Banu Bozdemir

80’lerin yakışıklı jönü, Jim Carrey’le aralarında tuhaf bir benzerlik olsa da daha ve pek yakışıklı olduğu su götürmez bir aktör Matt Dillon… Bugüne kadar birçok rolde karşımıza gelmiş, birçok ödülü kucaklamış olmasına rağmen magazinin hayatımıza kattığı o mayhoş tattan o da nasiplendi. Cameron Diaz’la birlikteyken Maria Carey’le olan olan münasebeti pek bir konuşuldu.
18 Şubat 1964 doğumlu aktör New York’ta, İrlanda kökenli Amerikalı Katolik anne-babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir kız ve dört erkek kardeşi var, hatta kardeşlerden Kevin Dillon da aktör…
1979’da ilk sinema filmi olan Over the Edge isimli filmde rol aldı ve Francis Ford Coppola filmleri olan The Outsiders ve Rumble Fish’e kadar orta karar gençlik filmlerinde oynadı… Coppola filmleriyle başlangıç yapmak ona iyi geldi sonra bir süre Gus Van Sant’ın has adamlığına soyundu… Sant’ın Drugstore Cowboy filmi eleştirmenlerce beğenildi, dolayısıyla o da… Filmde eczaneleri soyan Bob rolündeydi… Singles müzikleriyle hayran bırakan Dillon’ın çılgın hallerinin tavan yaptığı bir filmdi, sonrasında Nicole Kidman’ın kocasını canlandırdı To Die For’da… Ama hırslı karısının önünde engel olan bir koca… Wild Things ve Ah Mary Vah Mary filmlerinde rol aldı ve MTV Film ödüllerinde performansıyla en iyi kötü adam oldu…
Bir oyuncunun bir gün yönetmen olma hayali onda biraz erken nüksetti ve 2002 yılında City of Ghosts filmini yazdı yönetti ve oynadı… Pek parlak geçmeyen bu deneyimin ardından Crash’le rahatladı diyebiliriz… Crash birbirine bağlanan insan öyküleriyle dikkatleri fazlasıyla çekti ve Dillon bu filmle Akademi ve Altın Küre’ye aday oldu… Irkçı bir polisi canlandırdı o filmde… Güçlü bir Oscar adaylığı yakalamasına rağmen geceden boş döndü!

         

Crash ve Factotum arasına Herbi: Fully Loaded’i sıkıştırdı iyi mi yaptı bilmiyoruz ama! Factotum filminde Bukowski’nin öteki kişiliği oldu, Rumble Fish’de abisi olan Mickey Rourke da Barfly’da Bukowski’yi canlandırmıştı diye aralarında zorlama bir bağ bile yaratabiliriz! Sen, Ben Ve Dupree’de yakın arkadaşı Dupree’den illallah eden, evlenmek üzere olan bir adamdı… Biz de gecikmeli vizyon yakalayan yani bu ay vizyona girecek olan Old Dogs da ise Robin Williams ve John Travolta ile birlikte rol alıyor ve bu ikilinin arasındaki ikişkiye anlam veremeyen yaz kampı yöneticisini canlandırıyor… Yolda başka filmleri de var ama vizyon kısmet işi…

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.