Serdar Akbıyık

 Venedik Film Festivali’nde Geleceğin Aslanı ödülünü alan Çoğunluk filminin iki başrol oyuncusu Esme Madra ve Bartu Küçükçağlayan filmlerinin başarısını ve gelecekten beklentilerini Cinedergi ile paylaştı…

 Sinemamız adına mutluluk verici bir dönem yaşıyoruz. Nuri Bilgeceylan’ın yurtdışı festivallerden aldığı ödüller, Semih Kaplanoğlu’nun Altın Ayısı ve Yeni Sinemacılar’dan Seren Yüce’nin filmi Çoğunluk’un Venedik Film Festivali’ndeki başarısı. Bu başarıyı çok önemsiyorum çünkü Geleceğin Aslanı ödülü ismi üstünde geleceğe umut veriyor. İlk filmini çeviren sinemacılara verilen bu ödülü almak sinemamız adına gelecek için önemli. Seren Yüce bu başarıyı tek başına kazanmadı tabii. Oyuncu kadrosunun ona inanmışlığı çok önemliydi. Settar Tanrıöğen gibi tecrübeli bir oyuncunun başarnısı tartışılmaz ama ilk filmlerini çeviren iki gencecik insan bu ödülün konseptini tamamlayan en önemli isimler herhalde. Filmin iki başrol oyuncusu Esme Madra ve Bartu Küçükçağlayan… Biz de bu gencecik iki isimle konuştuk. Bakın Bartu Küçükçağlayan ne dedi: “Bundan önce ödüller DVD film alırken üstülerindeki logolardan ibaretti sadece. Bizim filmimizin üstünde de o resimllerden olacak.” İşte dürüst ve etkileyici bir yorum. Daha birçok üstü ödüller ile bezenmiş DVD’ler olması temennisiyle, işte Esme ile Bartu’nun sorularımıza verdiği cevaplar.

 

Projeye nasıl dahil olduğunuzla başlayalım.

Bartu Küçükçağlayan: Seren’i tanıyordum zaten. Bir gün evdeyken yatarken Seren geldi senaryosuyla, ben de okumaya başladım ve hikâyede orada başladı.

Esme Madra: Ben tanışmıyordum Seren’le. Yeni sinemacıların bir filmi olacak, seçmeler yapılacak diye duydum. Seçmeye girdim ama o başka bir filmdi. O kayıttan görmüş Seren beni. Sonrada deneme çekimiyle başladı.

Projeyi okudunuz. Benim bildiğim kadarıyla birkaç yıllık bir proje bu. Sizin ilk sinema filminiz. Peki, bu filmi seçmenizdeki sebep nedir, size en çarpıcı gelen şey nedir?

Bartu: Ben senaryoyu okur okumaz Seren’in bu filmi çok iyi çekeceğini düşündüm. Bende birkaç senedir bir filmde oynamak istiyordum, bu gerçekten tam istediğim gibi bir filmdi. O yüzden senaryoyu okur-okumaz bu iş için her şeyi yapabileceğimi düşündüm.

Peki, senaryonun yönetmeni dışında konusunda içselleştirdiğiniz bir olay var mı? Filmi seçmenize sebep olan?

Bartu: Ben senaryoyu içselleştirdiğim şeylerden ötürü kabul etmedim kesinlikle. Benimle hiçbir alakası yok.

Esme Hanım 2001 yılında ilk uzun metraj tecrübenizden sonra aradan 9 yıl geçmiş. Bu projeyle sinemaya dönmenizin sebebi?

Esme: Senaryoyu okuduğumda çok beğendim açıkçası. Titizlikle yazılmış, güçlü bir senaryo olduğunu düşündüm, oynayacağım karakteri de çok sevdim. Ayrıca Seren’de büyük bir güven verdi bana. Onun çok iyi çekebileceğine ve süper olacağına inandım.

Rollerinizle ilgili bilgi alabilir miyim?

Esme: Benim rolüm Bartu’nun rolüyle bağlantılı. Mertkan’ın sevgilisi. Üniversitede okuyor aslen Van’lı.

Bartu: Ben Mertkan’ı oynuyorum. Mertkan, hiçbir hayali olmayan tamamen babasının gölgesi altında geçirdiği yıllardan bahsediyor. Hayatının çok ağır bir dönemi. Başına her şeyin gelmeye başladığı kısım galiba. Yapacak, karşı koyacak hiçbir şey yok. Far görmüş bir tavşan gibi bakıyor sadece.

Film biraz da 80 sonrası gençliği yorumluyor. Bu anlamda da siyasi diyebiliriz bu film için. Siz bunu biraz yorumlayabilir misiniz?

Batu: Bizde 80 sonrası kuşağız sonuçta yorumlamamayı daha çok seviyorum. Çok sert bir film, izleyince göreceksiniz aynı zamanda çok da politik. Son zamanlarda böyle sert bir film hatırlamıyorum Türk sinemasında.

Trajikomikte diyebilir miyiz?

Batu: Ben çok seviyorum o filmdeki komikliği. Lezzetli hale getiriyor.

Esme: Komik olsun diye komik değil, gerçekten absürt durumlar.

Batu: Ben Venedik’teki gösterimde seyircilerin de bu komik sahnelerde gülmesinden çok mutlu oldum ve biz gerçekten komiklik yapmadık. Bu da filmin lezzeti.

İlk filmleriniz ve yurtdışında önemsenecek bir ödül aldınız. Bunu nasıl karşıladınız?

Esme: İçinde başka hiçbir amaç olmadan yapılan bir şeyin hâlâ görülüyor olabilmesi ve beğeniliyor olması mutlu edici açıkçası.

Bartu: Bir yerden sonra herkes filmi kendi serüvenine dahil etmek için çalıştı. Parçası olduk bir şekilde. Filmin içinde olan herkes, kendini düşünerek çalıştı diyebilirim. En ufak bir sorun yaşamadık. Olayların buraya kadar gelmesi, hepimizin bir uçağa binip Venedik’e kadar gitmesine vesile oldu.

Yurtdışı festivallerindeki ödüllendirmeler Türk sinemasına ne kadar katkı sağlıyor? Düşünceleriniz nelerdir?

Bartu: Bizim ilk filmimiz, ilk festivalimiz. Bundan önce ödüller DVD film alırken üstülerindeki logolardan ibaretti sadece. Bizim filmimizin üstünde de olacak o şimdi. Bizim için anlamı bu olabilir. Aslında orada bir azınlık izledi. Ben asıl şimdi ne olacağını çok merak ediyorum. Tamam, orada sevinmemiz, ödüllendirilmemiz çok güzel bir şey ama burada ne olacak? Mesela ananem bu filme gidince ne olacak çok merak ediyorum.

Türk sinemasının sorunlarından biri de filmlerin festival filmleri ve gişe filmleri olarak ayrılması. Sizinde filminizi dili itibariyle festival filmi olarak görebiliriz. Bu yorumda bir hata olduğunu düşünüyor musunuz? Ve endişelerinizin altında bunun bir rolü var mı sizce?

Bartu: Benim bir endişem yok sadece merak ediyorum. Hatta seviniyorum da burada gösterileceği için. Ama öteki filmler çok umurumda değil. Bir yandan da iki binlerin çocuğuyum ben, neyi istersem onu seyrediyorum. Kim ne yapmış hiç umurumda değil, herkes istediğini seyretsin.

Film birde Antalya’daki festivalde gösterilecek. Bu size manen bir farklılık hissettiriyor mu?

Bartu: Bilmiyorum ki çoğunluk karşılaşacak bu filmle.

Esme: Asıl enteresan kısmı burası olacak Bartu’nun da dediği gibi.

Dizi tecrübeleriniz var. Siz bu konuda nerede duruyorsunuz? Dizi endüstrisini nerede konumlandırıyorsunuz?

Bartu: Ben okurken dizilerde oynadım en son 3 sene önce bitti oynadığım bir dizi. Hatta ben bu dizilerde oynarken de; Kenter tiyatrosunda Akbank Sanat’ta sahneye çıktım. Aslında dizilerde yaptığımdan çok daha fazlasını tiyatrolarda yaptım. En son 3 sene önce bir dizide oynadım ve ondan sonra sürekli oyun yaptım bu zamana kadar. 3 yılda 4 tane oyun yaptım. İnsanlar ne düşünüyor çok da düşünmek istemiyorum. Bir isteğim yok açıkçası şunu şöyle yapayım diye. Ama aslında temel olarak istediğim şey; tiyatro yapmak. Bir yerde de dizi yapıyorsam o bir gün tiyatro yapmamı devam ettirmek içindir.

Size de sormak gerek. 2001 yılındaki oyunculuğunuzu çocuk oyuncu olarak da kabul etsek bu kadar dönem geçmiş. Bu uzun arayı niye verdiniz?

 

Esme: Birincisi hâlâ okuyorum, son sınıftayım konservatuarda. Okulda da kendi yaptığımız şeyler var oyunculuk yapmıyor değilim aslında. Bir de arada kısa bir filmde oynadım. Okuldaydım, daha çok öyle geçti. Özel olarak bir şey yapmayayım gibi bir düşünceden değil.

Dizi sektörü için sizin düşünceleriniz neler?

Esme: Benim düşüncem Bartu’dan daha keskin. Mecbur kalmak gibi klişe şeyler var ama ben hiç mecbur kalmak istemiyorum. Bir yerde hepimiz mecbur bırakılmış gibi oluyoruz para kazanabilmemiz için. Ama eğer başka türlü bu para işini halledebileceksem o tarafta durmaya çalışıyorum ve çalışacağımda. Ama bakalım nereye kadar.

Oyunculuk bağlamında çoğunluğun ilk tecrübeleri dizide oluyor. Sinema için sizce bu problemli bir durum değil mi?

Bartu: Bence televizyondaki

bu dönem ikinci bir Yeşilçam dönemi gibi. Sonuçta o setler kuruluyor ve bir hafta da 90 dakika çıkıyor. Onlarda film çekiyorlar sadece sinemada yayınlanmıyor. Bence çok aynı durum. O Yeşilçam döneminde oyuncu kendini ne kadar geliştirebilirdi o filmlerde bilmiyorum. Bir oyuncunun kendini geliştirmesi her zaman kendine bağlı. Bir dizide, bir sette, isterse de evinde olsun. Yıldız hoca bize 24 saattir bu iş demişti. Zaten çok belli kimin oyunculukla ilgilendiği, kimin daha iyi olmak istediği. Her şey çok ortada.

Yeni sinemacıları nasıl yorumluyorsunuz ve yeni sinemacılar gerçekten Türk sineması içerisinde yeni bir dalga olabilirler mi?

Esme: Süper insanlar diyebilirim. Niyet denen şeyin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Niyetlerinde hiçbir problem olmadığını düşünüyorum. Ve bu iyi niyetleriyle yaptıkları işlerin hep güzel sonuçlanacağını düşünüyorum.

Bartu: Ben 99 senesinde 16 yaşındayken tanıştım yeni sinemacılarla. Onların filmlerini seyrederek büyüdüm demek uygun sanırım burası için. Ama bütün filmlerini küçük yaşımdan beri takip ettim. Ve son filmlerinin parçası olmak güzel. Sürekli bir şey söylüyor olmaları süper.

Bundan sonrası için kendiniz adına ne görüyorsunuz?

Bartu: Ben tekrardan Seren bir film yapsın, biz oynayalım-oynamayalım fark etmez bizde yapalım o filmi istiyorum.

Esme: Bende aynısını düşünüyorum.

Kamera arkasıyla olan ilginiz nedir?

Bartu: Ben bu filmde prodüksiyon asistanı, reji asistanı, şoför olarak çalıştım. Gerçekten filmin iki bölümünde benim olmadığım sahne vardı orada kamera arkasında çalıştım. Sayın Barış Özbiçer’in asistanı olarak çalıştım bir 4 saat kadar ve birçok fırça yiyerek çok şey öğrendim. Kamera arkasında da çalıştım ben çok zevkli bir şey. Oyuncuları kaybettim prodüksiyon asistanıyken arabada, sete geç kalmalarını sağladım. Hiç uyumadan 48 saat çalıştım. Muhteşemdi.

Esme: Ben yazıp çizmeye çalışıyorum ama henüz bir şey olmadı. Çok istiyorum, olacak inşallah.

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.