6-13 Mayıs tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek 13. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için geri sayım başladı. Bu sene Festival, “Kötülük” temasıyla yola çıkıyor ve kadınlara atfedilen kötülüğün hem hayatta hem de sinemada nasıl karşılık bulduğunu sorguluyor.

Kötülüğün şuh kahkahası: Lale Belkıs

Festival’in bu seneki ödüllerinden ilki temaya da denk düşüyor. Türkiye sinemasında “kötülük” denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Lale Belkıs bu senenin Uçan Süpürge Onur Ödülü’nü alacak. Filmografisi yalnızca 15 filmden oluşsa da belleğimizde sarsılmaz bir yer edinen Belkıs, “kötü kadın” olmanın iyiliğinin karşılığını nihayet alacak görünüyor. Festival’in Bilge Olgaç Başarı Ödülleri ise usta oyuncu Gülsen Tuncer’e ve pek çok isme ilham vermiş sanat yönetmeni Deniz Özen’e veriliyor. 6 Mayıs’ta yapılacak açılış töreninde bu ödüllerin yanı sıra Festival’in ilkini düzenlediği “Kötülük” temalı “Kısa Film Yarışması”nın kazananları da sahiplerini bulacak.

 

Her biri ödüllü, her biri ayrı renk

Dünyada Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Ödülü’nü veren tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge’nin yarışmalı bölümü “Her Biri Ayrı Renk”te son yılların öne çıkan, ödüllü filmleri yer alacak. Avustralyalı canlandırmacı Sarah Watt’ın ikinci konulu uzun filmi Seks Olmadan Bir Yılım (My Year Without Sex, 2009), Transilvanya Film Festivali’nden halihazırda FIPRESCI’li Esther Rots filmi Derimden İçeri (Can Go Through Skin, 2009), bol ödüllü Meksika yapımı Nora’sız Beş Gün (Cinco Dias Sin Nora, 2008) bu bölümün öne çıkan filmlerinden bir kaçı.

 

Cinselliğin sinemadaki canlandırması

Festival’in Retrospektif bölümü canlandırma sinemasının önemli isimlerinden Signe Baumane’ye ayrılmış. En son, geçtiğimiz sene Berlin Film Festivali’nde ‘Birth’ filmiyle yarışan ve sayısız ödüller alan Letonyalı yönetmen Baumane’nin cinselliği dert edinen filmleri Festival’de ücretsiz gösterilecek.

 

Made in Europe

Sinema tarihinden filmlere özel bir yer ayıran Festival bu sene Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin kadın yönetmenlerini seyirciyle buluşturacak. Bu bölümde daha önce Uçan Süpürge’nin programında yer almış ve büyük ilgi görmüş filmlerin yanı sıra Türkiye’ye daha önce uğramamış klasikler gösterilecek. Iciar Bollain’den Lynn Ramsey’e, Ruth Mader’dan Dorotha Kedziersazska’ya kendi sinema dilini yaratmış 7 usta kadın yönetmenin filmlerini özleyenler ve ilk kez görecekler için kaçırılmayacak bir fırsat.

 

PEN en iyileri seçti

Festivalin geçtiğimiz sene Sinema Yazarları Derneği’ne (SİYAD) üye kadın yazarlar arasında düzenlediği “En İyisi…” bölümünün bu seneki konuğu PEN Türkiye Merkezi oldu. Merkez’e üye kadın yazarlar arasında yapılan “En sevdiğiniz ‘kadın filmleri’ nedir” konulu soruşturmadan seçilen üç film Festival programında gösterilecek. Bunlardan geçen sene de listenin birincisi olmuş Jane Campion klasiği Piyano’yu (The Piano, 1993) yıllar sonra yeniden sinemada izlemek heyecan verici olacak. Campion, tanımadığı bir erkekle evlenen Ada’nın, dokuz yaşındaki kızı ve piyanosuyla birlikte Yeni Zelanda’ya gelişini ve kocasına karşı en büyük tutkusu olan piyanoyu savunuşunu anlattığı bu filmle, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan ilk kadın yönetmen, Oscar’larda da aday olan ikinci kadın yönetmen olarak sinema tarihine geçmişti.

 

Kadın yönetmenlerin gözünden erkekliğin sorgulandığı filmlerden kurulu “Erkekler Matinesi”, “Pembesiz Mavisiz” gibi geleneksel bölümlerin yer aldığı programda Festival’in olmazsa olmazları belgesel ve kısa filmler Alman Kültür Merkezi’nde ücretsiz gösterilecek.

 

Festivalin programı 19 Nisan’dan itibaren www.ucansupurge.org adresindeki web sitesinden takip edilebilir.

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.