilir.
Müjdat Gezen bu film için ‘son 50 yılın en iyi senaryosu’ demiş. Bizde de sinemada hep bir senaryo sıkıntısından söz edilir. Bu konuda neler söylersiniz?
G.S:
Ben senaryoyu okuduğumda çok etkilendim. Yılını bilemem ama yönetmenimiz ne isteyip ne istemediğini bilen bir adam. Bence boşluk yok, etkileyici bir senaryo. Aksi takdirde içinde olmak istemezdim sanırım. Kişisel olarak benim için bugüne kadar oynamadığım bir roldü, ikincisi de siyasi hikayeyi ‘kör gözüm parmağına’ yapmadan anlatmayı başarmış olmasıydı.
İ.A: Müjdat Hoca yüzlerce senaryo okumuştur, o böyle bir şey diyorsa doğrudur. Benim içinde önemli ve kıymetli bir senaryo. Muhalif bir duruşu var senaryonun, demokrasi sevdası üzerine, demokrasiyi korumak ve kollamak artık delilik oldu sonucunu çıkartabiliriz. Ben Müjdat Gezen’in öğrencisiyim de aslında. Daha sonra asistanlığını yaptım, hocamla aynı projede olmak benim için büyük mutluluk.
İdam cezasına karşı bir duruşu var mı? Deniz Gezmiş’lerin ismi geçiyor sanırım. Film sağcı ya da solcu olsun bir her şekilde idam cezasına karşıyız diyebiliyor mu?
İ.A: Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ismi direkt geçmiyor, Denizler diye daha genel bir tabir var. Müjdat Gezen’in oynadığı karakter diyor ki; ‘on sene sonra birisi de demokrasi isterse, onu da idam edin’ diyor. Bu adaletle ilgili, sağcı ya da solcu olmakla ilgili değil.
Demokrasinin ne olduğunun sorgulanması gerekiyor sanırım birazda?
İ.A:
Yirmi yıldır sorgulanıyor zaten. Bir şey çıkmadı.
Biraz rollerinizden bahsedelim, filmdeki etkisi nedir?
G.S:
Ben Huriye karakterini oynuyorum. Deli Baradan’ın kızkardeşi. Hoppa, eğlenceli. Erkeklerle kurduğu ilişkide cinsellikle duygusallığı birbirinden ayırmayı başarmış bir kadın. Siyasi mevzular onun umru değil, daha halktan bir duruş sergiliyor.
İ.A: Ben Baradan’ın yaşadığı kasabaya tayin olan uzatmalı çavuşum. Adnan Menderes’in kurtarılmasıyla ilgili planlar olduğuna dair ihbar geliyor. Ben de Baradan’dan şüpheleniyorum, şüphelerim de haklı çıkıyorum ve köyün komutanı olarak onun peşine düşüyorum. Engellemek için elimden geleni yapıyorum.
Kurtarılmasın diye Menderes?
İ.A: (Gülüşmeler)
Kasıtlı sorduğunuzu düşünüyorum. Kurtarılmasın diye değil. O işini yapan, emir komuta zincirine uyan bir asker. Ona verilmiş bir görevi uygulamakta. O bir görev adamı (gülüşmeler)
Asker’le Huriye arasında bir yakınlaşma hali oluyor mu?
İ.A: Orada dramatik bir hal var. Benim oynadığım uzatmalının hasta bir karısı var. Anadolu’nun bağrından kapıp gelmiş bir adam. Hayatında ilk defa bu kadar kadın bir kadın görür ve ona aşık olur. Aralarındaki ilişki bu yani. Çok dramatik bir yanı var bu ilişkinin ama öylesine konmuş bir şey değil. Baradan’ı hikayesi dışında çok önemli bir aşk hikayesi o. Zaten filmde her şey çok özenli, diyaloglar, senaryonun akışı… Müdahale edilecek bir şey yok…

Böyle bir filmin komedi eksenli çekilmesi daha mı iyi oldu sizce?
G.S
: İyilik ya da kötülük meselesi değil bu, paşa gönül kriteri yani. Benim açımdan bakacak olursanız adından başlayan bir komedisi var: Memlekette Demokrasi Var, yani… Bu filmde taraf tutucu, onur kırıcı, gönderme yapıcı bir yanı yok. Başarısının bu olduğuna eminim bu filmin.
İ.A: Komedi çok birleştirici bir şey. Komediden kurtarıp olayı politik bir yapı içinde değerlendirirseniz, sanki sizin gibi düşünen insanlar için yapmış gibi olursunuz. Senaryoda ve sette verdiğiniz kararlar kendi politik yapınızdan kaynaklanır. Her konuda ayrımcılığa zorlandığımız şu günlerde komedi, eğlence gibi bir başlık altına almak, filmi izleyecek seyirciyi birleştirmesi açısından çok önemli.

Bir gazetede okumuştum, ‘aileler kızar mı acaba bu isimlerin bir komedi filminde anılmasına diye’. O yüzden sormuştum…
İ.A: Komedi demek gerçeği ıskalayan bir şey demek değil. Filmde idam cezasına çarptırılmış bir başbakan var. Dolayısıyla normal olarak, siyasi bir düzlemde değil, insani olarak düşündüğünüzde çok trajiktir elbette. Biz ne kadar komik yapmaya çalışırsak çalışalım. Eğlence ve gülmece birleştiricidir. Böyle bir konudan günümüze gönderme yapmak da çok naif ve hoş bir fikir bence.

Türk sinemasında tarihiyle hesaplaşan, tarihine bakan yapımlar artmaya başladı. Bunu da o kapsamda ele alırsak neler söylersiniz?
G.S: Ben bunun bir furya olduğunu düşünmüyorum. Geçmişi anlatmaktan daha yalın, daha basit bir duygu olamaz. İlker’in biraz önce bahsettiği ama benim ‘kendin çal, kendin oyna’ dediğim tarzın bir yere ulaşmayacağını fark etmiş olabilir yapımcılar. Biraz daha uzaktan, tarafsız bakmak vicdan meselesidir durumuna gelmiş olabilir.
İ.A: Yazarın ya da yönetmenin bir derdi olmalı ki, bir konu üzerine film yapmak istesin. Yapmak isteyeceği filmlerle ilgili imkanı olacak. Tarihi film yapmak prodüksiyon, araştırma işidir. Türk sineması belki yavaş yavaş buna fırsat bulabiliyor. Sebebi bu olabilir. Bizimkisi demokrasi düşmanlığına muhalif bir film.
G.S: 80 sonrası kuşak büyüdü ve insanların farklı yerlerden aynı acıların olduğunu anladılar. İster istemez aynı yere gelebiliyorlar.
Bu sorum İlker Bey’e. Müjdat Gezen’in oyuncusu olduğunu, sonra asistanı olduğunu söylediniz. Onunla aynı filmde yer alıyor olmanın enerjisi nasıl oldu?
Olağanüstü bir duygu. İlkokul ve ortaokul yıllarında Müjdat Bey’in parodilerini izlerken çok gülerdim. O zamanlar aklımda oyuncu olmak dahi yoktu. Üzerine oyuncu olmaya karar verdim, tedrisatına düştüm, hocam oldu, ardında asistanı oldum. Bu benim için bir onurdur. Sonra beni bir meslektaşı olarak gördü ve bir film çektik. Tarifi çok zor, çok güzel.
Bu filmdeki karakter diğer filmlerinizdeki karakterlerden biraz daha farklı sanırım. Hoşunuza gitti mi böyle bir rolü oynamak?
Evet hoşuma gitti. Süleyman abinin beni düşünmesi de güzel. Bir gişe filmi yaparken aklına gelmem hoşuma gitti. Farklı bir rol. Çok fazla gişe filminde oynamadığım için akla gelmekten bahsediyorum. Yazarken başından beri bu role beni düşünmüş olması beni mutlu etti açıkçası. Daha önce böyle bir rolü oynamış birinin kapısını çalmadı mesela. Bu güzeldi.
Peki, biz filmi bir dönem filmi olarak mı izleyeceğiz?
İ.A:
Hayır, konu aslında dönemsiz bir konu.
G.S: Biz 60’ları anlatmaya çalışmadık, dert o değildi.
İ.A: Ama fonda bir tarihi doku değil. Ama 60’lara geri gideceksiniz diye bir şey yok.
Filmin tek kadın karakteri siz misiniz? Buradan yola çıkarak şunu soracağım.
G.S:
Tek kadın karakteri değilim aslında. Uzatmalının karısı da var. Bence uzatmalının karısı olmasaydı, uzatmalıyla Huriye arasındaki durum ortaya çıkmadı. Huriye kimseyle çatışmayan, kendi kafasında bir kadın.
Sinemamızda kadın rolleri açısından bir yetersizlik olduğunu düşünüyor musunuz?
Bu sadece bizim sinemamızda değil, dünya sinemasında da böyle. Bunun sadece erkeklerin yazmasından ve kadınları tanımamasından kaynaklı olacağını düşünüyorum. En iyimser bakışım bu.
İ.A: Tiyatroda da öyledir aslında…
G.S: Operada öyle değildir mesela. Bu bir sıkıntı. Belli bir prototiptesiniz ve onun dışına çıkmanız gerçekten çok zor. Hayatınız boyunca aynı kadınları oynamak, bu bir sıkıntı. Bakıyorsunuz iyi bir filmin içinde erkek iyi yazılmış ama kadın bir süs. Genel olarak böyle bir sıkıntı var ama bu filmde öyle değil.
İlker Ayrık olarak sizin bir sıkıntınız var mı gelen rollerle ilgili? Hep komedi hep komedi değdiniz oluyor mu?
İ.A: İyi senaryo kötü senaryo vardır benim için. Sürekli komedi oynuyorum, bana hep komedi teklif ediyorlar gibi bir sıkıntım yok. İnsanları güldürebilmek çok güzel.
O zaman diğer filminiz Çakallarla Dans’tan bahsedelim biraz… Onun nasıl bir gidişatı var?
İ.A:
Çakallarla Dans, kendini çakal zanneden dört tane mahalle arkadaşının hikayesi. Şevket Çoruh, Timur Acar, Murat Akkoyunlu ve ben oynuyoruz. Çok komik bir film oldu.
Erkek ağırlıklı bir hikaye gibi görünüyor?
Evet çünkü yönetmenimiz erkek. (Gülüşmeler) Erkek hikayesi ve yazdı ve bizde birkaç erkek oynadık. Çakallık yapmaya çalışan küçük insanların gerçek çakalların ezilmesi ve öğütülmesi üzerine göndermesi var filmin.
G.S: Murat Şeker’in diğer filmlerinde kadınlar vardı ama… Erkek hikayesi anlatmak gibi bir derdi olduğunu sanmıyorum.
Evet, ben bu film için diyorum. Futbol da bolca var…
Seviyor, hepimiz seviyoruz.
Hangi takım?
Balıkesir spor. Fenerbahçe taraftarıyım ama Balıkesir sporluyum.
Siz?
G.S:
Altay. İzmir takımı. Ben futbolu çok sevmem, basketbollu daha çok severim ama İzmir’de büyürken Altay vardı etrafımda.
Sizin bu sene vizyona girecek başka bir filminiz var mı?
G.S: Bu sene girer mi bilmiyorum ama Ali Özgentürk’ün filminde orada şarkı söyleyen bir kadını oynadım. Memlekette Demokrasi Var’da da biraz söylüyorum. Müzik benim için çok önemli. Sesimi kullanmayı seviyorum.
Biliyoruz ki artık çok fazla film çekiliyor, her film bir diğerini ittiriyor. Memlekette Demokrasi Var’ın bu film çokluğunda neden izlenmesi gerektiğinin önemi?
G.S: Film izlemek güzel bir şeydir.
İ.A: Bu filmin eğlencesi var. Muhalif bir film.
Bu dönem için gerekli bir film mi?
İ.A: Muhalefet her dönem için gereklidir.
G.S: Müjdat Hoca’yı beyazperdede tekrar görmek için de izleyebilir insanlar.
Geniş Aile iyice televizyon ekranlarına ısındı, insanlar seviyor, nitelikli komedi diyor… Demek ki böylesi de oluyor…
İ.A:
Gerçekten çok eğleniyoruz, çok severek yaptığım ve koşturarak gittiğim bir işim. Her zaman bu kadar olmaz. Hem çalışma koşulları, hem yönetmenimiz Ömer Uğur, hem çalışma arkadaşlarım… Çok mutlu bir set. Geniş Aile çok kıymetli bir iş benim için…
Sizinde dizileriniz oluyor, yeni bir tanesi başlayacak sanırım…
G.S:
Kira ödemek için dizide oynuyorum. Ben iki buçuk yıl, 90 bölüm bir dizide oynadım. Ben hep söylüyorum insan işine uçakla gitmez yani. Güzeldi ama… Herkesin dizisi var benim neyim eksik gibi bir durumu var.
İ.A: Her işin iyisi ve kötüsü de var. Sadece dizi için geçerli değil. Ticaret vs. içinde geçerli. İnsan hayattaki kadrosunu bunun üzerine kurmaya çalışıyor.
Tiyatro olsun mu peki?
G.S
Tiyatro benim öyle çok büyük bir aşkım değil açıkçası. Birçok teklif gelmeye başladı dizilerden sonra ama bana göre yapmış olmak için yapılmayacak kadar önemli bir şey bence tiyatro. O yüzden bir hayalim var tiyatroyla ilgili bir arkadaşımla ilgili. Ben filmleri seviyorum, tiyatro izlemeyi seviyorum ama… Sahnede de müzik yapmayı istiyorum. Bu sezon tiyatro yapmadım, ne olacak diyen biri değilim…
İ.A: Ben o duyguda biriyim açıkçası. Okulda son sınıf öğrencisiyken boş geçtiğim bir sezon yok. Sürekli aktif olarak oynuyorum. Şu anda bir oyun yazıyorum, iki ay sonra prömiyerini yapacağız. Tiyatro Gerçek’te (Hakan Gerçek’in tiyatrosu) Annem Yokken Çok Güleriz adlı bir İngiliz farsında misafir oyuncu olarak oynayacağım. Pervasız Tiyatro var bizim Aykut Taşkın’la kurduğumuz. Orada benim yazdım oyunu oynayacağız. Bir de Savaş Dinçel’in yönettiği son oyunu Uçurtmanın Kuyruğu’nu Aykut’la beraber ölene kadar oynamaya ant içtik.
Bu kadar yoğunluk iyi mi geliyor?
İ.A:
Aslında ayıklama yapmam gerekiyor. Hep üst üste bindi. Mesela iki filmi aynı anda çektim, altı bölüm de dizi. Bu alışkanlık çok iyi bir şey değil. Müzik öğrenmek istiyorum gerçi, akordeon dersine başlayacağım.
Son sözler…
İ.A: Biz elimizden geleni yaptık, umarım seyircisiyle buluşur. Bu film Süleyman abinin bir sevdası… Biz de bu sevdaya ortak olduk, başımızda Müjdat Gezen hocamız vardı, biz de kendi bilgi ve görgümüzle elimizden geleni yaptık. Çok şık, eğlenceli ve muhalif bir film çıktı ortaya.
G.S: Birçok şey geçiyor insanın hayatından… Ben Süleyman Nebioğlu gibi egosuz bir adamla tanıştığım için çok mutluyum. Bir insanın ağırlığını koyup, egolarından sıyrılması çok da kolay olmasa gerek.
İ:A: Naif olma halinin de filme yansıyacağını düşünüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here