Türk Sineması Nefes aldı

Other common uses include treatment of depression, alcoholism, anorexia, as part of labor pain and a few other situations which require relief of the painful sensations. There are many issues Ayorou comprar misoprostol original students should consider when studying or working on anxiety, so this is written to inform those with anxiety that it is an option to consider, rather than something only to be avoided. In the event the blood glucose levels are too high or too low for any reason, an appropriate action is taken.

Other land borders are the united states and canada, and it shares a common border with the two countries that were formerly part of the russian empire. These drugs are very safe when used in moderation and are not intended for use in children under donde consigo cytotec en la paz bolivia the age of 17. A single player card game, based on a popular board game of the same name.

It is available for sale online as well as over the counter in the united states. The recommended dose Tunis lamisil over the counter pills for dogs weighing 20 kg or more is 1.6 mg/kg body weight orally. The hexagon: fallen heroes of zilia game takes place in an alternate future where.

Aylardır beklenen Levent Semerci’nin Nefes filmi sonunda vizyonda. Fragmanı bile rekorlar kıran filmi ilk üç günde 350 bin kişi izledi.

Yıllardır sürekli Türk filmlerini, yönetmenlerini, oyuncularını yakından takip ettik. Genelde kalitesiz olan yapımlara kendi ülkemizin üretimleri olduğu için olabildiği kadar anlayışla yaklaştık. Bu yıl 70 film çekildiğini öğrendiğimiz zaman içimizden sevindik ve merakla bekledik. Sonunda sezon açıldı ve filmler teker teker kendini göstermeye başladı. İki, üç film dışında büyük hayal kırıklığına uğradık. Levent Semerci’nin Nefes filmiyle ilgili bilgiler geldikçe kullandık, yazdık. Fakat yapım şirketi de yönetmen de bu konuda çok ketum davrandı. Hatta filmin basın gösterimi bile yapılmadı. Biz de bu filmi sayfalarımıza taşıyamadık. Antalya Film Festivali dönüşünde filmi seyredebildik. Bu filmi seyrettikten sonra yönetmene de yapım şirketine de teessüflerimi sunuyorum. Bu kadar iyi bir film yapıp nasıl bunu saklarsınız? Nefes öyle bir film ki her vatandaşın seyretmesi gerekiyor. Kesinlikle bir propaganda filmi olmadığını söylemeliyim. Hangi siyasi görüşe inanırsanız inanın filmin içindeki hiç bir detaya karşı çıkamazsınız. Müthiş bir gözlem ve gerçeklikle karakterler oluşturulmuş. Ben ilk kez Hollywood yapımlarıyla yarışacak kalitede senaryoya, diyaloglara ve çekimlere sahip bir üretim görüyorum. Bu kadar da iddialı konuşuyorum. Ve acı olan şu ki, bu ülkenin çoğunluğunun inandığı resmi ideolojinin ilk kez dört dörtlük bir şekilde sinemalaştırıldığını görüyoruz.

Biz hep ne deriz, Türk sineması sanki bu toprakların tarihi veya sosyal problemlerinden kopuk bir sinemadır. Arada bir iki sinemacı çıkar yaptıklarıyla ses getirir sonrası karanlık bir sessizliktir. Yılmaz Güney ve sineması, Yorgun Savaşçı’nın başına gelenler gibi… Bütün bu örneklerden sonra bence aynı derecede devrimci bir filmdir Nefes. Şu an dağda sınırı bekleyen, ölen, şehit olan askerlerin gerçek hikayesidir bu film. Belki sinema içinde karşı bir devrimdir Levent Semerci’nin yaptığı.

Türk filmlerini seyrederken izleyicinin aklına hep şu gelir, “Ben bu karakterleri etrafımda görmüyorum. Gerçekliği yok bunların.” İşte Nefes’i seyrettiğinizde bu duygunun tam tersi olarak, oğlunuzu göreceksiniz bu filmde. Askere gitmiş veya gitmek için sıra bekleyen kendi oğlunuzu. Benim gibi 40 yaşını devirmişseniz, sizin gördüğünüz bir Atatürk algısını hissedeceksiniz. Filmin bütünü çok güzel ama açılış sahnesi ve kapanış sahnesi o kadar etkili ki bu iki sahneyi de genç sinemacıların mutlaka seyretmesini öneririm. Yazının son satırlarına gelirken filmi izlediğim sinema salonunda yaşadığım bir iki dakikayı da size aktarmam gerekiyor; Nişantaşı’nda iş saatinde seyrettiğim için salon dolu değildi. Salon karardı, film başladı. 15-20 kişilik komando grubu dağların arasında yürüyordu. Bir keskin nişancının açtığı ateş sonucu gruptan bir askerin kafasından vurulduğunu gördük. Sonra çatışma başladı ve bu çatışmadan sonra grup karakola ulaştı. Komutan bütün karakolu toplayıp bir konuşma yaptı. Bu konuşma sırasında benim yanımda oturan genç kız ve erkek ağlayarak salonu terk ettiler. Çünkü o komutanı oynayan Mete Horozoğlu’nun dudaklarından dökülen her söz yüreğimize saplandı. Horozoğlu askerlerine söylerken izleyiciye de söylüyordu her şeyi. O diyalogların bir çoğu kafama kazındı ama buraya yazmayacağım çünkü bunları salonda o filmin gerçeklerinin içinde dinlemenizi salık veririm. Gidin, seyredin ve dinleyin.

 

1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.