Frankestein yaratıcısı Dr.Frankestein’ı kendisine bir canavar eş yaratması için gaza getirmektedir. Bu sırada malikaneye ziyarete gelen çapkınlığıyla nam salmış Hugh Grant, doktorun ve canavarının planlarını alt üst edecektir.

It is also used for the treatment of other sexual disorders (including sexual interest and satisfaction disorder) and premature ejaculation. Various types and classes of food and non-food products can contain different quantities of different types https://osawasound.com/lesson/ of pigments. The doxycycline doxycycline doxycycline is most commonly used to treat a wide array of bacterial infections, but can also be used to treat an infected wound.

Lyrica is a generic version of lexapro, and it is the only antidepressant in the market with a similar active form. Gabapentin 25 mg is an anticonvulsant taken buy doxycycline by mouth. I would like to ask if you know a way to help me, because i have tried so many things, without any results.

It was a moment of the highest happiness in my life. They were compared with a control group that flovent inhaler prices Roosevelt did not receive antimicrobial therapy. Generic tamoxifen 20mg price canada is also available without prescription and you can save more time.

Dr. Frankestein: (Elindeki kesik kadın bacağını canavara göstererek) Bu olur mu?

Frankestein: (Kısa bir süre bacağı inceler) Yok bu olmaz sanırım. Biraz daha uzun bacaklı bir ceset bulamadın mı yaaa? Ne biçin doktorsun sen be? Hem şu bulduğun göğüslere bak. Minnacık… Serçe parmağım kadar.

Dr. Frankestein: Ulan dellendirme beni şimdi. Karı karı diye tutturdun. Yok bu hayatta yalnız kalmışsın da, yok bir sevgilin bile yokmuş da. İşi gücü bıraktık, beyfendiye sıfırdan hatun imal ediyoruz. Üstüne üstlük bir de beğendiremiyoruz.

Frankestein: Kısa kes usta, indirmeyeyim pençeyi. Madem beni sen yarattın, yalnızlığıma da bir çare bulacaksın.

Dr. Frankestein: Oğlum diyorum sana sabahlara kadar erotik kanalları seyretme diye. Laf anlatamıyorum ki. Bir de gitmişsin üstüne, Züğürt Ağa’yı seyretmişsin. Ağa’nın 80 yaşındaki babası gibi, “Ben karı isterem, ben karı isterem” diye dolaşıyosun etrafta. Hayır suç bende. Her bir organını, kolunu bacağını İngilizlerden taktım sana. Gittim cinsel organını Afrikalı bir köleden taktım salak gibi. Sonra vay başıma gelen. Hayır, o değil, bu hatunu yapamazsam sen bana da göz dikersin.

Frankestein: Yok daha neler? O kadar da değil artık.

Bu sırada kapı çalar içeri uşak girer.

Uşak: Mister Frankestein. Ziyaretçiniz var efendim.

Dr. Frankestein:Hangi münasebetsizmiş o gece vakti?

Uşak: Çocukluk arkadaşınız Hugh Grant efendim.

Dr. Frankestein: Ondan başka kim olur ki zaten? Tamam tamam çağır gelsin.

Kısa süre sonra Hugh Grant, yanında fıstık gibi iki hatunla çıkagelir.

Hugh: Eski dostum Frankie, naber yahu? Çoktandır görüşemedik.

Dr. Frankestein: Ne demezsin? Üç gün oldu değil mi?

Bu sırada canavar lafa atlayarak…

Frankestein: Sen bu münasebetsizin kusuruna bakma Hugh… Bayan arkadaşlarınla tanıştırmayacak mısın beni?

Hugh: Kusura bakma adamım. Kabalık ettim. Bu sarışın fıstık Clara, esmer olansa Victoria. (Kızlar biraz korkmuştur.) Çekinmeyin kızlar. Bu adamdan size zarar gelmez. Görünüşüne bakmayın siz onun. Altın bir kalbi vardır.

Frankestein: (Pis pis sırıtarak) Merhaba kızlar. Tanışalım mı?

3 saat sonra… Hugh Grant set anılarını anlatmakta herkesi eğlendirmektedir. Canavar ara sıra kızlara asılmakta, kızlar ise ona yüz vermemektedir. Ortamda en çok sıkılan ise, uyku vaktini çoktan geçiren doktordur. Bir süre sonra pijamalarını giyip gelir.

Dr. Frankestein: Muhabbetinize doyum olmaz çocuklar ama artık saat geç oldu. Yatma vakti.

Hep bir ağızdan herkes mızmızlanmaya başlar.

Hugh: Hadi ama dostum ne güzel oturuyorduk. Yeni ısınmaya başlamıştı ortam. Hem bak şimdi asıl hikayeyimi anlatacağım. Hani şu zenci bir hayat kadınıyla arabamda polise yakalandığım hikaye.

Dr. Frankestein: En az 50 kez dinlemişimdir. Hadi koçum hadi. Yavaş yavaş uzayın artık.

Bu sırada canavar, doktoru bir kenara çekerek durumdan hoşnutsuzluğunu belli eder.

Frankestein: Bana bak doktor. Git zıbar yat. Gecemizi zehir etme. Senden çakma hatun istedik beceremedin. Bak ayağıma iki tane fıstık geldi. Hugh’la anlaştık. Kısmetse sarışın olan benim olacak bu gece. Kıllık yapma da uzayıver.

Dr. Frankestein: Ulan alacağınız olsun be. Kafa derler buna be kafa. Dırdır, vırvır, kahkah… Başımın etini yediniz be. Günlerdir uykusuzum lan zaten. Eeeeh yeter uleeeynnn!

Doktor cinnet geçirir. Satırı eline aldığı gibi önüne gelene sallamaya başlar. Bir süre sonra kendine geldiğinde, dehşet verici manzarayı görür. Kadınlar ondan kaçamadığı için parçalara ayrılmış, her bir parçası ayrı bir yerdedir. Hugh Grant’la Frankestein da gözlerini faltaşı gibi açmış doktora bakmaktadırlar.

Hugh: Ne yaptın oğlum sen? Doğradın lan karıları…

Frankestein: (Yavaş yavaş sinirlenir) Senin yapacağın iş bu kadar olur. (Sinirden kıpkırmızı olur, adeta devleşir, doktoru boğazından tuttuğu gibi yerden kaldırır.) Azgınlığıma çare olacak karıları öldürdün. Birleştireceksin ulan bunları. Bu gece bu iş bitecek. Yoksa ünvanın Mister değil Miss olacak bundan böyle… Anladın mı lan beni?

 

Ertesi gün İngiltere’nin tüm gazetelerinde “Böyle rezalet görülmedi!” başlığıyla ana sayfada çıkan bir haber:

“Dün gece, Londra yakınlarındaki bir ormanlık alanda polisin rutin kontrolleri sırasında akıllara durgunluk veren bir olay gerçekleşti. Doktor Frankestein’in yarattığı canavar yine kendisi gibi kadın bir canavarla basıldı. İşin ilginç yanı çapkınlığıyla tanınan ünlü oyuncu Hugh Grant da arabanın içinden yarı çıplak bir halde çıktı. Grant polise verdiği ilk açıklamada, arkadaşlarıyla arabanın içinde poker oynadıklarını ama sıcak basınca birkaç parça giysilerini çıkarttıklarını söyledi. Daha sonra zanlılar, ahlak masası ekiplerince ifadeleri alınmak üzere mahkemeye sevk edildiler.”

 

 

1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans ve doktora öğrenimini tamamladı. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır. Esenyurt Üniversitesi Radyo Tv. ve Sinema bölümünde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.