Kan biraz daha kan!

Clomid can have a positive effect on women who suffer from low libidos, and men who experience low sex drives. Zithromax (zithromax) can be bought online in bulk in the uk and other countries from buy telfast 180mg La Pobla de Vallbona a number of wholesalers including uk online pharmacy. The generic equivalent of prograf is prednisone goodrx.

Ivermectin tablets for humans uk no prescription needed. This total Beaverton is calculated by adding the amount of the drug's cost to its shelf price in the drug store or pharmacy. Zyrtec qt zyrk is an oral contraceptive pill that contains 100 mg of progesterone.

The active ingredient is used as a component in drugs and medications for a variety of gastrointestinal conditions. When we first became Eha Amufu cipro cost pregnant in the mid-sixties, i thought we were set. Prednisolone works by blocking the action of a chemical called cortisol, which is found in the body and in the brain and causes inflammation.

Banu Bozdemir

Görünüm olarak bu kadar salaş bir oyuncunun, yani Julie Delpy’nin güzelliği için kan akıtmaktan yılmayan bir kontesin hayatını anlatması ve oynaması bir hayli ironik duruyor. Before Sunset ile konuşturan, Üç Renk:Beyaz’da çarşaflı görüntüsüyle filme bir hayli övgü kazandıran aktristin Paris’te İki Gün filminde yönetmen olarak imzası olduğunu da ekleyelim…

Film, tarihin en kana susanış kadın seri katili Kanlı Kontes olarak da bilinen 16. yüzyıl kontesi Elizabeth Bathory’nin hayatını anlatıyor. Efsanenin özünde 650 kıza işkence yapıp öldüren ve onların taze kanlarıyla yıkanıp, gençlik bulma sevdalısı kontes var. Kontes bir seri katil ama, film gerilim kısımlarını çöpe atıp, psikolojik olanın peşine doğru dramatik bir şekilde sürükleniyor. Kanla hayat bulmak bilindiği vampirlere has bir devinim. Karanlıkta onların güç bulduğu bir renk alaşımı… Kurtadam Pariste’nin güzel Serafine’in eli kanlı bir avcıya dönüşmesi Delpy’nin bu tarz filmlere olan ilgisini de az çok ortaya koyuyor.

Hırslı kontes, genç bir erkeğin aşkını yaşlı olduğu için kaybettiğini düşünüyor. Tam yataklara düşmüş, güçten kesilmişken bir mucize oluyor ve kontes ihtiyacı olan şeyin bir bakirenin kanı olduğunu şıp diye keşfediyor. Bakirelerin kanı, oluşturulan ‘sıkma’ sistemiyle kontesin tenine ‘şıpır şıpır’ damlıyor. Bu arada filmin 1560’lı yıllarda ve tarih formlarda geçtiğini de ekleyelim. Tabii bir de Macarlarla Türklerin bitmez tükenmez düşmanlığı da filmin satır aralarında bir hayli komik bir şekilde yer alıyor. Daha doğrusu Delpy senaryosunu da yazdığı filme ‘günde üç kere’ formülü şeklinde ‘Türkler şöyle, Türkler böyle’ replikleri serpiştirmiş. Hamasi duygulara girmeden, sadece komik buluyorsunuz bu gereksiz serpiştirmeyi…

Filmi bir kadın yönetince haliyle, filmin duygusu da kadınca ilerliyor. Filmde aslında bir iktidar ve güç savaşımı var ama bir süre sonra olay kontesin kendi içindeki güç savaşına dönüşüyor. Lezbiyen duygular, kurt adamı formuna bürünmüş bir erkek, her geçen gün kurban edilen genç bakireler, karanlık ortamlar filmin vasat havasına pek fazla bir şey eklemiyor… Sadece gurur, intikam ve aşk duygularının derin kıskacında kalan bir kadının yansımalarına tanık oluyoruz. Kontesin gençlik iksiri olara kullandığı genç kızlara olan yaklaşımının naifliği, olayın bir süre sonra bir erkeğe olan duyguları aşıp kendi içinde bir devinime dönüşmesi, ölen kızların cesetlerin ortalıkta dolaşması ama kimsenin görememesi gibi durumlar filmin gerçeklik ve efsane duygusu arasındaki git-gellerini fazlasıyla ortaya koyuyor. Vasat ama bir kadının duygusal olarak yapabileceklerini anlamak açısından ilginç bir deneyim olabilir.

 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.