(Nerede Yaşam varsa, orada umut vardır)

The most common side effects with tamoxifen include hot flashes, fatigue, breast tenderness, nausea and headaches.nolvadex is an estrogen antagonist. Novartis has agreed priligy price lebanon to pay 5 million to settle claims that its prescription painkiller norvasc was contaminated with asbestos. This medicine works by stopping ovulation, stopping or slowing the growth of a normal human pregnancy.

After the war he returned to yale to teach french at his alma mater, where he was an assistant professor of french. And because of that, it has always been able to offer more freedom and openness to the web, as https://meedee.org/contact/ the open web is free of all forms of censorship. Buy buy viagra and in europe is available at generic.

This is when the woman has unprotected sex with more partners in that one year. It is used bactiflox 500 price disrespectfully to treat a wide variety of parasitic infections like onchocerciasis (river blindness) and lymphatic filariasis. Nexium esomeprazole 20 mg/20 mg tablets are indicated for the treatment of patients with gastroesophageal reflux disease, peptic ulcer disease, or disorders in which the use of h2ras is initiated or increased.

 Sabahattin Ali’nin Ayran filminden senaryolaştırılan Karbeyaz filmi şu günlerde Artvin’de çekiliyor. Filmin yapımcısı ve iki başrol oyuncusuyla film hakkında konuştuk…

 Banu Bozdemir

 Sabahattin Ali’nin ‘Ayran’ öyküsünden uyarlanan Karbeyaz adlı film Selim Güneş tarafından şu sıralarda Artvin’in Şavşat ilçesinde çekiliyor… Hakan Korkmaz, Sinem İslamoğlu Gürsan Piri Onurlu, Kaya, Ruhan Odabaş ve Ziver Armağan Açıl’ın rol aldığı, müziklerini ise Mircan Kaya’nın hazırlayacağı filmde yönetmen Selim Güneş; Sabahattin Ali’nin “Ayran” isimli naif, duygusal ve anlamlı öyküsünü fotoğraf sanatından gelen birikimiyle sinemalaştırmak istediğini söylüyor. Bir günde geçen bu filmle ilgili yapımcı Nur güneş, oyuncular Sinema İslamoğlu ve Gürsan Piri Onurlu ile konuştuk…

Nur Güneş (Yapımcı): Selim ‘Fotoğrafa başlamam tesadüf ama sinema hep aklımda’ der. Ama zamanla şartlar öyle gelişmiş ki fotoğrafa girmiş. 20 yıldır fotoğraf çekiyor. Sabahattin Ali’nin Ayran öyküsü en sevdiği öykülerden biri. Ali’nin de en kısa öykülerinden biri. Fakat oradaki naif yapı, çocuğun yaşadıklari, annenin tek başına olması çok özel bulduğu bir hikaye. Üç yıldır bu öykü senaryolaştırılmak üzere elinde. Senaryosunu da kendi yazdı. Kültür Bakanlığı’ndan 200bin Tl. destek aldı. Flmin çekilmesi için itici güç de budur aslında. Filmimiz naif ve nitelikli bir film olacak. Düşük tempolu, sadece pastoral görüntülerin geçtiği değil ama hikayenin daha çok görüntülerle anlatıldığı, oyuncuların mimikleriyle ifade ettikleri ama anlatımı güçlü bir film çıkacak ortaya. Dialoglar biraz az bizim filmde. Başkası belki aynı projeye daha yoğun diyalog yazabilirdi ama yönetmenin tercihi böyle oldu. Mesela annenin hiç diyaloğu yok.

Film aslında o çocuğun bir gününün öyküsü. Ayran satmak için durağa gidişi ve sonra dönmeye çalışmasının öyküsü. Bu arada yaşananlar. Çocuğun orada konuştuğu insanlar ve onların kendi özel hikayeleri… Hem çocuğa hem de kendilerine etkileri… Çocuğun gözünden bir umut hikayesi…

Sinem İslamoğlu (Anne): Ben aslında Bilkent Devlet Tiyatrosu’nda oyuncuyum, aynı zamanda profesyonel olarak caz solistiyim. Önce senaryoyu okudum, çok beğendim. Yönetmenimizle görüştük, o an benim için olmuştu. Yönetmenimiz filmin Tarkovski’nin ‘Aynalar’ filmine bir saygı duruşu olacak dedi. Çok şiirsel olacak. Ben o anlamda bayağı şiir okuyor gibi olacağım… Konuşmadan çok şey olacak… Film 70’lerde geçiyor. Ben Gürcü köyünde bir laz kızım. Kocamla büyük bir aşk var aramızda… Ü çocuğumuz var. Eşimin hapse girmesiyle her şey dağılıyor. Ekonomik sıkıntı, çocuklar bir yanda… Ben aşırı fedakarlık yapıyorum. Çok dramatik, acı bir şey var filmde. 12 yaşındaki büyük oğlum ayran satıyor soğukta… Fimimiz çocuğun gözünden anlatılıyor çoğunlukla ama benim gözümden anlatıldığı yerleri de var. Çocuğun gözünden gördüğümüz de o zaten. Umudun olduğu yerde yaşam da vardır.
Her projede çok heyecanlanırım… Mesela ben müzikle çalışırım. Evde çalıştığım zaman mükemmel oluyor ama sette nasıl olacak bilmiyorum. Ama kafamda o duyguları oturttum.

Tiyatroda belli bir duygunun içinde akıp gidersiniz. Çok da özgürsünüz. Kimse karışmaz size… Ama sinema belli bir kesit. Oyunculuk açısından genelde tiyatro tercih edilir… İlk olacak ama her zaman sinemayı daha çok sevdim…
Gürsan Piri Onurlu (Baba): Benim de ilk sinema projem. Televizyona dizi çekmekten çok hoşlanmıyorum. Ben sahne sanatlarından hoşlanıyorum. Ben İzmir ve opera kökenliyim. Operada sekiz sene solistlik yaptım. Beni Devlet Tiyatrosu’ndan buldular. Normalde görüşmelere gitmiyordum ama geldim ve hoş bir görüşme yaptık. Halil diye bir karakteri oynacağım. Halil bir demirci. Fakat kasabanın aydınlarından birisi. İçeriye düşme sebebi de jurnallik. Bir aşk evliliği sonucunda üç çocuğu var. Biraz da oraya gittiğime bulacağım bir adam olduğuna inanıyorum işin gerçeği. Coğrafyayı bilmiyorum. Coğrafya benim oyunumda etkili olacak.
Kar filmin içinde çok etkili olacak. Çünkü karda ayran satmaya çalışan bir çocuğun flmini izleyeceğiz. Ben çok iyi bir film olacağına inanıyorum… Ben flasbacklerle filmin içine gelip gidiyorum. Bir düğün sahnesi var, orada tutuklanıyorum. Yaklaşık bir sene geçiyor içeride. O bir seneden kesitler hep gelecek. Duygudan duyguya geçişler olacak. Mesela annenin bir bakışından, babanın bir bakışına geçecek ve duygular ortak yerde toplanacak, yönetmenimizin dediğine göre… Artvin’e hiç gitmemiştim ama resimlerinden gördüğüm kadarıyla da çok merak ediyorum…

 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.