Fırat Sayıcı

Üç aşağı beş yukarı mitolojinin sözlük tanımı şu şekilde: “Mitoloji bir din veya bir halkın kültüründe tanrılar, kahramanlar, evren ve insanın yaratılışına dair tüm sözlü ve yazılı efsane birikiminin ve bu efsanelerin doğuşlarını, anlamlarını yorumlayıp, inceleyen ve sınıflandıran bilim dalının adıdır.” Nesilden nesile aktarılan söylenceler, efsaneler, bir ulusun söze dayalı belleğini oluştururken bir yandan da o ulusun hayal gücünü ortaya koymakta. Evrenin oluşuma dair söylenceler, tanrılara dair söylenceler ve de kahramanlara dair söylenceler, mitolojinin belli başlı sınıfları… Gerek dört büyük kutsal kitapta olsun, gerekse diğer dinlerin kitaplarında olsun, mitolojik hikayeler, kahramanlar mevcut. Hatta bir çoğunda ortak hikayeler de bulmak mümkün.

Mitoloji sinemaya aktarılırken genelde iki yol izleniyor. Ya doğrudan mitolojik hikayenin filmini çekmek ( Beowolf, Minatour, Clash of the Titans..vs.), ya da mitolojik hikayeyi çağdaş bir metne sokmak( Yüzüklerin Efendisi, Star Wars, Harry Potter, Percy Jackson, Narnia Günlükleri, Mumya…vs). Eskiden stop motion tekniğiyle sinemaya aktarılan mit karakterleri günümüz izleyicisi için inandırıcılıktan uzak kuşkusuz. Ancak efekt kullanımının kolaylaştığı ve daha gerçekçi sonuçlar verdiği günümüzde mitolojik yaratıklar ve kahramanların yeniden yaratımı daha kolay artık. Bu ay vizyona giren Clash of the Titans’tan yola çıkarak sinema tarihinde kısa bir mitolojik yolculuğa çıkarmak istedik sizleri. Ancak, bu sayfalara sığmayan ve atladığımız filmler için de şimdiden kusura bakmayın deriz.

 

“Beowulf”

 

Christopher Lambert’in 99 yılında rol aldığı film bir Anglosakson destanına dayanıyor. Danimarkalılar, Grendel adında insanları öldüren bir canavarla mücadele etmektedirler. Geatler’in ünlü savaşçısı Beowulf, Grendel’in ününü duyar ve Danimarka’ya gelerek Grendel’i ve de şeytani annesini öldürür. Beowulf ülkesi Geatland’a döner, oranın kralı olur. 50 yıl sonra Geatland’ın başına bir ejderha bela olur. Yaşlı Beowulf, ejderhayı öldürür ama kendi de ölür. Yaklaşık 30.000 dizeden oluşan destan tüm eski İngiliz şiirleri gibi adsızdır. Destan 2007 yılında da üç boyutlu filmlerin öncülerinden olan Robert Zemeckis’in elinde yeniden can bulmuştu. Ray Winstone, Anthony Hopkins, John Malkovich, Robin Wright Penn ve Angelina Jolie’nin yer aldığı film iyi bir gişe başarısı elde etmişti.

 

“Clash of the Titans”

 

Desmond Davis’in yönettiği 1981 yapımı filmin başrollerinde Laurence Olivier, Claire Bloom,

Maggie Smith ve Ursula Andress gibi önemli isimler var. Ödüllü bir mitolojik yapım olma özelliği de taşıyan filmin dayandığı mitoloji coğrafyası Yunanistan. Bir tanrı olarak doğan ancak insan gibi yetiştirilen Perseus, ailesini yeraltı dünyasının kinci tanrısı Hades’e karşı korumak konusunda çaresizdir. Kaybedecek hiçbirşeyi kalmayan Perseus, Zeus’un güçlerini ele geçirebilecek ve dünyaya cehennemi yaşatabilecek Hades’e karşı, çok tehlikeli bir görevi yönetmeye gönüllü olur. 2010 versiyonunda ise Sam Worthington, Liam Neeson, Ralph Fiennes’i başrollerde izleyeceğiz.

 

 

 

“Jason and the Argonauts”

1963 yapımı filmin yönetmeni Don Chaffey. Todd Armstrong, Nancy Kovack, Gary Raymond, Laurence Naismith ise başlıca rolleri paylaşan isimler. Sinemaseverlerin hafızasına iskeletlerin savaştığı sahnelerle kazınan film, stop motion tekniğinin iyi örneklerinden. Ray Harryhausen’ın görsel efektleriyle başarı kazanan filmin konusu kısaca şöyle: Jason’un kral babası, amcası tarafından öldürülür. Jason büyüyüp genç bir adam olduğunda krallığı amcasından geri almak istemektedir. Bunun için ise uzak bir diyardaki altın postu ele geçirmesi lazımdır. Bu tehlikeli yolculukta ise kendisine özel güçleri olan kişiler eşlik edecektir.

“Siyah Orfe”

Vinicius de Moraes’ın konusunu Yunan Mitolojisi’nden aldığı 1954 tarihli Orfeu da Conceição adlı oyunundan senaryosunu Marcel Camus ve Jacques Viot’un birlikte uyarlayıp yazdıkları filmin yönetmeni de Marcel Camus’dur. Camus’nun ayrıca filmde bir rolü de var. Filmin diğer oyuncuları ise Breno Mello, Marpessa Dawn, Fausto Guerzoni ve Lourdes de Oliveira… Yunan mitolojisinde yer alan Orpheus ve Eurydice efsanesinin karnavallar diyarı Rio de Janeiro’ya uyarlanmış şekli olan film gerçekçi üslubuyla sinema tarihinde saygın bir yer edinmiş durumda.

 

“Truva”

Wolfgang Petersen’in yönettiği 2004 yapımı Truva’nın başrollerinde Brad Pitt, Eric Bana, Orlando Bloom ve Diane Kruger’ı görüyoruz. Neden Türkiye’de çektiremedik filmi diye yakınaduralım, film fantastik-mitolojik-tarihsel eserler arasında hak ettiği yeri çoktan buldu bile. Truva Prensi Paris ile Isparta Kraliçesi Helen birbirlerine aşıktırlar. Paris’in Helen’i kocası Kral Menelaus’tan çalması kabul edilemeyecek bir hakarettir. Mikene Kralı olarak büyük bir güce sahip olan Agamemnon, Helen’i Truva’dan geri getirerek kardeşinin şerefini kurtarmak için kısa sürede Yunanistan’ın tüm ordularını bir araya toplar. Prens Hektor’un savunduğu duvarlarları aşması için sadece topuğundan öldürülebilen Aşil görevlendirilecektir.

 

 

“Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı”

Deniz Tanrısı Posedion’un genç oğlu Percy, Fırtınalar Tanrısı ve aynı zamanda tanrılar kralı olan Zeus’un şimşek asasını çalmakla suçlanır. Suçsuzluğunu kanıtlamak, tanrılar arasında olası bir savaşı önlemek ve büyük bir gizemi çözmek için arkadaşlarıyla beraber denizaşırı büyük bir maceraya atılır. Mitolojik hikayelerin fantastik edebiyatta baş tacı edildiği 20.yy edebiyatı tek tek sinemaya aktarılıyor. Uma Thurman ve Pierce Brosnan gibi ustaların genç oyunculara eşlik ettiği film özellikle de küçükler ve ergen gençler için bir mitoloji dersi niteliğinde…

 

“Narnia Günlükleri”

 

C.S Lewis’in ölümsüz fantastik kurgu serisi de vakit kaybetmeden sinemaya aktarıldı elbette. Dünya çapında milyonlarca satmış, klasik mertebesine ulaşmış bu eserin de ana kaynağı mitoloji. Yaşlı bir profesörün evinde saklambaç oynarken tesadüfen keşfettikleri bir gardrop sayesinde yepyeni dünyalara açılan dört çocuğun macerasını konu alan hikaye, konuşan hayvanları ve mitolojik yaratıklarıyla peri masallarındakine benzer büyüleyici bir dünyanın resmini çiziyor. Özellikle mitolojik yaratıklardan oluşan iki ordunun çarpışma sahnesi fanatiklerin ilgisini çekmişti.

“Yüzüklerin Efendisi”

Edebiyat tarihine fantastik alanda damgasını vuran ve dünya çapında fanatikleri olan, J.R.R. Tolkien imzalı Yüzüklerin Efendisi, Peter Jackson tarafından sinemaya aktarıldı. Hem de büyük bir ihtişam ve başarıyla… Elijah Wood’dan Ian Holm’a, Liv Tyler’dan Cate Blanchett’e, Viggo Mortensen’den Ian McKellen’e kadar sağlam bir oyuncu kadrosuna sahip film, Grek mitolojisinden Doğu efsanelerine kadar her türlü alt hikayeyi barındırıyordu.

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.