“Bir masanın kenarları kadar buluşmazmışız öyle derler,

Oysa bütün masalarda tam dört köşe var”[1]

Bu ay yollarımız “Kavşak” filminde kesişiyor. “Kavşak”, daha önce “Anlat İstanbul”da “Külkedisi” hikâyesinin yönetmeni olarak karşımıza çıkan Selim Demirdelen’in yazıp yönettiği ilk uzun metraj film. İsmiyle de işaret ettiği üzere “kesişmeler” filmin merkezinde.

Güven (Güven Kıraç), bir muhasebe firmasında şeftir. Dışardan bakıldığında: âşık olduğu karısı, canından çok sevdiği kızıyla mutlu bir aile tablosu çizmektedir. Kızı Bahar her gün okul dönüşü aramakta; Güven eve biraz geç kalsa eşi Ayla meraklanıp telefona sarılmaktadır. Güven, “dünyası gezdiği yollar, işten eve, işten ev kadar kısa”[2], sessiz- sakin, aile hayatının verdiği huzuru dışarıdaki eğlenceye yeğleyen, sınırlarını korunaklı hissedeceği mesafeye kadar daraltmış, kendini tercihen izole etmiş biridir; “Pencere önü çiçeğine, ne ansızın yağmur ne gök kuşağı, ne dipdiri sabah gözyaşı.”[3]

Ofisteki odasında tek başına çalışan Güven, işe yeni alınan Arzu’nun (Sezin Akbaşoğulları) odasına yerleşmesiyle yalnızlığından olur. Arzu, alkol problemi olan eşiyle evini ayırmış, ilkokul çağındaki kızıyla ayakta kalmaya çalışan bir kadındır. Güven, Arzu’ya temkinli ve mesafeli davranır: “Kendini bırakmak en büyük korku, baş edemediğimizden belki” [4] Neticede tanımadığı biridir: “Bir yıldızın köşesi kadar uzakmışız öyle derler, oysa yakından bakınca yıldızlar yuvarlaktırlar”[5]

 

Güven, sıradan bir günün ardından şirketten çıkar, otobüse biner, evinin bulunduğu ıssız sokak boyunca yürür, oturduğu üç katlı apartmana varır. Dairesine girer, üstünü çıkarır, yüzünü yıkar, salondaki kanepeye oturur: Salon boştur, ev boştur! Duvarda Güven’in gülümseyen bir kadınla yan yana resmini görürüz lakin ne kadın ortadadır ne çocuk… Güven, “kimsesiz değil, insansız”dır. [6]Aynı zamanda ev sahibi olan komşularını hesaba katmazsak; İş dışındaki hayatında ne bir arkadaşını ne ailesinden birini görürüz; “Dünyadan okuduğu şeyler TV haberleri ve gazeteler, kuponlu; dünyası aldıklarının küçük bir listesi, 3-5-6, ucuz”[7]dur.

 

Güven, her gün karısı- kızı tarafından aranmaya devam etmektedir fakat şirkette ailesinden biriyle tanışma şerefine nail olmuş kimse yoktur. İş arkadaşları onda bir gariplik olduğunu sezer ama irdelemez, lakin Arzu’nun gözleri daha keskindir, kimi şüpheli durumlar karşısında, Güven’e ailesiyle ilgili sorduğu sorulara tereddütlü cevaplar alır. “Laf arası sessizlikleri, tedirgin ettiğinden beri küçük gerilimler”[8] başlar.

 

Güven hep aynı ev-iş arası yolu gidip geliyor gibi görünse de; aslında “Nereye Sokağı”nda[9] ikamet etmektedir. Arayanı soranı(!) vardır da… Ev hali, “sensiz, nedensiz, el yordamıyla”dır[10]. Ancak gündelik hayatta “yürümek; hızlı hızlı, mutlaka yetişmek gerek”tir.[11]

 

Arzu, bir yandan kendi ailevi sorunlarını çözmeye çalışırken öte yandan Güven’i irdelemeye devam ederek işi onu takip edip bir gün evine çat kapı gitmeye kadar vardırır. Gerçek hikâyenin peşindedir: oysa Güven; bunları kimseye anlatmamış, kendiyle bile konuşmamıştır.[12] Sonunda anlarız ki bu, Arzu ve Güven’in hayatta kesiştikleri ilk kavşak değildir: Güven’in yalnızlığının sebeplerinden biri dolaylı olarak da olsa Arzu’dur. Oysa onlar “yollarımız hiç kesişmemiş”[13] diye düşünmektedir…

 

Adana Altın Koza Film Festivali’nde ‘En İyi Film Müziği’ dahil (Selim Demirdelen) dört dalda ödül alan “Kavşak”ta, iki Bülent Ortaçgil şarkısı kullanılmış ki Ortaçgilseverler için bunun ciddi haber değeri var: “öyleyse devam…”[14]

 

Filmde kullanılan Ortaçgil şarkıları; “Gece yalanları” ve “Sana geldim” ki zaten insan bu iki şarkıyı art arda dinlese de gözünün önünde bir film belirir. Film boyunca gecenin insanın sırtına yüklediği ağır yalnızlığın altı sıkça ve başarıyla çizilmiş. Gündüz başkasına söylenen yalanlar gece çıplak ışık altında kendini en çiğ haliyle hatırlatır, kimi kahramanımız kabus görür, kimi uyuyamaz bile. “Düşlerdeki isteksizlik nedir, en açık seçik olan belirsizlik midir, gece yalanları sağda solda ipuçları”[15] diyen bir şarkı tabii tema olarak filme çok uygun, ancak sahne içinde daha iyi konumlandırılabilirdi…

 

“Kavşak”, konusu itibariyle ve görsel açıdan karanlık bir tonda akıyor. Filmin; özellikle de başkarakter olan Güven’in sırlarının açıklanmasıyla beraber ton bir anda masalsı bir umuda geçiş yapıyor. Film boyunca akış; gerçeğe, kahramanların iç dünyalarına yolculukları yahut bu yoldan kaçışları seyrinde ilerliyor. Finalde seyirci biraz hazırlıksız yakalanarak, ani bir “birine” varışlar silsilesiyle, katharsis yaratılıyor. Finalde fonda Ortaçgil’den “Sana Geldim” çalıyor ki insan Ortaçgil şarkılarından hayatsal bir yol güzergahı çizebilir: “Nereye Sokağı?”ndan[16] yola çıkar, “bütün sokaklarım sana doğru”[17] istikametinde ilerler ve varış noktanıza; “sana geldim”[18] diyerek yolculuğunuzu tamamlayabilirsiniz. Fonda “Sana Geldim”çalarken kime, nereye giderseniz gidin haklısınız çünkü, “herkes kendinden biraz kaçar, yataklarda aynı iz aynalarda aynı yüz, cebinde yeni bir şey var mı diye kalktım sana geldim”[19] diyorsunuz. “Sana Geldim”, içeriğinden ötürü filmin karamsarlıktan umuda bir anda kırılmasına daha yumuşak bir zemin sağlasa da, şarkının durumu doğrulaması dışında finale yeterli temel atılmamış. Yönetmen son dakikalarda “bana biraz umut ver”[20] tonunda, “biz hiç kaybetmedik desem yalan, oyuna devam”[21] demeyi tercih etmiş.

 

Senaryo’da az diyalog var, genelde durumlar üzerinden ilerliyor; zaten filmin görsel anlatımı diyaloglarından daha iyi. Diyalogların çocuk karakterde bile pek sıcak olmaması, filmin renkleriyle örtüşüyor. Arzu’nun ailesinden karakterlerde, “standartlar” özenle korunmuş: “bir daha içmeyeceğim,” diyen şablon sorunlu koca (Mete Horozoğlu), “kereviz yersem annemle barışır mısınız?” diyerek ailesini birleştirmeye çalışan çocuk… “Arzu”, daha çok açıcı karakter olarak kullanılmış, kendi başına ayakta durmaya çalışan şehirli kadın çerçevesi sabit tutulup karakter içi arazlara girilmemiş. İnsani gelgitler, ruhani çalkantılar genelde Güven ve onun çevresine yüklenmiş. Güven karakterinin sendromları çok iyi çizilmiş. Ruh hali, kişisel takıntıları, seyirciyi tedirgin edecek denli başarılı aktarılmış. Arazlarının ipuçları ustaca ve ince detaylarla verilmiş.

 

Diğer yan karakterlere gelince; Güven’den, önce yardım isteyip sonra istediği desteği göremeyince sorununu “kendi usulünce” çözen muhasebeci Haydar’ın (Umut Kurt) öfkesi ve kırılma noktaları gayet iyi aktarılmış. İzleyenin, seyrettiğinde kötülük yapana da hak verebilmesi, filmin yaratıcısının ustalığıdır ama filmin diğer yan karakteri olan Vedat’ın işlenişine gelince bu konuda biraz ikirciğe düşmek mümkün. Güven’in komşusu ve ev sahibinin oğlu Vedat; sorgu- işkence sırasında birini öldürüp, sonrasında görevden alınan bir polis eskisidir. Kiranın üstüne yatan, evi zorla müteahhide vermeye kalkan, kızını dövüp “Çocuğuma ders olsun diye tuttum tokat attım,”[22] havasına giren bir adamdır. Onu kategorize etmeye[23] benim dilim varır da; tanımımı, yayınlanacak kadar yumuşatmaya içim elvermiyor. Filmin başlarında türlü kötü yönlerini gördüğümüz Vedat’ı bir süre sonra aslında iyi yönleri de olan, merhametli biri olarak görmeye başlıyoruz. Sanatın güzelliği biraz da bu insan hallerini iyi- kötü diye iki boyutlu tanımlardan kurtarıp çok katmanlı yansıtmasıdır… “Kötü”lerin içinde de tabii ki iyi yönler olabilir, “normal”dir de “biri anlatsın hemen nedir bu normal?”[24] İşkenceci polisi de “özünde iyi bir insan” olarak görmemiz şart mıdır yani bir filmde? Senaryoyu yazan Demirdelen’in hakkını yemeyelim, siyasi açıdan, filmdeki çocuğun gözüyle “anneler ve polisler” üzerine yerinde göndermeler yapmış. Vedat’ın bir dönem yaptıkları övülmüyor tabii ki, film sonuna doğru karakterin dönüşümünü görüyoruz ama… Bazı kötülüklerin, onu yapanları “iyi yönleriyle” temsil edilmekten men etmesini bekliyorum. Vedat karakterini seyredince sinemada Erol Taş modelini özleyiverdim: ismiyle müsemma kötü. Vedat’a dair bir iki vicdan azabı anı görüyoruz ama bunlar, sorguda adam öldüren polisin özünde Nubar Terziyan olduğuna pek inandıramıyor. “Kavşak”, illa masalsı bitecektiyse, filmin “kötü”sü de masallardaki gibi “sadece kötü” olsaydı… Kedilere süt veren, şefkatle çocukların başını okşayan, meğerse iyi biri olan; cadı, dev, canavar, tilki hatırlayan var mı dinlediği masallarda? “La fontaine’nin karıncaları bile şaşkın!”[25]

 

Oyunculuklara gelince; Güven Kıraç, gene harika. Sezin Akbaşoğulları Adana Altın Koza Film Festivali’nde ‘En Eyi Kadın Oyuncu’ ödülünü aldı. Haydar rolündeki, Umut Kurt rolünün altından başarıyla kalkmış. Altın Koza’dan ‘Umut Veren Erkek Oyuncu’ ödülünü aldığını da hatırlatalım. Cengiz Bozkurt da Vedat karakterindeki oyunculuğuyla övgüyü hak ediyor.

Beyrut, İskenderiye, Rio, Denver ve Antalya Altın Portakal film festivallerine de kabul edilen “Kavşak”, Adana’da Selim Demirdelen’e En İyi Yönetmen ödülünü kazandırdı. Akış ve kurgu açısından; derli toplu, çapaksız; izlenmeye değer bir film olmuş… Seyire devam…

 

[1] Bülent Ortaçgil, ‘Memurun Şarkısı’; ‘Biz Şarkılarımızı’ albümünden

[2] Bülent Ortaçgil; ‘Arada Sırada Düşünür’, ‘Rüzgarla Söylenen Şarkılar’ albümünden

[3] Bülent Ortaçgil- Fikret Kızılok; ‘Pencere Önü Çiçeği’, ‘Pencere Önü Çiçeği’ albümünden

[4] Ortaçgil, ‘Gece Yalanları’; ‘Gece Yalanları’ albümünden

[5] Ortaçgil; ‘Memurun Şarkısı’

[6] Ortaçgil; ‘Yalnız’; ‘Oyuna Devam’ albümünden

[7] Ortaçgil; ‘Arada Sırada Düşünür’

[8] Ortaçgil; ‘Hiçbir Zaman’; ‘Gece Yalanları’ albümünden

[9] Ortaçgil; ‘Nereye Sokağı’; ‘Gece Yalanları’ albümünden

[10] Ortaçgil; ‘Nereye Sokağı’

[11] Ortaçgil: ‘Nereye Sokağı’

[12] Ortaçgil, ‘Kimseye Anlatmadım’; ‘Light’ albümünden

[13] Ortaçgil; ‘Eylül Akşamı’, ‘Light’ albümünden

[14] Ortaçgil: ‘Bir Tek Sen Yalanı’; ‘Gece Yalanları’ albümünden

[15] Ortaçgil; ‘Gece Yalanları’

[16] Ortaçgil; ‘Nereye Sokağı’

[17] Ortaçgil; ‘Bütün Sokaklarım’; ‘Oyuna Devam’ albümünden

[18] Ortaçgil; ‘Sana Geldim’; ‘Gece Yalanları’ albümünden

[19] Ortaçgil; ‘Sana Geldim’

[20] Ortaçgil; ‘Biraz Umut’; ‘Light’ albümünden

[21] Ortaçgil; ‘Oyuna Devam’; ‘Oyuna Devam’ albümünden

[22] Ortaçgil; ‘Fark Etmeden’; ‘Gece Yalanları’ albümünden

[23] Ortaçgil; ‘Beni Kategorize Etme’; ‘2. Perde’ albümünden

[24] Ortaçgil; ‘Normal’; ‘Light’ albümünden

[25] Ortaçgil; ‘İntegral’; ‘Bu Şarkılar Adam Olmaz’ albümünden

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.