Yine bir set ziyareti… Bu kez Murat Aslan’ın yönettiği Pak Panter filminin setindeyiz. Oyuncular filmdeki aksiyondan illallah etmiş, herkes kaşını gözünü yarmış. Omzu çıkan bile var. Ama herkes iyi bir iş yaptık duygusunda. Doğa Rutkay ve Ufuk Özkan filmle ilgili sorularımızı yanıtladılar. Zorlu bir aksiyom filminin güzellemesinden bahsettiler!

Banu Bozdemir / Murat Tolga Şen

Öncelikle bu filmle nasıl dahil olduğunuzla başlayalım…
Doğa Rutkay:
Ben tam tatile çıkacağımı hissettiğim bir dönemdi, televizyon programım bitmiş. Arzu Film’den aradılar gittim. Ben komedi filmi sandım, genelde o tür filmlere tercih edildiğim için… Aksine filmde komik olmayan tek rol edildi. Benim için iyi bir tecrübe olacaktı. Çünkü komedi yaptığım için hep. Hem çift dil kullanmak, atlamak, zıplamak işime geldi. Biraz kendimi yormak istedim ve kabul ettim.
Rolünüzü biraz daha açabilir misiniz?
Doğa Rutkay:
Kız Azeri, orada doğmuş. Sonra Türkiye’ye gelmiş. Ana dili gibi Türkçe ve İngilizce konuşabilen, iyi bir ajan. Çatışma kafası olan biri. Fakat filmin içinde bununla ilgili de süprizler var yani bunun da kadın olduğuna dair. Çünkü kızı hep erkek gibi görüyorsun giyiminden kuşamına, tavırlarına ve ukalalığına kadar. Bana hiç benzemeyen bir kızı oynadım ilk defa.
Ufuk bey bu ilk sinema filminiz. Dizi ve sinema oyunculuğunu karşılaştırarak başlayabiliriz.
Ufuk Özkan:
Oyunculuğu ilgilendiren gerek tiyatro sahnesi olsun, gerek dizi oyunculuğu olsun bunlar birbirinden ayırt edilemeyecek kıvamda olan işler. Ama tabii ki bunun karar mercii yapımcılar ve halktır. Ama ben her kulvara bir oyuncu olarak aynı samimiyetle, namusla ve ölçüyle yaklaşıyorum. O yüzden aralarında bir fark olduğunu söylemek haddim değil. Daha çok yeniyim çünkü. Ama tabii ki sinema filmi televizyon dizilerine nazaran daha detaylı çalışılan, daha yoğun ve yavaş çalışılan, daha maliyetli ve kalıcı bir iş. Televizyon dizileri hakikaten haftada 90 dakikalık, zamana karşı yarışılan işler. O yüzden aralarında çok fark var. Tercih ettiğim bir şey yok, ben sinemayı çok sevdim bundan sonra hep sinema yapacağım diye bir şey yok. Her biri de önemli benim için…
Bu arada bıyığınız takma mı?
Ufuk Özkan:
Evet takma. Bunu sormuş olmanız çok güzel. Demek ki çok gerçekçi duruyor. Ama sağ olsunlar gerçeğe çok yakın yaptılar, hiçbir şekilde sırıtmıyor. Sanat ekibimizi, makyözümüzü tebrik ediyorum.
Doğa hanım aksiyon sahnelerinde zorlandığınızı söylediniz.
Doğa Rutkay:
Kolum yırtıldı benim. Çok dikkate alınmadı ama. Alçıya alınacaktı. Ben doktorlara diz çöküp yalvardım. Alçıya alsalardı filmi bitiremezdik çünkü dokumu yırttım yani.
Peki zorlu sahneler için dublör kullanmıyor musunuz?
Doğa Rutkay: Dublörüm var ama ben hiç dublör kullanmadım ki. Sadece bir yerde. O da giden trenden atlarken. Onu da ben yapmayayım artık. Onun dışında ben her şeyi gözümden yaş gele gele oynadım yırtık kolumla.
Filmin seri olması isteniyor, düşünülüyor. Diyelim ki James Bond serisi gibi tuttu. Kendinizi bu rolün içinde çok uzun süre düşünür müsünüz? Rolünüzü sevdiniz mi?
Ufuk Özkan:
Şimdi bir filmin tutması için o filmin gişe yapması lazım. Benim için en büyük hedef ikincisini yapabilecek kadar bir gişe yapması. Sonra da üçüncüsünü. Bu oyuncu ve yapımcı için bir istikrardır. Ümit ederim tabii. Seyirci sizi farklı maceraların içinde görmek ister o da oyuncuyu onore eden yapımcıya da güzel güzel paralar kazandıran bir iş haline dönüşür.
Eğer bu film bir seriye dönüşürse, yine zorlu sahneleri kendimiz mi oynarsınız?
Doğa Rutkay: Yok kendim oynarım. Çünkü hoşuma gitmedi aslında yalan söylemeyeyim. Dün de Angelina Jolie’yi izledim Salt filminde. Bütün kaşını yarmış. O da dublör kullanmak istememiş. Oyuncu olup, niye bir başkası beni canlandıracak durumu devreye giriyor sanırım. Egosal bir durum o. Ben öyle düşünüyorum. Çünkü her sahnede dublör vardı. Hepsini ben yaparım dedim. Ama çok zorlandım gerçekten de…
Komedi aksiyon filmi. Aksiyon sahneleri çok ve denenmemiş çoğu. Başarılı olacağını tahmin ediyoruz. Komedi yaratmak da çok başarılısınız bu arada. Aksiyonun içinde yer alıp, aksiyon oyuncusu olmak da ister misiniz?
Ufuk Özkan:
Yine haddim olmayarak söylüyorum. Anladığım kadarıyla on yıldır yapıyorum bu işi okuldan mezun olduktan sonra. Şunu gördüm ki, komediyi layığıyla, namuslu yapmak ve insanlara sevdirebilmek zor bir iş. Bence iyi komedi oynayan, herhangi bir rolde, tezatındaki rolde bile söz hakkına sahiptir. O yüzden haklısınız benim yaptığım son işler birbirine benzeyen tipler. Biraz üçkağıtçı, biraz kısa yoldan köşeyi dönmeye çalışan, haylaz, şeytan tüyü olan ve işe yaramaz tipleri oynuyorum. Ama yapımcılar da bu işi gazoz kapağıyla yapmıyorlar. Çok büyük rakamlar, gelirler giderler var. İnsanlar bana bu tarz rolleri neden oynadığımı sorduklarında onlara şöyle diyorum. Ben bir oyuncuyum. Özellikle beni tercih eden yapımcıya teşekkür ediyorum. Bu oyuncuyu onurlandıran bir şeydir. Benim oyunculuğumu ittiren bir şeydir. Kıstasım yok tabii sadece komedi oynarım diye. Bir gün tam tezatında bir şey oynamayı gösterebilirim. Dramada da başarılı olmuş, çok yönlü, başarılı bir oyuncu dedirtmeyi de istiyorum. Sokakta herkes beni sokakta görünce gülüyor, korkutmayı da isteyebilirim yani. Komedi yaptığım için asla gocunmuyorum, çok mutluyum.
Peki aksiyon sahnelerinin hakkıyla verildiğini düşünüyor musunuz?
Doğa Rutkay: Yönetmenimiz Murat Aslan bu konuda gerçekten bir deha. Bizi parçaladı. Hiç başrol oyuncususun, biraz dinlen olmadı. Canımıza okudular. Ben bizzat kendim olarak giden bir trende çatışma çektim. Bunun nasıl yansıdığını bilmiyorum tabii ama ben oyuncu olarak ‘bana güç ver, bu sahneyi becerebileyim Tanrım’ noktasına geldim.
Oyuncuları korkutan bir film olmuş sanırım…
Doğa Rutkay: Evet, aynen öyle. Tren gidiyor, iki silah birden kullanıyorum, geri geri gidiyor, ters ateş ediyorum. Kuru sıkı vardı. Ben zorlandıysam oyuncu olarak tahmin ediyorum o sahneler inandırıcı olmuştur.
Bu kadar esaslı çatışma sahneleri içeren filmin salt aksiyon filmi olmasını tercih eder miydiniz? Biz de ajan filmi geleneği yok, olmayan bir şeyin parodisi de dışarıdan ödünç alınmış oluyor.
Doğa Rutkay: Sanıyorum etmezdim. Evet biz de böyle bir gelenek yok, bu filmle yaratılmaya çalışılıyor. Bu filmde politik bir hicivde var. Paranoyak bir iktidarın kavgasını da veren bir film aslında. Çok derin. Sadece güldük ettik değil. Başka yerlere dokunan da bir film. Aksiyon filmi olsa da yapardım. Normal hayatta bana kimsenin yaptıramayacağı şeyleri yaptım. Ama bunu da para kazanıyorum diye yapmıyorsun. Oyunculuk içeriden dürtüyor seni. Tamamen kendi iç savaşın. Biraz hastalıklı bir şey ya.
Türk sineması türlere daha fazla girmeye başladığı için oyuncuların da sergileyecekleri performansları artıyor bu arada. Filmin aksiyon sahnelerinden bahsedebilir miyiz?
Ufuk Özkan:
Mesela Kurtköy’de F1’de şöyle bir sahne çektik. 20 araç aynı anda ve belirli biz hızdayken ben onların arasında Zed 4’le beraber zigzaglar çiziyorum ve arkamdan MOSAD ajanları geliyor ve birbirimize yakın mesafe atışları yapıyoruz. Orada birileri düşüyor ölüyor. Ben aynı hızda devam ediyorum, sonra bir helikopter geliyor. Ben giden tırın altına girip çıkıyorum. Yarım metrelik bir boşluk var. Trendeki çatışma sahnesi de etkili. Yaklaşık iki gün sürdü. Treni üstünde koşan, trenin camını kırıp içeri giren ajanlar. Uçmalar. Bak işte buraları yardık. Yönetmenimizin de dediği gibi bugüne kadar denenmemiş aksiyon numaraları var ve filmi o anlamda çok da zenginleştiriyor. Şöyle bir handikabımız oldu tabi. Hollywood’da insanlar bu tür sahneleri bir haftada çekiyor. Ama ekibimiz hakikaten benzetmesi doğru mu ama pire gibi. Herkes çok sıkı çalıştı. Zamana karşı çalıştık. İstanbul’un sıcağına ve nemine rağmen çok gerçekçi aksiyon sahneleri çektik. 12 Kasım’da bekliyoruz herkesi. Ondan sonra ben size soracağım nasıl buldunuz diye?
Genel eğilim düşük bütçe üzerinden çok para kazanma düşüncesi Türk sinemasında. Burada tam tersi. Türk sinema seyircisi bunun karşılığını verebilecek mi sizce?

Doğa Rutkay: Genelde gişelerle ilgili tahminlerim tutmuştur. Burada Ufuk’u (Özkan) ön plana çıkarabilirim. Bambaşka bir komedi türü sergiliyor, izlediğimiz oyunculukların dışında bambaşka bir şey yarattı. Ve sanıyorum çocukların çok ilgisini çekebiliri. Bu filmin çocuk seyircisi olabilir ve biz çok şaşırabiliriz. Çocukların Ufuk’a delirdiği bir film olabilir. Ufuk’la olan birebir sahnelerimizde gülmemek için dudaklarımın içini yedim yani. Şenay Akay’ı da çok başarılı buluyorum.
Manken – oyuncu denklemi burada kayboldu o zaman?
Doğa Rutkay: Ben onu hiç diyen biri değilim zaten. Üstelik tiyatro eğitimi veriyorum Müjdat Gezen’de. Ben de çocuklarıma eğitimi öneriyorum ama bir Şenay Akay örneği de var burada.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here